"İSKEÇE TÜRK BİRLİĞİ DAVASI SİYASİ HALE GETİRİLDİ!"




Özcan Aliosman -DG- (GÜMÜLCİNE) İskeçe Türk Birliği, “İskeçe Türk Birliği; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararının Uygulanmasını Beklerken” konulu bir konferans düzenledi.

30 Mart Cuma günü İskeçe’deki Elisso otelinde düzenlenen etkinlikte konuşmacılar, İskeçe Türk Birliği davasının, artık hukuki bir süreçten öte son yıllarda siyasi bir alana taşındığını ve bu şekilde mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çektiler.

İskeçe Türk Birliği’nin ev sahipliğinde düzenlenen konferansa; Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Murat Ömeroğlu, Rodop Milletvekili İlhan Ahmet, İskeçe Milletvekili Hüseyin Zeybek, İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete, DEB Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş, Mustafçova Belediye Başkanı Cemil Kabza, BAKEŞ Genel Müdürü Pervin Hayrullah, İTB Başkanı Ozan Ahmetoğlu, GTGB Başkanı Necat Ahmet, BTTÖB Başkanı Aydın Ahmet, Batı Trakya Kadın Platformu Sözcüsü Sevil Şerifoğlu, Kırköy Kültür Eğitim ve Spor Derneği Ova Kadınlar Kolu Başkanı Fatma Sali Emin, İskeçe Çınar Derneği Başkanı Cengiz Ömer ve İskeçe ve Gümülcine’den soydaşlar katıldı.

İki oturumda düzenlenen konferansın oturum başkanlığını aynı zamanda İskeçe Türk Birliği Başkanı olan gazeteci Ozan Ahmetoğlu yaptı. Konferans açılış konuşmalarıyla başladı.

DEB PARTİSİ GENEL BAŞKANI MUSTAFA ALİ ÇAVUŞ

“BU ÜLKEDE BİRÇOK IRKTAN OLABİLİRSİNİZ AMA TÜRK OLAMAZSINIZ”

Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş, İskeçe Türk Birliği’nin İskeçe halkı için önemli bir sivil toplum kuruluşu olduğunu söyledi. İTB’nin Yunanistan devletinin almış olduğu bir kararla uzun yıllardan beri resmi işlevselliğini yitirdiğini anımsatan başkan Ali Çavuş, yaklaşık on yıldan beri de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) almış olduğu kararının uygulanmasını beklediklerini ifade etti. Ali Çavuş sözlerine şöyle devam etti: “AİHM’nin kararlarının uygulanmamış olması ülkemiz için kötü bir tablo, ülkemizde demokrasinin sınıfta kaldığını, dernekleşme özgürlüğünün olmadığını söyleyebiliriz. Bu ülkede birçok ırktan olabilirsiniz ama Türk olamazsınız. Bizler ülkesini seven, bu ülkeye bağlı insanlarız. Ben inanıyorum ki bu haklı mücadeleden İTB bir gün resmi olarak işlevini devam ettirecek. Bu konferanstan çıkacak olan sonuş bildirgesini hem devletimiz, hem de iktidarımızın iyi okumasını temenni ediyorum.”

RODOP MİLLETVEKİLİ İLHAN AHMET

“DEMOKRASİLERDE EN BÜYÜK TEHDİT FAŞİZMDİR. DEVLETİMİZİN ENDİŞEYE KAPILMASINA, TEREDDÜTE DÜŞMESİNE BİR SEBEP YOKTUR”

