BREXIT’TEN SONRA HAYAT VAR MI?




Birleşik Krallığın AB’den ayrılma kararı almasının ardından, katılım müzakerelerine devam eden Balkan ülkelerinin AB ile ilişkileri merak konusu oldu. Bölgesel gibi görünen referandum, küresel düzeyde deprem şoku yaratırken, Balkanlardaki etkisi üzerine farklı senaryolar söz konusu. Sandıktan çıkan ayrılık kararı sonrası Balkan ülkelerinden farklı yorumlar gelirken, genel eğilim üyelik sürecinin devam etmesinden yana oldu.

2009 yılında üyelik başvurusunda bulunan Sırbistan’ın, Kosova sorunu nedeniyle AB'ye üyelik başvurusu uzun süre ertelenmişti. Nitekim AB arabuluculuğunda yürütülen Belgrad-Priştine Diyalogu’nda ilerleme kaydedilmesi şartıyla Sırbistan'a adaylık statüsü verilmesini önerilmişti. Bu bağlamda "aday ülke" statüsünü 2012 yılında alan Sırbistan, katılım müzakerelerine 2014 yılında başladı. Ancak Sırbistan, 1999’da bağımsızlık ilan eden Kosova'yı, hala kendi toprağı olarak görüyor. Sırbistan özelinde, Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi müzakere sürecinin birçok maddesinde yer verilirken, 35’inci fasılda detaylandırılmış ve faslın müzakerelerin başında açılıp süreç boyunca açık kalacağı, ayrıca gerekli görülürse ilgili diğer fasıllarda da Kosova konusunun gündeme gelebileceği kaydedilmiştir. Ancak şunu da belirtelim ki AB üyesi olması için Sırbistan'ın Kosova'nın bağımsız bir devlet olduğunu resmen tanıması gerekmiyor. Nitekim AB üyelerinden İspanya, Yunanistan, Kıbrıs, Slovakya ve Romanya da Kosova devletini tanımamıştı.

Ördekli protestolar

Bunun ötesinde, yolsuzluk Sırbistan’ın önemli problemlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Öyle ki Nisan 2016’da maskeli 30 kişilik bir grup tarafından Belgrad şehir merkezindeki binalara yönelik bir yıkım saldırısı gerçekleştirilmişti. Savamala bölgesi, Hercegovacka caddesinde gerçekleşen saldırılarda yok edilen binaların, Belgrad Kordonu projesi dahilinde yıkımı öngörülen binalar olması kafalarda soru işaretlerinin oluşmasına yol açtı. “Belgrad Kordonu” (Beograd na vodi) adı verilen 3,5 milyar Euro’luk kentsel dönüşüm projesi kapsamında, Sırbistan'ın başkenti Belgrad’da Sava Nehri kıyısı boyunca Balkanların en büyük AVM'si ve binlerce kişinin yaşayacağı konutların inşa edilmesi planlanıyor. Sokaklara dökülen Belgradlılar, uygulanması öngörülen kentsel dönüşüm projesini, Belgrad'ın görüntüsünü tamamıyla değiştireceği ve bölgeyi ranta açacağı gerekçeleriyle protesto etti. Sırpçada ‘yolsuzluk’ anlamına gelen ‘patka’ (ördek) sözcüğü protestoların sembolü haline geldi. Konu hakkında açıklama yapan başbakan Aleksandar Vucic ‘Şehir yönetimi yetkilileri yıkım için emir verdi, fakat bunu temiz duygularla yaptıklarından eminim.’ açıklamasını yaptı.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün 1995’ten bu yana her yıl yayınladığı Yolsuzluk Algı Endeksi 2015 sonuçlarına göre Sırbistan 71’inci sırada yer alıyor. 168 ülke arasında yapılan endeks çalışmalarında, Sırbistan bir puanlık düşüşle 2014’te aldığı puanın da altında kaldı ve bu yeni düşüşle de olumsuz konumunu sürdürmüş oldu.

Öyle ki AB müzakere sürecinde yolsuzluk, örgütlü suçlar, yargının işleyişi ve insan hakları ile ilgili tüm konuları kapsayan 23’üncü ve 24’üncü fasıllar tüm aday ülkeler için büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda bu iki fasıl kapsamında özellikle saydamlığın artırılması ve yolsuzlukla mücadelenin güçlendirilmesi beklenmektedir. Ancak görünen o ki Sırbistan müzakere sürecinin kalbinde yer alan 23’üncü ve 24’üncü fasıllarda önemli gelişmeler kaydedememiş ve müzakere sürecinin uzamasına neden olmuştur.

