AVRUPA PARLAMENTOSU SEÇİMLERİNE RUS TEHDİDİ




Doç. Dr. Dilek YİĞİT - 3-26 Mayıs 2019 tarihlerinde Avrupa Parlamentosu seçimleri gerçekleştirilecek. Seçim tarihi yaklaşırken, Birleşik Krallık’ın çekilmesinin seçim sonrasına kalıp kalmayacağı, Avrupa’da aşırı sağın yükselişinin ve Sarı Yelek hareketinin Parlamento seçimlerine nasıl yansıyacağı meseleleri üzerinde tartışılır iken, NATO’nun eski genel sekreterlerinden Rasmussen’in çıkışı seçim gündemine bir meseleyi daha taşıdı.

Rasmussen, geçtiğimiz hafta, Rusya’nın Avrupa Parlamentosu seçimlerine müdahale etmek için “eşi benzeri görülmemiş” yöntemlere başvuracağını, Parlamento seçimlerinde “habis aktör” olarak yer alacağını, hatta İran ve Çin gibi diğer “habis aktörlerin” de Rusya’yı örnek almış olabileceğini belirtti.
Bu açıklama Rasmussen’in, Rusya’nın Avrupa Parlamentosu seçimlerine ve Avrupa’da gerçekleştirilecek ulusal seçimlere müdahale edeceğine yönelik ilk açıklaması değil. Geçtiğimiz yıl da benzer bir açıklama yapan Rasmussen, 2018-2020 yılları arasında NATO ve AB üyesi ülkelerde toplam 20 seçim gerçekleştirileceğini ve Rusya’nın bu seçimlerin sonuçlarını etkilemeye çalışacağını belirtmişti.

Rasmussen’in Rusya’nın seçimlere müdahale etmesi yanında bir diğer kaygısı ise Avrupa Birliği’ne üye devletlerin Rusya’nın seçimlere yönelik tehdidini önleyecek yeterli hazırlığa sahip olmaması. Rasmussen üye devletlerin Rusya’ya karşı nasıl önlem alabileceği hususuna detaylı açıklık getirmiyor ama Parlamento seçimlerinde aday olacakların seçimlere yabancı müdahalesine karşı belirlenecek temel ilke ve prensiplere uyacaklarına dair söz vermelerini istiyor.

Avrupa Birliği’ne üye devletler ulusal düzeyde önlem almaya çalışacaklardır mutlaka ama hâlihazırda Avrupa Birliği’nin ortak bir planının yokluğu uzmanlar tarafından bir eksiklik olarak görülüyor.
Rasmussen’in Rusya’nın Avrupa Parlamentosu seçimlerine “eşi benzeri görülmemiş yöntemler” ile karışacağı yönündeki argümanının somut delili nedir bilmiyoruz; yani Rasmussen neye istinaden Avrupa Parlamentosu seçimlerinin Rusya’nın hedefinde olduğunu ileri sürüyor sorusuna Rasmussen açıklamasında net yanıt vermiyor.

Ancak Rasmussen’in Avrupa Parlamentosu seçimlerine Rusya’nın müdahale edeceği yönündeki argümanının arkasında Rusya’nın 2016 yılında Birleşik Krallık’ta gerçekleştirilen Avrupa Birliği referandumuna ve 2017 yılında gerçekleştirilen Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale etmeye çalıştığı yönündeki iddiaların olduğu açık.

2016 yılında Birleşik Krallık referandumunda, Rusya’nın Brexit yanlılarına fon sağlamak ile medya ve sosyal medya üzerinden Brexit yanlılarını desteklemek suretiyle destek verdiği ileri sürülüyor. Hatta Birleşik Krallık Parlamentosu Rusya’nın Britanya iç siyasetine karıştığı yönündeki savlar üzerine inceleme başlattı. Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May, açıkça, Rusya’yı Avrupa’daki seçimlere müdahale etmekle itham etti.

2017 yılında Fransa’daki başkanlık seçimlerinde Rusya’nın üç farklı kanattan seçimlere müdahale ettiği düşünülmekte. Birincisi Fransa seçim altyapısına yönelik siber saldırılar; ikincisi seçim yarışında Rusya’ya karşı açık pozisyon takınan tek aday olan Macron’un seçim kampanyasını hedef alan saldırılar; üçüncüsü ise Fransa’da aşırı sağa maddi destek sağlanması.

Fransa’daki seçimlere Rusya’nın müdahale etmedeki amacı Fransa iktidarının Rusya yanlısı, ya da en azından Rusya karşıtı siyasilerin eline geçmesini önlemek; ancak Brexit referandumuna müdahale etmedeki asıl amacı Britanya iç siyasetine karışmak değil; bilakis Britanya iç siyasetine karışmak, bu noktada Avrupa Birliği siyasetine karışmak için araç niteliği kazanıyor. Zira Rusya, Brexit kararı ile Avrupa Birliği’nin istikrarsızlığa sürüklenmesini beklemiş olabilir. Avrupa Birliği entegrasyon tarihi boyunca ilk kez bir üye devlet Birlik’ten ayrılacak olduğuna göre, Rusya hem bu ayrılma sürecinin sağlıklı yürütülemeyeceğini hem de sonuçlarının Birlik adına yıkıcı olacağını öngörüyor olmalıdır.
Avrupa’da aşırı sağın güçlenmesi, Avrupa Birliği karşıtlığı temelindeki politikaları üzerinden Avrupa Birliği’nin zayıflaması demek olacağından, Rusya’nın Avrupa Parlamentosu seçimlerine karışmadaki amacı da, Avrupa Parlamentosu’nda Avrupa Birliği karşıtı aşırı sağın güç kazanmasını sağlamak olabilir. Böylelikle Rusya, özellikle Doğu Avrupa üzerinde etki alanı mücadelesi verdiği Avrupa Birliği’ni içten zayıflatmayı başarmış olacaktır.

Dolayısıyla Rusya’nın Avrupa’da aşırı sağın güçlenmesi adına Avrupa Parlamentosu seçimlerine, ulusal seçimlere/referandumlara müdahale etmesi, “ideolojik bir savaş” olarak okunmamalıdır; Rasmussen’in de belirttiği gibi Rusya ideolojik bir “savaş” yürütmüyor; derdi aslında sağ kanat ya da sol kanadı desteklemek değil; tek amacı Avrupa’da siyasete güveni baltalamak, kaos ve istikrarsızlık yaratmak.

Peki Rusya Avrupa’da neden kaos ve istikrarsızlık istesin? Bu sorunun cevabı da, soğuk savaş koşullarını yeniden canlandırmak isteyen Rusya’nın günümüz küresel politikasını iki kutuplu dünya bakış açısıyla okuyor olmasında yatıyor; bu bakış açısıyla Avrupa Birliği’nin zayıflaması demek karşıt-kutup Batı’nın zayıflaması demektir.

istanbul escort

bedava bahis

mobil ödeme bahis

mobil ödeme bahis

canlı bahis

deneme bonusu

deneme bonusu

bahis siteleri

mobil ödeme bahis

casino siteleri

kaçak bahis siteleri

deneme bonusu veren siteler

istanbul escort