CIA’NIN SİBER OPERASYONLARI VE KAPASİTESİ




Mustafa AY - DG - 04.08.2017 Eski NSA çalışanı Edward Snowden’nın 2013’te başlattığı ‘sızdırma’ hareketi, ABD’nin gizli siber operasyonları hakkındaki detayların sosyal medyaya düşmesine neden oldu. Özellikle Snowden, NSA, CIA –Amerikan İstihbarat Teşkilatları- ve MI6’nın –İngiliz istihbarat Teşkilatı- geliştirdikleri bazı ‘Trojan’ programları yoluyla Microsoft tabanlı yazılımların kontrolünü ele geçirdiğini ve önemli kişilerin özel hayatlarını ihlal ettiklerini ifade etti. Öyle ki NSA’nın ‘Prism’ takip ve gözetleme programı birçok önemli politikacıların şantajla karşı karşıya kalmalarının yanı sıra bir o kadarın da görevlerinden istifa etmelerine neden oldu. Snowden daha sonralarında Amerikalı yetkililerce ‘vatana ihanetten’ yargılanması istense de Kremlin yönetimi Snowden’nin politik sığınma teklifini kabul etmiş ve Snowden Moskova’da güvenli eve taşınmıştı.

Wikileaks Mart ayında “Vault 7” isimli bir dizi sızdırmaları ile CIA’e ait siber kapasitesinin detaylarını halka arz etti. Bu yayınlama sonrasında Wikileaks, CIA’nın ‘Dumbo’ projesini ifşa etti. Sızdırılan dokümanlar doğrultusunda CIA Microsoft tabanlı bilgisayarlardan sonra şimdi de Apple’nin IOS yazılımına sızmayı başarmış görünüyor. CIA geliştirdiği Trojan virüs yazılımları sayesinde hedefindeki elektronik cihazların kamera, mikrofon ve özel programlarının kontrolünü ele geçirebiliyor. Fakat CIA’nın hedefindeki cihaza erişebilmesi için USB bağlantısına ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Bu cihaz vasıtasıyla CIA cihazın ağ bağlantısına sızarak gerekli bilgileri elde edebiliyor.

Peki, CIA siber operasyonlarında umduğunu elde edebilmek için internete mi muhtaç veya Dünya istihbaratlarının siber saldırılar hususunda geliştirdiği siber teknolojisi bunlarla mı sınırlı? Mossad ve Ben-Gurion üniversitesinin birlikte geliştirdiği siber proje sonucunda Mossad artık insansız hava aracına yerleştirilecek bir kamera vasıtasıyla internetsiz bir ortamdan veri elde edebiliyor. Bu gelişme sonucunda CIA ve Mossad arasındaki yakın ilişkiler göze alındığında CIA’nın siber gücü sadece bir USB ile sınırlı olmadığı düşünülebilir.  Bu yüzden gelecekte Wikileaks, CIA’nın internetsiz ortamlardan veri hırsızlığı yaptığına dair operasyonları gün yüzüne çıkarabilir.