Sırbistan AB hedefinden vazgeçmeyecek

Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vucic ise, AB üyelik sürecine ilişkin Sırbistan'da referandum yapılmayacağını açıklarken, Dışişleri Bakanı Ivica Dacic, İngiltere’nin AB’den ayrılmasının hükümetin dış ve iç siyasi hedeflerini değiştirmeyeceğini belirtmiş, Sırbistan'ın Avrupa yoluna devam edeceği açıklamalarını yapmıştı.

Avrupa’nın önde gelen bankaları, Sırbistan’ın Brexit kararından komşularına göre uzun vadede daha az zararla etkileneceği görüşünde bulunmuş, bunun nedenini Sırbistan’ın İngiltere ile ekonomik ilişkilerinin Avusturya ve Almanya gibi ülkelere oranla daha az olmasından kaynaklandığını belirtmişti. Ancak Brexit kararı Sırbistan’ı hatta genel anlamda Avrupa Birliği’ni kısa vadede etkilemeyecek olsa da uzun vadede etkilerini hakkında konuşmak için çok erken. Ayrıca, Avrupa entegrasyonu tüm üye ülkeler için büyük önem arzederken, İngiltere’nin ayrılması Sırbistan için elbette olumlu bir gelişme olarak düşünülemez.

Devletler üstü yapısıyla, bölgesel bütünleşmede önemli rol oynayan AB, Brexit ile ne yazık ki önemli bir itibar kaybına uğradı. Birleşik Krallık’ın referandum kararı ardından diğer üye ülkeler tarafından yapılması muhtemel referandum önerileri gündeme geldi. Ayrıca Birleşik Krallık’a tanınacak herhangi bir ayrıcalığın diğer üye ülkeler tarafından da talep edilmesi söz konusu olabilir. Ekonomik açıdan bakılacak olursak İngiltere'nin AB'ye her yıl yaptığı 19 milyar Sterlin ödemesinin durması riski de var. Hal böyle olunca, İngiltere’nin ayrılması sadece Sırbistan için değil müzakere sürecindeki diğer ülkeler için de olumlu bir gelişme olarak değerlendirilemez.

Rusya’nın bölgedeki etkisi artabilir

AB'nin genişleme takviminde yer alan Karadağ, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Kosova ve Makedonya için ise Brexit sonrası, müzakere sürecinin uzayarak AB ile ilişkilerin Brexit sonrasında daha farklı bir boyuta geçeceği söylenebilir.

Her ne kadar ülkeler referandum kararına saygı duyduklarını belirtmiş ve AB yolunda kararlılıklarını dile getirmiş olsalar da bu ülkelerin Rusya’ya olan eğilimi göz önüne alınması gerekmektedir. Nitekim Birleşik Krallık’ın Brexit referandumu ile AB’den ayrılmayı seçmesi, Balkan ülkelerinde Rusya’nın etkisinin artmasına olanak sağlamıştır. Bu etkinin altında yatan nedenlerden bazıları Brexit sonrası bölgedeki belirsizlik ortamı, Rusya’nın Balkan ülkeleriyle ilişkileri, bölgede var olan istikrar eksikliği, siyasetçilerin yolsuzlukları olarak belirtilebilir. Balkanların kendi aralarında iyi ilişkiler geliştirmesi ve ekonomik işbirliğini derinleştirmeleri açısından, bölgenin kendi bünyesine entegre olmasını amaçlayan AB, önemli rol oynuyordu. Bu açılardan baktığımızda Brexit’in Balkan ülkeleri için olumsuz etkilerinden bahsetmek mümkün.

Sonuç olarak Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma kararının ardından Balkan ülkeleri AB’ye olan bağlılıklarını dile getirmesine rağmen sürecin henüz başındayız ve şu an için her şey meçhul. Kısa vadede Balkan ülkeleri doğrudan etkilenmemiş olsalar bile, İngiltere'nin AB'den ayrılması ile Balkanların, AB üyelik sürecinde zor durumda kalacağı söylenebilir. Zira AB bir süre birçok alandaki enerjisini kendi içindeki bu krizi çözmeye yöneltecektir. Orta ve uzun vadede ise olası sonuçları öngörmek zor çünkü daha önce AB’den çıkış yaşanmadı ve henüz her şey belirsiz. Bu koşullar altında, Balkan ülkeleri AB ile olan mevcut ilişkilerini muhafaza etmeli ve AB yolunda yeni fasılların açılması için elinden geleni yapması gerektiği söylenebilir. Kısaca Brexit asla bir bahane olmamalıdır.

Nuran Yıldırım

malatya escort-