BREXİT, BİRLEŞİK KRALLIK’TAKİ AB’Lİ GÖÇMEN SAYISINI AZALTTI!




Mustafa AY – DG – 25.08.2017 Birleşik Krallık’ta Brexit referandumunun ardından birçok tartışmanın fitili ateşlendi. Ülkede kimi kesimler AB’den ayrılmanın BK’ya pahalıya mal olacağını söylerken kimi kesimler de AB’ye devredilen siyasi ve yargısal egemenliğin tekrar elde edilebilmesi için bir fırsat olduğunu ileri sürdü. Her iki kesimin tezlerinde de haklılık payı mevcudiyetini koruyor. Bir tarafta Brexit kararı sonrasında İspanya’yla patlak veren Cebelitarık krizi ki, bir AB ülkeleriyle kopmanın ilk işaretidir, diğer tarafta da BK’nın, AB’nin denetimi altındaki yargı ve yürütme organlarını ve karar alma yetisini yeniden kendi tekeline alması mevzubahis.

BK, AB’ye katılarak yargı, yasama ve yürütmedeki otoritesini Brüksel ile paylaşmış ve bu uluslarüstü kuruluşla arasında bir ast-üst ilişkisinin doğmasına neden olmuştu. Öyle ki Westminster/Avam Kamarası, 2009 yılında, AB Adalet Divanı’nın talebi üzerine Britanya Anayasa Mahkemesi’nin oluşumu için karar vermek zorunda kalmıştı. Bu sebeple Westminster, ‘sembolik’ Lordlar Kamarası’nın elindeki ‘sembolik’ yargı otoritesinin yeni kurulan Anayasa Mahkemesine vermek zorunda kalmıştı. Her ne kadar Anayasa Mahkemesinin kurulması BK için bir anlam ifade etmese de AB’nin yaptırım gücü neticesinde Britanya’nın, Anayasa Mahkemesini kurmak zorunda olduğunu görmezden gelemeyiz. AB, bu yargı mekanizması sayesinde ülkedeki bazı davaları AB Adalet Divanına taşımış, BK ise yargısal karar-alma otoritesini AB’ye devretmişti. Sonuçta BK yargısı son kararı AB Adalet Divanı’na bırakmıştı ki, bu durum Londra’nın egemen olmadığının bir göstergesiydi. Bu sebeple Brexit kararı’nın BK için ehemmiyet kazandığı çok açık. Yargıdaki bu durum aynı zamanda yürütme ve yasama organlarında da görülebiliyor. Örneğin Westminster’ın göçmenlerle ilgili politikaların Brüksel’de de görüşüldüğü bir gerçek. En nihayetinde göçmen ve mülteci krizinin tüm BK’nın da dahil olduğu AB’yi hedef aldığını söyleyebiliriz. Bu yüzden AB’nin, ortak karar almak ve aldığı kararları üye ülkelere uygulatmak gibi bir eylemi söz konusu. Bu gerekçeler sonucunda gerçek şu ki Avam Kamarası’nın politik kararları Brüksel tarafından sarsılabiliyor. Bu arada şu detaya yer vermek gerekiyor: (Britanya Anayasa Mahkemesinin kurulması anlamsız görünüyor çünkü Birleşik Krallık’ta bir anayasa yok. Bu yüzden anayasa ihlalini denetleyecek bir kuruma da ihtiyaç yok!)

İngiliz Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), Brexit referandumu sonrasında ülkedeki göçmen sayısında büyük bir azalma olduğu yönündeki verileri basınla paylaştı. ONS’nin elindeki veriler doğrultusunda BK sınırları içerisindeki göçmen hareketi geçen yıla nazaran 81.000 daha fazla azalma gösterdi. Ülkeyi terk eden göçmen sayısındaki bu azalmada birçok etken mevcut. Gerek Brexit referandumunun AB vatandaşlarında yarattığı isteksizlik (BK’da yaşama ve çalışma isteksizliği) gerekse BK’nın 2016’da yürürlüğe soktuğu Göçmen Yasası ülkedeki göçmenlerin sayısının düşmesinde büyük rol oynadığını söyleyebiliriz. ONS, Brexit kararı sonrasında BK’yı terk eden AB vatandaşlarının sayısının 33.000’e yükseldiğini ifade etti. Bu husus BK’nın AB’den kopmaya başladığının küçük bir kanıtı. Geri kalan sayının ise ülkelerindeki savaştan kaçarak ülkeye yasadışı giren göçmenlerden oluştuğu biliniyor.

Peki, bu düşüş BK için ne anlam ifade ediyor? Theresa May hükümeti, AB’den ayrılmanın ülkedeki yerel halka daha çok istihdam sağlayacağını düşündüğü için Brexit’i desteklemişti. Amaç ülkedeki yasadışı göçmenlerin ellerindeki iş olanaklarını halka geri kazandırmaktı. Lakin May hükümetinin hesaba katmadığı önemli husus, ülkenin en önemli sanayi kuruluşlarında çalışarak BK ekonomisinde kolon görevi gören kalifiye göçmenler. Bu göçmenler sadece Kuzey Afrika, Asya ve Ortadoğu’dan gelmiyor; aynı zamanda AB üye ülkelerinden de geliyor. Bunlarla birlikte beyin göçü yapan bazı Avrupalı göçmenlerin de ülkenin önemli sanayi ve teknoloji kuruluşlarının üst pozisyonlarında çalıştığı biliniyor. Bu beyin göçü yapan Avrupalı kesimin de ülkeyi terk etmesi halinde BK’da kısa-vadeli bir krizin meydana geleceği içten bile değil. Hâlihazırda ülkedeki işsizlik oranının 4,5 seviyelerinde olduğunu ve bu oranın BK’da yaşayan 3 milyon AB vatandaşının dâhil olmadığını vurgulamak yerinde olur. Eğer AB’li 3 milyon kalifiye işçinin ülkeden ayrılacağını düşünürsek mevcut 4,5‘lik işsizlik oranının çok daha fazla artacağını söyleyebiliriz. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda BK vatandaşlarının işsizlik açığını kapatması mümkün. Ama sorun şu ki ekonomideki kalifiye işçi problemini kısa sürede kapatmak ne kadar mümkün, orası bir muamma.

istanbul escort

bedava bahis

mobil ödeme bahis

mobil ödeme bahis

canlı bahis

deneme bonusu

deneme bonusu

bahis siteleri

mobil ödeme bahis

casino siteleri

kaçak bahis siteleri

deneme bonusu veren siteler

istanbul escort