Öncelikle İskeçe Türk Birliği davası sırasında İskeçeli avukat Orhan Hacıibraim ile bir dönem birlikte çalıştıklarını anımsatan Rodop Milletvekili İlhan Ahmet, bundan dolayı meslektaşı avukat Orhan Hacıibram başta olamk üzere, konferansta konuşmacı olarak yer alan Panayotis Dimitas ve Damon Damianos’a teşekkür etti. Yunan Meclisi’nde İTB’nin tanınması için bi kanun tasarısı geçtiğini söyleyen milletvekili İlhan Ahmet, söz konusu tasarıya dört azınlık milletvekilleriyle birlikte ‘Hayır’ oyu kullandıklarını belirtti. Bunun takdire şayan bir durum olduğunu hatırlatan İlhan Ahmet, “Bu geçen kanunla bu hak elden gitmiyor. Ama bu maddenin gereğinden fazla zorlaştırılmasını, bu konuya diğer meclisteki milletvekilleri arkadaşlarının bakış açısını, bir anlamda protesto etmek için ‘Hayır’ oyu kullandık. Ama ben yine de bu davanın iyi bir şekilde sonuçlanacağını ümit ediyorum. Bu bir demokrasi mücadelesidir. Demokrasilerde en büyük tehdit faşizmdir. Devletimizin endişeye kapılmasına, tereddüte düşmesine bir sebep yoktur. İskeçe Türk Birliği meşru, yasal ve demokratik bir mücadele vermektedir ve bunun böyle devam etmesini diliyorum” diye konuştu.

İSKEÇE MİLLETVEKİLİ HÜSEYİN ZEYBEK

“BİZ HAKLI OLDUĞUMUZ DAVADA SONUNA KADAR MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

İskeçe milletvekili Hüseyin Zeybek sözlerine, “İskeçe Türk Birliği bizim kalbimizde yaşayan ve bizim için her zaman yasal olan bir dernektir” diyerek başladı. İTB’nin kurulduğu günden bugüne kadar topluma aydınlık veren bir kuruluş olduğunu söyleyen milletvekili Zeybek, İTB’nin vermiş olduğu hukuk mücadelesinde olumlu sonuç almasına rağmen arzu edilen İskeçe Türk Birliği’nin tabelasını asamadıklarını ve bu hukuk mücadelesine devam edileceğini dile getirdi. Ayrıca Yunan Meclisi’nden geçen yasa tasarının kendilerinin arzu etmediği şekilde geçtiğini belirten Zeybek, söz konusu yasaya buruk bir hüzünle ‘Hayır’ oyu kullandıklarını ifade etti. Zeybek, “Biz haklı olduğumuz davada sonuna kadar mücadelemize devam edeceğiz. Çünkü bu konuda haklıyız. Farklı bir şey istemiyoruz” görüşlerine yer verdi.

İSKEÇE SEÇİLMİŞ MÜFTÜSÜ AHMET METE

“YUNANİSTAN GİBİ BİR DEVLETİN İÇİNDE TÜRK OLARAK YAŞAMAKTAN ÇOK MUTLU VE HUZURLUYUZ”

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete konuşmasının ilk bölümünde “Allah-ü Teala sizi ben kabileler ve ayrı ayrı milletler olarak yarattım ki; tanışın ve aranızdaki ilişkiler ona göre bir nizama girsin şeklinde Kuran-ı Kerim’de ayetler vardır. Bunlar dünya nizamı için gerekli olan şeyler ve Rabbimizin biz istemeden vermiş olduğu lütuflardır. Dolayısıyla hiç bir kimse bir dilekçeyle ne Fransız, ne İtalyan, ne de Türk olmuştur. Dolayısıyla biz Batı Trakya’da kalırken ne bize sordular, ne Müslüman Türk doğarken bize sordular, ne de komşumuz bir Yunanlıya bunu sordular. Fakat Allah bizi böyle güzel bir yerde yaşamayı nasip etti” ifadelerini kullandı.

“Yunanistan gibi bir devletin içinde Türk olarak yaşamaktan çok mutlu ve huzurluyuz” diyen müftü Mete, Biz bayrağımızdan, devletimizden ne utandık, ne de gocunduk. Fakat birileri bizleri bu vatana, bu bayrağa düşmanca göstermek için olmayacak şekilde fırsatlar kollamaktadır. Bunu da hayretler içinde izliyoruz. Ben diyorum ki, iki toplum bu toraklarda dostça yaşasın. Benim dedem bu topraklar için can vermiş, gerektiği zaman bu insanlar yine vatanını savunur. Biz bu memleketin düşmanları değiliz. Vergisini ödeyen, askerliğini yapan insanlarız. Dedelerimiz bu topraklarda yatıyor, çocuklarımızın geleceği burada. Öyleyse bir Türk birliğinden, bir müftülükten, bir vakıftan, bir eğitimden korkulmaması gerekir. Bunları siyasilerimiz cesur adımlarla çözmesi gerekir, ben Yunan vatandaşı olduğumun gururunuyaşayabileyim. İnşallah bu günleri hep beraber görmek nasip olur.

