BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU DOĞDUĞU DELİNASUFKÖYÜ ZİYARET ETTİ




Özcan Aliosman-DG- (GÜMÜLCİNE) Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu Batı Trakya’yı ziyareti kapsamında son ziyaretini 3 Kasım Cuma akşamı doğduğu köy olan Delinasufköyü ziyaret etti.

Köy meydanında çocuklar tarafından çiçeklerle karşılanan Çavuşoğlu, daha sonra meydanda bulunan köylüleriyle tek tek görüşerek hasret giderdi.

İlk olarak Kozlukebir Belediye Başkanı Rıdvan Ahmet söz alarak bu ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, belediye adına Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’na teşekkür etti.

Daha sonra aynı köyden olan Doğu Makedonya Trakya Eyaleti Başkan Yardımcısı Ahmet İbram da bu ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Batı Trakya halkı adına Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Sayın Hakan Çavuşoğlu’na bu üstün görevinde başarılar diliyor, bu görevin Türk ve Yunan halkları dostluğunun gelişmesine ve azınlığımız sorunlarının çözümüne katkı sağlamasını temenni ediyorum” görüşlerine yer verdi.

Ardından Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu ve aynı zamanda Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif söz alarak, “Bu akşam duygusal bir an yaşıyorum. Biz Hakan Çavuşoğlu Başbakan Yardımcısı olduktan sonra Batı Trakya Türkleri olarak kendisiyle gurur duyduk. Allah kendisinden razı olsun. Delinasufköy böyle bir insan yetiştirdiği için Delinasufköyü de tebrik ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

Son olarak Türkiye Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu köy halkına hitaben bir konuşma yaptı. Köy ziyaretinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Çavuşoğlu’nu o konuşması:

“BEN SİZLERİN ARASINDAN SİZLERİN ARKADAŞINIZ VE BİR KARDEŞİNİZ OLARAK BURADA BÜYÜDÜM”

Türkiye Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, insanın zaman zaman içerisinde bulunduğu duygusal yoğunluk nedeniyle, boğazının düğümlendiği konuşmakta güçlük çektiği ama bulunduğu ortamda konuşmaya hacet bırakmayacak tablonu yaşandığı anlar vardır. Yanı başımda köylülerim var, okuduğum okul var, okul öğretmenim Efrahim öğretmenim var. Aramızda olmayıp da bugün bize Kur’an-ı Kerim’i öğreten Ali Rıza öğretmen hemen şurada yan taraftaki mezarlıkta, Allah’tan O’na da rahmet diliyorum.

Sevgili kardeşlerim, ben sizlerin arasından sizlerin arkadaşınız ve bir kardeşiniz olarak burada büyüdüm, burada geliştim ve bu köyün benim üzerimde olumlu anlamda çok büyük etkisi ve tesiri oldu. Kendi şahsi meselelerimi burada anlatacak değilim. Ama küçük yaşta yetim ve öksüz kaldım. Geldiğim bu köyde sizler ve hemen burada yanı başımdaki hanımefendiler ve arkadaşlarım hiç bir zaman için bana burada yalnızlığı yetimliği, öksüzlüğü hissettirmediler. Hepinize minnettarım, hepinizden Allah razı olsun. Siyasette duygusallığa yer yoktur. Bu küçük bir parantezdir. Şimdi bu parantezi kapatıyorum, bundan sonra önümüze bakmanın azmin ve kararlılığın çalışmanın peşinden koşmamız gerekiyor.

“SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN SİZLERE SELAMLARINI İLETİYORUM”

Sevgili kardeşlerim buraya gelirken iki gün önce Sayın Cumhurbaşkanımızın makamına çıktım. Doğup büyüdüğüm topraklara gideceğimi söyledim. Atina’daki temaslarımdan bahsettim. Kendileri buraya gelmeden evvel özellikle bir hususu sizlere iletmemi istediler. O da şudur ki; kendilerinin selamı, sizlere olan hasreti ve muhabbeti iletmemi istediler. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın sizlere selamlarını iletiyorum.

Sevgili kardeşlerim gerçekten de Batı Trakya’nın bir evladı olarak Türkiye’de ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyaset yapmak, onun da ötesinde 80 milyonluk bir ülkenin Başbakan Yardımcısı olarak bu görevin tevdi edilmesi onurların en büyüğüdür. Ama bu onuru bize tevdi eden esasen Hakan Çavuşoğlu’na değil de Batı Trakya’dan çıkan bir evlat ve insan olarak bu onuru Batı Trakyalılara yaşatan Sayın Cumhurbaşkanıma ve Sayın Başbakanıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bakınız Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasette mutlaka bir Batı Trakyalı refiki olmuştur. Uzun yıllar öncesinden Mehmet Müezzinoğlu ağabeyimiz ve ondan sonra yine Bursa’dan ben, O’nun yanında O’nun gösterdiği istikamette bu millete hizmet etmek onur ve şerefine kavuştuk. Bunlar niçin oluyor. Bunlar ancak balkan coğrafyasıyla ilgili, gönül coğrafyasıyla ilgili bir derdi içinde bir tasayı içinde taşıyan insanın bir bakış açısı olabilir.

