"KANLI MARY"DEN SONRA "KANLI THERESA"!




Doç. Dr. Dilek YİĞİT

Nisan ayının son haftası Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May ile Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker Londra’da buluştu. Buluşma sonrası Londra’dan gelen resmi açıklamada,  May’in Juncker ile yapıcı bir toplantı gerçekleştirdiği,  May’in Brexit sonrası Avrupa Birliği ile derin ve özel bir ortaklık kurma arzusunu ifade ettiği ve May ve Juncker’ın ayrıca diğer uluslararası sorunlar üzerinde sohbet ettikleri bildirildi.

Ancak bu buluşmada Juncker’ın May’i Brexit’in çok yanlış bir karar olduğu konusunda uyardığı; hatta Londra’dan ayrılırken Londra’nın şüphelerini on kat daha artırdığını söylediği yönünde haberler basında yer aldı.

Bu haberleri “Brüksel dedikoduları” olarak nitelendiren Theresa May, bu nitelendirmesi ile haberleri yalanlamış oldu.

Buluşmalarında Juncker May’a neler söyledi bilemeyiz tabi; ancak görünen o ki; Londra’nın Brexit konusunda şüpheleri –varsa eğer- on kat artmış değil; en azından Brüksel dedikoduları nitelendirmesini kullanan May buna işaret ediyor.

May-Juncker buluşmasından sonraki bir gelişme oldukça ilginç; Alman basınına göre Juncker Merkel’i arayarak, Theresa May için “başka bir galakside yaşayan kadın” demiş!  Merkel’in Londra’yı Brexit sancılarından acı çekmekle itham ettiği düşünülürse, Merkel ve Juncker’in ortak kanısı Londra gerçekliklerden  uzaklaşmakta…

Juncker’in Merkel’i aradığına ve May’i “başka bir galakside yaşayan kadın” olarak tanımladığına yönelik haberi May’in yalanlama şansı yok malum; zira ne Juncker’ın ne de Merkel’in yanındaydı.

Bu haberin de Brüksel dedikodusu olduğunu varsaysak bile; Juncker May için “başka galakside yaşayan kadın” dememiş olsa bile; Londra’nın Brexit müzakerelerini kendisi için basitmiş gibi gösterme eğilimi, “hard Brexit” tutumu ve “hard Brexit’in  sorunsuz gerçekleştirileceği yönünde yarattığı izlenim, Londra’da gerçekten birilerinin realiteden uzaklaştığını gösteriyor. 1973’den beri Birliğe üye olan bir devletin, Birlik ile ilişkilerini bir anda Birliğin herhangi bir üçüncü devlet ile ilişkilerine indirgemesi ne kadar basit olabilir?

Üstelik Londra’dan gelen, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çekilme anlaşması akdetmeden çekilebileceğine yönelik haberler şaşkınlık verici!  Theresa May, Birleşik Krallık’ı cezalandıracak bir anlaşmaya imza atmak yerine anlaşma yapmaksızın çekilebiliriz dedi. Çekilme anlaşması yapılmaksızın Londra’nın “ben çekildim..Tamam!” demesinin taraflar arasında mevcut hak ve yükümlülükler açısından ne ölçüde kaos yaratabileceğinin kimse farkında değil mi?  Üstelik Avrupa Birliği’nin yarattığı düzende hak ve yükümlülük sahibi olanlar sadece üye devletler değil; ayrıca üye devletlerin vatandaşları da! Çekilme anlaşması akdedilmeksizin  yapılacak çekilmenin hem Birleşik Krallık’ta yaşayan 27 üye devlet vatandaşı hem de 27 üye devlette yaşayan Birleşik Krallık vatandaşları açısından yaratacağı  kaos gözden uzak tutulmamalı.

Adına ister “boşanma anlaşması” diyelim, ister “geçiş süreçleri anlaşması diyelim,  çekilmeyi düzenleyen ve tarafların çekilme sonrası ilişkilerine temel olacak bir anlaşma şart!

Theresa May, bir anlaşma yapmaksızın Birlik’ten çekilmeyi düşünüyorsa, amacı ya müzakere masasında Londra’nın elini güçlendirmeye çalışmaktır ya da kendi ülkesi de dahil Avrupa’yı kaosa sürüklemektir.

Diğer taraftan Theresa May’in Juncker ile buluşmasında kendisi için “kanlı zor kadın” dediği ileri sürülmektedir.  Zaten bu “kanlı zor kadın” tabiri bir süredir Londra çevrelerinde kullanılan bir tabir olmuştur. May’in kendisi için böyle bir sıfat kullanması Brexit müzakerelerinde Brüksel’i çok zorlayacağına işaret etmeye yönelik olabilir, ancak yerinde bir kullanım olmamıştır. Zira tarafların karşılıklı hak ve çıkarlarını korumak, gelecekteki ilişkilerinin temelini kurmak ve istikrarını garanti etmek amacıyla yürütülmesi gereken Brexit müzakerelerine “ben kanlı Theresa’yım” diye girmek, Brüksel’i kışkırtmaktan ve her şeyi daha da zorlaştırmaktan başka işe yaramaz.

İngiltere’nin tarihe kazandırdığı bir “Kanlı Mary” zaten var; 1. Mary, Protestanlara uyguladığı zulüm ile bu sıfatı “kazanmıştı”. Şimdi bir de İngiltere’den “Kanlı Theresa” mı çıkacak?