AVRUPA ZİRVESİNDE GÖÇ MESELESİ VE İTALYA




Doç. Dr. Dilek Yiğit- Dün (28 Haziran 2018) bir araya gelen Avrupa Birliğine üye devlet başkanlarının gündemindeki en hassas konu göç meselesi idi. Toplantı sonrası açıklanan Bildiride göç meselesinin tek bir üye devlet için değil Avrupa Birliği’nin tümü için sorun olduğu belirtildi; etkili bir Avrupa göç politikasının üye devletlerin konuya etraflıca yaklaşımını, uyumlu politikalarını ve dış sınırlarda daha etkili kontrolü gerektirdiğinin altı çizildi.

Birliğin Akdeniz sınırındaki üyeleri ve özellikle İtalya’nın göç meselesinde yalnız bırakıldığına yönelik şikayetleri nedeniyle, Birlik Birliğin dış sınırlarını oluşturan üyelerinin bu meselede yanında duracağını, özellikle de İtalya’nın adını zikrederek, belirtti.

Diğer taraftan,  Bildiride, Türkiye üzerinden göç hareketlerini önlemek için Türkiye ile yapılan Geri Kabul Anlaşmasının uygulanmasının öneminin altı çizilirken,  yasa dışı göçü önlemek,  sınır kontrollerinde etkinliği sağlamak ve geri kabul süreçlerini kolaylaştırmak için Batı Balkan ülkeleri ile işbirliğinin gerekliliği belirtildi.

Netice yuvarlak laflar!

Avrupa Birliği böyle yuvarlak laflar ededursun, İtalya’nın daha radikal planları var.

İtalya’da zaten uzunca bir süredir göç sorununa yönelik ulusal planlar tartışılmakta idi. Ulusal planlar diyorum; zira bu planlar supranasyonel düzeyde bir danışmanın ya da işbirliğinin ürünü değil.

Planlarda göçmenlerin zorla sınır dışı edilmesi, idari gözaltı sisteminin geliştirilmesi, her bölgede ‘Geri Dönüş Öncesi Geçici Kalma” merkezlerinin oluşturulması, iltica prosedürlerinin kısaltılması, hatta göçmenler “boş boş oturmasın” diye, göçmenlerin kamu hizmetinde çalıştırılmaları –herhangi bir ücret karşılığı olmaksızın- gibi önlemler yer almakta idi.

Bilindiği gibi İtalya’da geçtiğimiz Mart ayında yapılan seçimlerde hiçbir parti tek başına iktidar olacak çoğunluğu sağlayamamıştı. Aylarca süren müzakereler sonunda, nihayet bu ay içinde, Beş Yıldız Hareketi ve Lega temsilcilerinden oluşan, akademisyen Conte’nin liderliğinde  “Popülist Koalisyon” kuruldu. Hem Beş Yıldız Hareketi’nin hem de Lega’nın Avrupa Birliği’ne sempati duymadığı, seçim kampanyası esnasında kamu harcamaların artırılması, vergi oranlarının düşürülmesi gibi verilen sözlerin Avrupa Birliği kuralları ile örtüşmediği biliniyor.

Dolayısıyla İtalya’nın yeni “Popülist Hükümeti” –sanıldığının aksine- hemen Avro Alanından çıkmaya kalkışmayacak ama kuvvetle muhtemel Brüksel’in başını pek çok konuda ağrıtacak.

Hem İtalya’da hem de Brüksel’de önümüzdeki günlerde “AB-İtalya çatışmaları” bekleniyor.

Bu çatışmalardan biri de, göç meselesi üzerinde olacak ve oluyor da… Çünkü İtalyan Hükümeti yüzbinlerce göçmeni, Beş Yıldız Hareketi’nin ve Lega’nın göçmen-karşıtı söylemlerine uygun olarak, sınır dışı etmekte kararlı. Hükümette Başbakan Yardımcısı olarak yer alan Lega lideri Salvini,  yasadışı göçmenleri sınır dışı etme konusundaki kararlılıklarını Sicilya’ya gerçekleştirdiği ziyarette açıkça ifade etti ve İtalya’nın  Avrupa’nın mülteci kampı olmayacağını belirtti.  İtalya basınında Salvini’nin tüm limanları göçmen taşıyan gemilere kapatma yönünde karar aldığı haberleri yer alıyor ( Migranti, la Svolta di Salvini chiusi, tutti i porti Italiani, Il Giornale).  

İtalya Hükümetinin göç stratejisi iki boyutlu olacak. Birinci boyut ülkedeki yasadışı göçmenleri sınır dışı etmek, ikincisi ise İtalya’ya göç kabul etmemek.

Avrupa Birliği’nden gelecek hiçbir tepkinin de İtalya’nın Popülist Hükümetinin umurunda olmayacağı da açık; zira hükümetin söylemi belli; Önce İtalyanlar! Ve İtalyanlar göçmen istemiyor!

İtalya’da halkın çoğunluğunun göçmen istemiyor olduğu bir gerçek –anketler %66 oranına işaret ediyor (il 66 % degli Italiani é contro gli immigranti, Il Giornale), İtalya’da göç hareketlerini istila olarak nitelendirenler var ( L’invasione dei migranti non esiste, e una psicosi fomentata da Salvini, Gli statigenerali)-; Popülist Partilerin yarattığı bir algı değil. Zaten seçimlerde Popülist partilerin aldığı oy oranının yüksekliğinde İtalyanların göçmen istemiyor olmasının ve popülist partilerin de göç-karşıtı söylemlerinin önemli ölçüde etkisi olduğunu söyleyebiliriz.  Kısaca İtalyanlar göçmenleri tolere edemiyor. İtalya siyaseti üzerinde çalışan uzmanlar da halkın nazarında “göç” ve “göçmen” kavramlarının negatif anlam taşıdığına, “göç” ve “göçmen” kavramlarının “şiddet”, “suç”, “mali yük” gibi negatif kavramları çağrıştırdığına işaret ediyor.

Neticede Avrupa Birliği’nin göç sorununa çözüm olarak çevresinde bir tampon bölge oluşturmaya çalıştığı görülüyor. Bu tampon bölge Türkiye ve Batı Balkan devletlerini içeriyor. Birlik, asıl amacı Avrupa’ya varmak olan göçmenleri bu tampon bölgede tutmayı sağlayabildiği ölçüde kendini göç politikasında başarılı sayıyor ve sayacak.  Peki, göçmenler tampon bölgeyi aşıp Birliğe girerler ise… Bu durumda belli ki Birlik içinde de ikinci bir tampon bölge uygulaması var; bu da Birliğin sınır devletleri… Göçmenler Avrupa’ya Akdeniz üzerinden hareket ettiklerine göre içerdeki tampon bölge de İtalya oluyor. Yani İtalya Başbakan Yardımcısı Salvini İtalya Avrupa’nın mülteci kampı olmayacaktır derken hem Brüksel’in İtalya için “kötü niyetine” hem de Brüksel’deki planların İtalya tarafından asla kabul edilmeyeceğine vurgu yapıyor.

 

malatya escort-