BM: KUZEY KORE KRİZİ’NDEN TOPYEKÛN NÜKLEER YASAĞI VE GEREKÇELERİ




Mustafa AY – DG – 11.07.2017- BM, son yılların en büyük kararının altına imzayı attı. BM’ye üye 122 ülkenin katıldığı 7 Temmuz’da gerçekleşen oturumun ardından, nükleer silah sahibi ülkelere karşı atılan devrim niteliğindeki adım, topyekûn nükleer silahsızlanmayla sonuçlanabilir. BM’nin tasarıyı oylamasından sonra, nükleer silah sahibi üye ülkelerin – başlıca: ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, İsrail, Hindistan, Pakistan vd. kullanıcı ülkeler – oylamaya katılmaması sebebiyle, antlaşma 122 ülkenin ‘evet’, Hollanda’nın ‘ret’ ve Singapur’un ‘çekimser’ oyları ile sınırlı kaldı. Antlaşmanın içeriğine göre, BM’ye üye nükleer güçlerin nükleer silah geliştirmesine, üretimine, bulundurmasına ve kullanımına bir an önce son vermesi oylanmış ve oylama oy çoğunluğuyla nükleer gücü haiz üye ülkelerin aleyhine sonuçlanmıştır. Karar sonrasında ABD, İngiltere ve Fransa’nın delegeleri tarafından yapılan ortak basın açıklaması “ Kararı tanımıyoruz!” yönünde oldu.

ABD’nin İran sonrasında şimdi de Kuzey Kore’yle savaşın eşiğine geldiği şu günlerde, dünya politikası Kuzey Kore’nin keyfi nükleer tehditlerine maruz kalıyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un’un “ Nükleer silahımız Dünya’nın herhangi bir yerini vurabilecek menzile sahiptir!” şeklindeki açıklamalarıyla nükleer füzelerinin, ABD’nin yanı sıra diğer ülkelere de tehdit teşkil ettiği anlaşıldı. BM, Kuzey Kore vasıtasıyla, böylesine yıkıcı bir güce sahip nükleer silahın hiçbir ülkenin güdümünde olmaması gerektiğine atıfta bulunarak antlaşmanın kapsamını ABD ve Rusya gibi süper güçlere kadar genişleterek oylamaya sundu. Antlaşma ‘Eğer ABD bu gücün Kuzey Kore gibi ülkelerin elinde bulunmasını istemiyorsa, buna ilk önce kendisinden başlamalı’ anlamını içeriyor.

Dünya’nın önde gelen bankacılık ve finans şirketleri geçen hafta siber saldırıların hedefi oldu. Saldırıların dünya çapında infial yaratması sonrasında birçok düşünce kuruluşunun, ‘ya nükleer füzeler de siber saldırıya maruz kalırsa’ şüphesini gündeme getirdi. British American Security Information Council (BASİC) kuruluşunun son günlerde yayınladığı rapor, Birleşik Krallık donanmasına bağlı ‘Trident’ nükleer denizaltılarının siber saldırılardan etkilenebileceği iddiasını, ortaya atıyor. İngiliz hükümeti de böyle bir olayın gerçekleşmesine imkân olmadığını, çünkü denizaltıların görevde olduğu süre boyunca internet bağlantısı olmadığını ve bu sebeple hiçbir siber saldırının hedefi olamayacağını ifade ederek, raporun geçersiz olduğunu ima etti. İngiliz hükümetinin bu denli açıklamaları her ne kadar raporun geçersizliğine atıfta bulunsa da İngiliz donanması hakkında basına sızan son haberler de Britanya donanmasının itibarını sarstığı gerçek. İddialara göre, BK Kraliyet donanmasının en modern uçak gemisinin, HMS Queen Elizabeth’in, uçuş kontrol sistemleri siber saldırılara karşı korumasız Windows XP sistemiyle donatılmış. Bu sebeple BASİC’in yayınladığı raporun, Britanya yönetiminin aksine, gerçeklik taşıdığı anlaşıldı. Britanyalı yetkililerin siber dünya ile ilgili görmezden geldiği bazı gelişmeler daha var. Bunlardan en öne çıkan gelişme:

  • Ben Gurion Üniversitesi 2014 yılında internetsiz bir bilgisayar ortamına erişmeyi başardı. İnsansız hava taşıtlarının göndereceği FM sinyalleri yoluyla internetsiz bilgisayara sızabilir ve veri çalabilir.

Ben Gurion Üniversitesinin bu buluşu, BK Kraliyet donanmasına ait ‘Trident’ nükleer denizaltılarının fırlatma sistemlerini, her ne kadar denizaltı seyrinde internet bağlantısı olmasa da, heklenebilir hale getiriyor. Bu yüzden, nükleer gücü elinde bulunduran ülkelerin BM kararının geçerliliği ve mantığı hakkındaki söylemleri yersiz kalıyor.