“BİZ YOLA ÇIKARKEN KENDİMİZE SİYASET TARZI OLARAK BİRKAÇ İLKE BENİMSEDİK. DEDİK Kİ; İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN”

Gerçekten Sayın Cumhurbaşkanımızın bu bölge için özel bir hassasiyeti var. Bu sadece Batı Trakya özelinde değil, balkan coğrafyası içindeki kardeşlerimiz için de, oradaki dindaşlarımız için de hepsiyle ilgili ayrı ayrı bir hassasiyeti var. Şunu ifade etmek istiyorum; kendisinin lider olarak ortaya koyduğu profil her zaman barışın ve huzurun mekanı olmasını istemiştir. Türkiye 15 yıldan bu yana çok önemli mesafeler kat etti. Hepiniz hatırlayacaksınız, yazar kasaların atıldığı, IMF müfettişlerinin bankalarımızda dolaştığı ve yazık ki büyük bir ekonomik krizin yaşandığı bir Türkiye vardı. Hakikaten bu böyleydi. Ama tam da o süreçte Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya çıkan partimiz Türk milletinin büyük bir teveccühüne mazhar oldu ve partimiz iktidara geldiklerinde Türkiye’de yeni bir yer altı zenginliğe kavuşmadık. Bizim kasalarımız ağzına kadar para dolu değildi. Adeta yerlerde olan bir ekonomiyi alarak ayağa kaldırdık. Peki, bunu nasıl yaptık Bir kere şunun yaptık. Biz yola çıkarken kendimize siyaset tarzı olarak birkaç ilke benimsedik. Dedik ki; insanı yaşat ki devlet yaşasın. Bu bir evrensel teoridir. Eğer mefkûremiz insanı yaşatmaksa devletinizin yüceleceğini, devletinizin onurlu bir devlet olarak dünya milletler ailesindeki yerini alacağını emin olabilirsiniz. Biz bu yolda yola koyulduk. Ve dedik ki; Biz milletimize efendilik taslamayacağız. Siyasetçi millete hizmet için yola çıkmışsa, ona efendi değil, olsa olsa hizmetkar olur dedik. Ve çok güzel iler başardık. Bugün Türkiye’nin vizyonu değişti. Türkiye artık eski Türkiye değil. Türkiye artık ekonomisiyle, alt yapısıyla, sanayisiyle, insan kapasitesi ve kaynaklarıyla güçlü bir ülke. Ama buralara kolay gelmedik. Öncelikle demokrasimizi tahkim ettik. Eksik demokrasi ülkenin gelişmesinde en büyük engellerden biridir. Onun için demokrasimizi geliştirmeliyiz. Kendisini toplum içerisinde farklı hisseden kim varsa onu ötekileştirmek ya da elimizin tersiyle itmek ya da ona sırtımızı dönerek görmezden gelmekle o sorunu çözemeyiz dedik. Bizler sorunun üzerine giderek ve bu farklılığımızı bir zenginlik olarak görerek ve vatandaşımızın nereden kaynaklanırsa kaynaklansın asil bir vatandaş olarak eşit bir vatandaş olarak, hatta bu azınlıksa azınlık haklarına kavuşmuş bir vatandaş olarak Türkiye’de güvenle, huzur ve barış içerisinde yaşaması gerektiğini düşünerek adımlarımızı attık. Bir örnek vermek istiyorum;

“TÜRKİYE’DE KENDİSİNİ KİM FARKLI HİSSEDİYORSA, ONUN ÖTEKİLEŞTİRİLMEDİĞİNİ ONUN ASLİ VE BİRİNCİ SINIF VATANDAŞ OLARAK YAŞADIĞI BİR TÜRKİYE HAYAL ETTİK”

