BEBEK PUDRASININ TERÖR BAĞLANTISI




Doç. Dr. Dilek Yiğit- Bu hafta içinde  Batı kaynaklı bazı yayın organlarında  “talk pudrası kullananlar dinci radikallerin finansmanına katkı sağlıyor”, “talk  pudrası terörizmi finanse ediyor”, “bebek pudrası alarak terörizmi nasıl finanse ediyorsunuz?” gibi başlıklarla karşılaştık.

Kabul edelim ki bu başlıklar oldukça dikkat çekiciydi ve okuyucuyu “talk pudrası ile terörizmin ne ilgisi olabilir ki?” diye düşünmeye, hatta bazılarını araştırmaya sevk etti.

Bu başlıkların kaynağı Global Witness tarafından hazırlanan “At Any Price We Will Take The Mines” başlıklı rapordu. Rapora göre Afganistan'dan çıkarılan talk pudrası Pakistan’a gönderiliyor ve Pakistan’da çıkarılan talk pudrası ile karıştırılıp ABD ve Avrupa’ya ihraç ediliyor.

ABD ve Avrupalı devletlerin içine Afganistan’dan çıkarılmış talk pudrasının karıştırılmış olduğu Pakistan pudrasını ithal etmiş olmasının ne gibi sakıncası vardır sorusu aklımıza geliyor. Mesele ABD ve AB’ye ithal edilen talk pudrasının içine Afgan talk pudrası karıştırılmış olması değil, asıl mesele Afganistan’daki talk pudrasını Taliban ve IŞİD’in çıkartıyor olması.

Pakistan’ın ihraç ettiği talk pudrasının alıcıları  arasında birinci sırada ABD yer alıyor; ABD’yi Hollanda ve İtalya takip ediyor. Bunun anlamı da Taliban ve IŞİD’in çıkardığı talk pudrasının Pakistan üzerinden Batı’ya gitmesi, dolayısıyla Batılı tüketicilerin farkında olmadan Taliban ve IŞİD’e maddi destek sağlaması demek! Bu sayede Taliban ve IŞİD’in milyonlarca Dolar kazandığı belirtiliyor. Doğal olarak bu miktar Afganistan hükümetinin de maddi kaybı demek.

Meselenin arka planına göz atalım: Afganistan’da Taliban giderek güçlenmekte, öyle güçleniyor ki Afganistan hükümetinin barış görüşmelerine katılma davetine yanıt vermeye bile tenezzül etmiyor. Afganistan hükümeti Taliban’ı Ekim ayında yapılması planlanan genel seçimlere siyasi parti sıfatıyla katılmaya çağırdı; Taliban seçimlere girmeyi de gerekli görmüyor. Taliban’ın  ülkenin %14’ünü tamamen kontrol ettiği, %30’u üzerindeki kontrol için de merkezi hükümet ile çatıştığı dikkate alınırsa, Afganistan’da bulunan doğal kaynakların bir kısmının Taliban’ın kontrolünde olduğu gerçeği kendiliğinden ortaya çıkıyor.  Diğer taraftan Ortadoğu’da güç kaybeden IŞİD yeni üs olarak Afganistan’ı seçti, Pakistan sınırındaki Nangarhar’a yerleşti. Nangarhar da Pakistan’ın maden-zengini bir bölgesi. IŞİD’in Nangarhar’da madencilik faaliyetlerine giriştiği, çıkarılan talk pudrasını Pakistan’a taşımak için yol inşasına başladığı bile söyleniyor.

Global Witness yetkilisi Taliban’ın zaten madencilik faaliyetleri ile ilgilendiğinin bilindiğini, IŞİD’in ise Afganistan’ın doğal kaynaklarından faydalanmak için Taliban örneği ışığında hareket ettiğini, faaliyetlerinin finansmanının bir yolu olarak Afganistan’ın doğal kaynakları üzerinde kontrol sağlamaya çalışacağını söylüyor. Neticede doğal kaynaklar Afganistan’daki IŞİD-Taliban rekabetini daha da ateşleyecek.

Batı’da çıkan haberler tüketicilerin talk pudrası satın almasını engeller mi bilemeyiz ama Afganistan hükümetinin talk pudrası ticaretinin Taliban ve IŞİD tarafından gerçekleştirilmesini engelleme sorumluluğunu taşıdığını belirtebiliriz.