AVRUPA'DA MİKRO REFERANDUMLAR




Doç. Dr. Dilek Yiğit

1 Ekim 2017 tarihinde Katalonya'da gerçekleştirilen ve İspanya merkezi hükümeti tarafından illegal kabul edilen referandumun, sonucundan bağımsız olarak,  domino etkisi yaratma riskine konuya dair yazılarımda değinmiştim. 

Ancak okuyucularımızdan gelen çok sayıda sorudan anlaşıldığı üzere; Avrupa'daki ayrılıkçı hareketlerin Birleşik Krallık ve İspanya ile sınırlı kaldığı yönünde bir algı bulunmakta. Dolayısıyla bu açıdan Katalonya referandumunun domino etkisi yaratacağı konusundaki öngörü anlamını yitirebiliyor. 

Katalonya referandumunun domino etkisinin ilk İtalya üzerinde görüleceğini tahmin etmek zor değildi. Ancak tahminler domino etkisinin İtalya'da bu kadar çabuk görüleceğini öngöremedi. Zira bugün (22 Ekim 2017) İtalya'da iki bölge,  Lombardy ve Veneto,  otonomi referandumu gerçekleştiriyor. 

Lombardy ve Veneto ekonomik açıdan zengin bölgeler. Lombardy finans merkezi; Veneto ise turizm merkezi. Her iki bölge İtalya milli gelirinin yaklaşık %30'unu karşılıyor. Dolayısıyla bu iki bölge zenginliklerini gerekçe gösterip; kaynaklarını yoksul bölgeler ile paylaşmak zorunda olmadıklarını belirterek referandumlarına meşruiyet kazandırmaya calışıyorlar. 

Dolayısıyla Katalonya referandumunun gölgesinde Avrupa'da mikro referandumlar başlamış oldu. 

İtalya'daki mikro referandumların iki temel özelliği bulunmakta. 
Birincisi bu referandumların sonuçları bağlayıcı değil. Peki sonuçları bağlayıcı olmayan referandumlar neden yapılıyor? Roma'yı sıkıştırmak, merkezi hükümetin yerel otoritelere daha fazla yetki devrinde bulunmasını sağlamak amacıyla referandum sonuçlarını Demokles'in Kılıcı gibi Roma'nın üzerinde sağlamak için.

İkincisi referandumlar bağımsızlık için değil otonomi amaçlı gerçekleştiriliyor. Oysa Kuzey Ligi geçmişte bu bölgelerin bağımsızlığı için kampanya yürütmüştü. Bağımsızlık yerine otonomi talebi gösteriyor ki,  bu bölgedeki siyasilerin amacı aslen İtalya'dan ayrılmak değil İtalya siyasetinde ayrılıkçıların pozisyonunu güçlendirmek. 

Lombardy ve Veneto referandumlarının sonucu kestirilemiyor ama İtalyan siyaset bilimcilerin altını çizdiği gibi referandumlar İtalya'da domino etkisi yaratabilir. Güney İtalya' dan da referandum girişimleri gelebilir.  Kısaca mikro referandumlar İtalya'nın ulusal birliğini tehdit etmektedir. 

Ayrıca Katalonya referandumu öncesinde görüldüğü gibi Avrupa Birliği üye ülkelerdeki ayrılıkçı girişimleri iç siyasi meseleler olarak yorumlayıp,  resmi olarak karışmamayı tercih ediyor. Ancak ayrılıkçı hareketler sebebiyle ulusal düzeyde birlik ve dayanışma bilinç ve duygusu sarsılırken,  supranasyonel düzeyde birlik ve beraberlik sağlanabilir mi? Brüksel bu soruya cevap aramalı.