Ben empati yapıyorum, empati yaparak yol almaya çalışacağım. Her ne olursa olsun, İstanbul’da yaşayan Rum Azınlık vatandaşlarımız, bizim asli vatandaşlarımızdır, eşit vatandaşlarımızdır. Azınlık hakları konusunda da sonuna kadar destekçisi olacağız. Bu böyle bilinmelidir ve bu iddiayı ortaya koyarak hareket ettik. 2003 yılında Vakıflar Yasası’nı değiştirdik, 2008 yılında bir daha değiştirdik, 2011 yılında bir daha değiştirdik ve büyük ölçüde bu kardeşlerimizin derdine derman olacak adımları attık. Bundan sonar da atmaya devam edeceğiz. Onun için Türkiye’de kendisini kim farklı hissediyorsa, onun ötekileştirilmediğini onun asli ve birinci sınıf vatandaş olarak yaşadığı bir Türkiye hayal ettik. Demokrasimizi geliştirdik. Demokrasimiz gelişince istikrarımızla beraber Türkiye yatırımlarını arttırdı. Dolayısıyla Türkiye 15 yıl öncesine nazaran tam dört kat büyüdü. Bütün saldırılara rağmen büyüdü. Ama hiç bir zaman milletin bizlere çizdiği istikametten ayrılmadık. Millet ne diyorsa o olsun dedik ve o olmaya devam etti. Şükürler olsun millet bunu her zaman için ödüllendirdi.

“HER BİRİNİZİN AYRI AYRI İYİ BİR VATANDAŞ OLMANIZI ÖZELLİKLE İSTİRHAM EDİYORUM”

Bunları niçin anlatıyorum, herkesin Türkiye’de bir yakını var ya da bir akrabası var. Her şeyden önce Türkiye’yi anavatan olarak görüyorsunuz ve Türkiye ile ilgili beklentileriniz var. Bizler ekonomik dar boğazları gördük, yaşadığımız sorunlarla baş etmesini ve onların üzerine giderek alt etmeyi bildik. Şimdi sesleniyorum. Sizler bu ülkede yaşıyorsunuz. Yaşamış olduğunuz ülkede demokrasiniz geliştikçe standartlarınız gelişecek. Sizlerle ilgili eşit vatandaşlık konusunda atılacak her türlü adım bu ülkenin güçlenmesine vesile olacak. Özgüvenle de hareket etmek gerekir diye düşünüyorum. Onun için sizlerin burada yaşayan vatandaşlar olarak Yunanistan’ın ülkesinde her birinizin ayrı ayrı iyi bir vatandaş olmanızı özellikle istirham ediyorum. Çünkü eğer haklıysanız mutlaka haklılığınızın karşılığını göreceksiniz. Hiç bir şekil haksızlık karşısında meşru olmayana hukukun dışına taşmayın. Mutlaka hukuk çerçevesinde ve meşru koşullarla ne yapacaksanız onu yapın. Bu çerçevede gerçekten de göreceksiniz ki hem içinde bulunduğunuz bu ülkeye vatandaşlık aidiyetinizle beraber bütün bu aidiyetiniz daha fazla gelişecek hem de ülkenizle beraber sizler de kalkınacaksınız. Biz yapmış olduğumuz temaslarda bunları söylüyoruz. Sizlere şuradan sesleniyorum, mahzun olmayınız, yeise kapılmayınız, ümidinizi yitirmeyiniz. Gerçekten haklıysanız mutlaka kazanacaksınız.

“SAĞLIĞINIZDA DA, HASTALIĞINIZDA DA, NEŞENİZDE DE, KEDERİNİZDE DE, HER DAİM YANINIZDA OLACAK BİR TÜRKİYE VAR”

Şunu unutmayın; Sağlığınızda da, hastalığınızda da, neşenizde de, kederinizde de, her daim yanınızda olacak bir Türkiye var. Sizi asla yalnız hissettirmeyeceğiz, sizi asla hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız, onun için ayaklarınızı yere sağlam basın, ümitli olun, geleceğe doğru odaklanın. Elbette ki insan hayatında olduğu gibi, çeşitli inişli çıkışlı dönemler olacaktır. Ama ben şuna inanıyorum. Bizim değiştiremeyeceğimiz bir kader var. Onlardan bir tanesi de iki ülkenin komşu olduğudur. Türkiye ve Yunanistan kültürel ve çok büyük özellikleriyle iki önemli komşudur. Eğer işbirliğini geliştirirler ve birlikte hareket ederlerse bölgede ve küresel anlamda güç olacaklarından hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bizim işbirliği alanlarımız gelişmeye devam edecek. Bütün bu görüşmelerin zirvesi olacak mahiyetteki bir ziyareti önümüzdeki günlerde bekliyoruz. O da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın buraya gelecek olması. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi selamlıyorum, hepinizden Allah razı olsun.”

Son olarak Türkiye Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Delinasufköy’deki halası olan Ferişte Ali Halil’in evine konuk olarak akşam yemeği yedi. Ardından köy halkıyla vedalaşan Çavuşoğlu, Türkiye’ye gitmek üzere Delinasufköyünden ayrıldı.