Selamlama konuşmalarından sonra birinci oturuma geçildi.

İskeçe Türk Birliği Eski Hukuk Danışmanı emekli avukat Orhan Hacı İbram, İskeçe Türk Birliği’nin yargı sürecini anlattı.

Yunanistan’da 35 yıl süren başka dava olmadığını, AİHM’nin 2008 yılındaki kararından sonra, 758 sayılı yasaya dayanarak resmiyetin iadesi için 2009 yılında başvuruda bulunulduğunu söyledi.  Bu yasayla Yunanistan’ın İskeçe Türk Birliği’ne bir yol gösterdiğini, Ekim ayında çıkan yasanın da buna dayandırıldığını, ilk önce iyi niyetle çıkan yasanın kötü niyetli hale getirildiğini belirtti ve “Bu dava hukuki değil, siyasi bir davadır” ifadelerini kullandı.

İskeçe Türk Birliği Hukuk Danışmanı Ahmet Kara,  AİHM Kararı Sonrası İTB Davası konulu bir sunum gerçekleştirdi.

İskeçe Türk Birliği davasının siyasi ve hukuki olmak üzere iki alanda değerlendirdi. Ekim ayında çıkan yasaya zaten gerek olmadığını ve iyi bir yasa da olmadığını vurguladı.

Helsinki İnsan Hakları İzleme Komitesi Yunanistan Gözlemciliği Sorumlusu Panayotis Dimitras, AİHM’nin İskeçe Türk Birliği’nin faaliyetleri ve varlığının Yunanistan’ın iddia ettiği gibi kamu düzenine aykırı olmadığını vurguladı. Yeni yasada da daha önce AİHM’de mahkum olduğu maddeleri yeni yasaya koyduğunu söyledi. Türklüğün ispatı konusunda mahkemelerin bazı şeyler söylediğini belirtti.

Dimitras, yasa değişikliğinin zaman kazanmaya yönelik olduğunu ve 4 Azınlık milletvekilinin buna hayır dediğini ki bunun da önemli olduğunu vurguladı. Yunanistan’da etnik azınlıkları tanıyacak bir irade olmadığını belirtti ve “Dışarıdan sarı kart gelmezse hiçbir şey değişmez” görüşlerine yer verdi.

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu Uluslararası İlişkiler Direktörü Melek Kırmacı Arık, İskeçe Türk Birliği’nin Mücadelesinin Uluslararası Düzeye Taşınmasında ABTTF’nın Rolü” Başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi.

Kırmacı, uluslararası platformlarda neler yaptıklarını anlattı.  Yunanistan’ın İskeçe Türk Birliği davasıyla ilgili 10 yıldan bu yana bir formül bulmaya çalıştığını belirtti. Kırmacı, “Davanın siyasi bir konu haline getirilmesi gerekir” görüşlerini ifade etti.

Ardından ikinci oturuma geçildi. Bu oturumda ilk sözü avukat Halil Mustafa aldı.

Helsinki İnsan Hakları Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve Temsilcisi avukat Halil Mustafa, 4491/2017 s. yasa ve İskeçe Türk Birliği Süreci: Uygulanmamak Üzere Bir Değişiklik mi? Konulu bir sunum yaptı.

Mustafa, böyle bir kanunun olmaması gerektiğini, AİHM’si kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladı. Azınlıkla ilgili konuların siyasallaşmış olduğunu belirtti. AİHM’si kararlarının Yunanistan’da uygulanmasına yönelik kanun olmasına rağmen İskeçe Türk Birliği kanunu olarak adlandırıldığını söyledi. Mustafa, “Yargıçlara, yapılan müdahaleler sonucunda, isterseniz bu konuda, İskeçe Türk Birliği kararını reddedebilirsiniz imkanı verilmiştir. Yargıçlar hukukla karar verirse bu kısıtlamalar hiç bir şey ifade etmez. Normalde İskeçe Türk Birliği davayı kazanması lazımdır” görüşlerine yer verdi.

