Avrupa Aşırı Sağının Almanya Zirvesi ve Önemi




 

Dr.Dilek Yiğit 

21 Ocak Cumartesi günü Almanya Avrupa aşırı sağının zirvesine ve aşırı sağa karşı 3.000 kişilik protestoya ev sahipliği yaptı.

Protestocular “sınırlara, uluslara ve sürgüne hayır” gibi sloganlar atarken, Avrupa aşırı sağının temsilcileri Fransa’dan Marine  Le Pen, İtalya’dan Matteo Salvini, Hollanda’dan Geert Wilders ve Almanya’dan Frauke Petry Avrupa’da aşırı sağın yükselişini ve partilerinin hedeflerini görüşüyorlardı. Kısaca protestolar zirveye engel olmadığı gibi, liderlerin dikkatini de çekmedi.  

Almanya’da gerçekleştirilen Avrupa aşırı sağı zirvesinin Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasından bir gün sonra gerçekleştirilmiş olması bir rastlantı değil. Zira Avrupa aşırı sağı için Trump’ın ABD başkanı seçilmesi, ortak söylemlerinin, yani küreselleşme, yabancı ve mülteci karşıtı söylemlerin başarısı olarak okunuyor. Dolayısıyla Avrupa’nın aşırı sağcı liderleri Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasından bir gün sonra gerçekleştirdikleri zirve ile başladığını iddia ettikleri “yeni dönemi” kutluyor ve Trump dalgasını Avrupa’ya davet ediyorlar.

Avrupa aşırı sağının zirvesinde ne konuşuldu?

Zirvede tahmin edileceği üzere başlıca iki konu öne çıktı. Birincisi göç sorunu, sığınmacı meselesi.  Marine Le Pen eleştiri oklarını Almanya’ya yüzbinlerce göçmeni kabul eden Merkel’e çevirdi ve “Almanya’ya göçmen kabul ederken Almanlara sordunuz mu?” sorusunu yöneltti. Geert Wilders ise Avrupalı liderleri Avrupa’yı İslamlaştırmakla itham ederken, Avrupalı sarışınların kendi ülkelerinde yabancı olma tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını ileri sürdü. Matteo Salvini ise, evsiz, elektriksiz, ısınma imkânlarından yoksun binlerce İtalyan varken, göçmenlerin otellerde yaşamasından duyduğu rahatsızlığı ifade etti.

İkinci konu ise sığınmacı karşıtlığında olduğu gibi sert ifadelerin kullanılmadığı Avrupa Birliği meselesi oldu.  Özellikle sığınmacı krizi konusunda sorumlu tutulan Avrupa Birliği Avrupa vatandaşlarının beynini yıkamakla suçlandı. Frauke Petry  göç hareketlerinin kendilerine “çeşitlilik” diye satıldığını, Brüksel’in dikte ettiği böyle bir “çeşitliliği” kabul etmeyeceklerini ifade etti.

Avrupa aşırı sağının liderleri Trump’ın ABD’deki seçim başarısı kadar Birleşik Krallık’tan gelen Brexit kararını da kurulu düzen karşıtlığının başarısı olarak okudular. Le Pen Avrupa Birliği’ne üye devletlerin kendi egemenlikleri ve özgürlüklerinin koruyucuları olmaları gerektiğinin altını çizerken, geleceğin Avrupasını şekillendirme amaçlarını da açıkladı. Salvini ise Avro’yu başarısız bir tecrübe olarak adlandırdı.

Burada altını çizmem gereken nokta, her ne kadar Brexit kararına övgüler yağdırıyor olsalar da, Kıta Avrupası aşırı sağının  ülkelerini Avrupa Birliği’nden çıkarmak yönünde  net beyanları yok. Bu noktada Kıta Avrupası aşırı sağı için öncelik Birlik içinde kalarak, Birliği revizyona tabi tutmak. Planladıkları revizyonun ise Birliği supranasyonel özelliklerinden soyutlayarak intergovernmental hale getirmek olduğunu tahmin etmek de zor değil.

Avrupa aşırı sağının Almanya’da gerçekleştirdiği zirvenin önemi nedir?

Avrupa Birliği vatandaşları ve Avrupa siyasetini yakından takip edenler açısından liderlerin zirvede söylediği yeni bir şey yok. Zira zirvede ifade edilen görüşler zaten malum; ne zaman konuşsalar aynı şeyleri söylüyorlar.

Ancak zirveyi önemli kılan, zirveye katılan siyasilerin ülkelerinde seçimlerin yaklaşıyor olması. 2017 yılında Fransa’da cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler, Almanya’da ve Hollanda’da genel seçimler var. İtalya’da genel seçimler 2018’de, ancak Renzi’nin istifası sonrası erken seçim tartışmaları etkisini yitirmedi. Dolayısıyla Avrupa aşırı sağının liderleri, ülkelerindeki seçimler öncesi birlik ve beraberlik adı altında güç gösterisi yapıyor ve birbirlerine yönelik desteklerinin altını çiziyorlar. Zira herhangi birinde seçimleri aşırı sağın alması  diğerlerinde aşırı sağın seçimleri kazanma ihtimalinin yükselişine işaret edecek.

Ayrıca, belki de daha önemlisi, bu zirve ile verilen aşırı sağın “eski düzen” olarak adlandırdığı mevcut düzeni yıkma kararlılığına yönelik mesaj.  Bu kararlılığı “Avrupa’nın uyanışı” olarak adlandırıyorlar. “Avrupa’nın uyanışı” olarak adlandırdıkları olgu, kesinlikle Avrupa Birliği’nin revizyonu demek. Zaman, Avrupa Birliği kurumları, Avrupa federalistleri ve Eurofiller için kaygılanma zamanı!