ANTROPOLOJİ




Petek Şah –DG- İnsanın tek başına biyolojik bir varlık olmadığı, içinde yaşadığımız toplumla olan ilişkimizden belli. Hiç kimsenin toplumun dışında, tek başına var olabilmesi pek olası değildir. İşte insanı, içinde yaşadığı bu toplumla olan ilişkisi doğrultusunda inceleyen ve kültürel bir varlık olarak ele alan bilimdalı Antropoloji'dir. Bu bilim dalının ışığı altında, kültürel ve bilimsel süreçler çeşitli kuramlarla açıklanmaya çalışılır.

'Antropos', eski Yunan'da insan anlamına gelir, 'Logos' ise bilim demektir ve insanların benzerlikleri ve farlılıkları da gözetilerek, karşılaştırma yapmak suretiyle ele alınması tekniğini esas alır. Bir deyişle farklı insan topluluklarının yarattığı kültürel farklılıklar incelenmektedir.

Son yıllarda verilerine gittikçe daha çok ihtiyaç duyulan antropoloji, işe insanların fiziksel özelliklerinin inceleyerek başlar. Irklar arası ilişkiler ve ırkların karşılaştırılması da en önemli başlıklardan biridir.  Ayrıca elbette ki yaşayış biçiminde ve fizyolojik özelliklerde hayvanlarla farklılıkları da konu edilir. Kısacası olay insanın, insan olabilmek için geçirdiği aşamalardır. Antropoloji çeşitli kollara ayrılır.

Bunlardan ilki 'Prehistorik Arkeoloji'dir. Dünya üzerinde yok olmuş, ölmüş olan kültürleri ele alır. Bunu yapmak elbette pek kolay değildir; çünkü kaynaklar yazılı olmayanlarla sınırlıdır. 'Linguistik Arkeoloji'yse bu incelemeleri dilin özellikleri ve konuşma biçimlerini değerlendirerek yapar. Dilim toplumun yapısıyla şekillendiği ve toplumun her türlü kıvrımını yansıtır. Bununla birlikte dil de toplumu aynı ölçüde etkiler.  'Etnoloji'yse günümüz kültürlerini inceler. İçinde yaşadığımız çağın kültürlerin, toplulukların hangi noktadan başladığı ve nereye ulaştığı konu edilir. Buna bir nevi kültür tarihi incelemesi gözüyle de bakılabilir. Bu alandaki sonuçlara ulaşmanın yolu insan davranışlarını gözlemlemektir.

Tüm bunlar kültürel antropolojini alt başlıklarıdır. Bir de işin daha biyolojik ve fiziksel özelliklerine eğilen Fiziksel Antropoloji vardır; insanların fiziki gelişimini inceler. Farklı ırklara mensup kişiler arasındaki farklılıklar, günümüzdeki hale gelebilmek için geçirilen biyolojik değişimler ve aşamalar ele alınır. Ama bu, yalnızca biyoloji alanında çalışmalar yapılacağı anlamına gelmez. Genetik miraslar, insanlar ve yakın akrabaları arası ilişkiler, atalarımızın kalıntıları birer inceleme alanı olur.

Antropolojinin, arkeolojiyle ilişkisi hakkındaysa farklı görüşler mevcuttur. Bazı bilim insanları bu iki bilim dalını birbirine bağlarken, bazılarıysa tamamen bağımsız iki dalı olduğunu düşünmektedir. Arkeoloji, antropologların araştırmalarına kaynak oluşturabilecek verilere ulaşmaya çalışır. En basit tanımıyla arkeologlar, antropolojinin tarihçileridir de diyebiliriz.

Antropoloji her ne kadar fizik, kimya, tıp gibi pozitif bilimlerle eş tutulmasa da, aslında antropoloji sosyal bilimlerin en geniş kapsamlısıdır. Sıra antropolojiye gelince bu bilimi konumlandırmak pek kolay değildir. Oysa ki antropoloji bize, bireysel anlamda değilse de insan olarak kim olduğumuz sorusuna cevap verir. Bu nedenle ülkemizde de hak ettiği değeri görmeyen bu bilime mümkün olduğunca özen gösterilmelidir. Zira kim olduğumuzu bilmek bireysel olduğu kadar, toplumsal boyutta da önemli ve işlevseldir.