Gazeteci Damon Damianos, İskeçe Türk Birliği Davasının Zaman Süreci İçinde Değerlendirilmesi, başlıklı bir sunum yaptı.

Damianos, Yunan toplumun korkularından kurtulamadığını belirtti. Toplumun çoğunluğu için Türk toplumunun varlığı bir tehlike olarak algılandığını ve çoğunluk insanının Azınlığın dini kimliğini savunurken milli kimlik hakkını tanımadığını söyledi. Damianos son olarak, “Azınlık haksızlığa uğramaktadır. Sonuçta da Azınlığa kimlik empoze edilmeye çalışılmaktadır. 1990 sonrasında Azınlık konusunda önemli adımlar atılmış, ancak milli kimlik konusunda diyalog bile yapılmamaktadır. İlerici düşünen Yunan vatandaşları çok daha fazla şeyler yapmalıdırlar” düşüncelerine yer verdi.

BAKEŞ Müdürü Pervin Hayrullah, Uluslararası Platformda İskeçe Türk Birliği Davası konulu bir konuşma gerçeleştirdi.

Hayrullah, İskeçe Türk Birliği için uluslararası platformlarda, sistematik olarak nasıl çalıştıklarını anlattı. İskeçe Türk Birliği’nin tarihi bir olgu olduğunu, dernekleşme özgürlüğü gibi toplantılarda İskeçe Türk Birliği davasının her zaman dile getirildiğini belirtti. Hayrullah son olarak, “İskeçe Türk Birliği davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.

Oturumlar sonrasında İskeçe Türk Birliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu yaptığı değerlendirmede, 35 yıl süren bir dava olduğunu belirtti ve şunları söyledi:  “Bu mücadele Türk ismini taşıyan derneklerin kapatılması, resmiyetlerinin elinden alınması veya yeni derneklerin açılmaması ki bunlar da Yunanistan’ın Batı Trakya’da “Türk yoktur” politikasına dayanmaktadır. İskeçe Türk Birliği davası 10 yıl önce karara bağlanmıştır. Ülkemiz Yunanistan bunları uygulamamakta ısrar ediyor. Şurası çok açık ve ne yazık ki ülkemiz Yunanistan; hukuk, demokrasi ve örgütlenme anlamında sınıfta kalmıştır. Biz,  bunu istemiyor ve temenni etmiyoruz. Yunanistan demokrasisinin bu korkulardan, bu tabulardan vazgeçebilecek, bunları aşabilecek seviyede olduğuna inanıyoruz. Ve gerçekten de bunun bu şekilde olmasını istiyoruz.

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı Yunanistan için hiçbir zaman tehdit ve tehlike olmamıştır. Bizi bu şekilde gösterenler suç işlemektedir. En basit tabirle bu azınlığa haksızlık ediyorlar.

Azınlığımız, gerçekten de hem Avrupa’da hem de dünyada örnek gösterilebilecek bir azınlıktır. Anavatan Türkiye ile vatanımız Yunanistan arasında her zaman barışı, işbirliğini, dostluğu destekleyen, arzu eden bir toplumuz. Televizyonda Türk ve Yunanlı yetkilileri yan yana gördüğümüzde, tokalaştıklarını ve faydalı görüşmeler yaptıklarında en çok sevinen toplum biziz. Fakat biz, kendi kimliğimizle, Türk kimliğimizle, Müslüman kimliğimizle bize, hem uluslararası hukukun, hem Yunanistan anayasasının sağlamış olduğu hak ve özgürlüklere sahip olarak yaşamak istiyoruz. Bu ne bir tehdit ne de bir tehlikedir. Biz, İskeçe Türkleri olarak, Batı Trakya Türkleri olarak her zaman hukuktan ve demokrasiden ayrılmadan bu mücadelemize devam edeceğiz. Belki 10 sene geçti, ama mücadelemize devam edeceğiz ta ki adalet tecelli edene kadar."