DACA’NIN SONU, YENİ BİR TRAJEDİNİN BAŞLANGICI




İlknur Şebnem Öztemel-DG-07.09.2017- Artık hedef ‘’ Amerikalılaşmış’’ gençler. Salı günü, ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın göçmen çocuklarının ülkede kalmasını sağlayan DACA (Deferred Action for Childhood Arrivals) programını altı ay içerisinde sonlandıracağını duyurdu. Bu karar ile Trump, çoğunluğunu Latin kökenli genç göçmenlerin oluşturduğu yüz binlerce kişiyi hedef tahtasına oturtmuş oluyor. Başta, Trump’ın selefi Barack Obama olmak üzere pek çok Demokrat Parti üyesi karara şiddetle karşı.

Konuya ilişkin Trump, ’’Başkan olarak en önemli önceliğim Amerikan halkını ve anayasasını korumaktır. Çoğu şu anda yetişkin olan çocukları, ebeveynlerinin eylemlerinden dolayı cezalandırmayı savunuyor değilim. Ancak yasalar ülkesi olduğumuz için fırsatlar ülkesi olduğumuzu da kabul etmeliyiz’’ ifadelerini kullandı.

Öte yandan, eski başkan Barack Obama kararı şiddetle eleştirdi. Obama  "Bu gençlere yapılmış büyük bir kötülük, onlar bizim geleceğimize katkı sunacak. Çocuklarımızla birlikte bu ülkeye hizmet edecekler"  şeklinde konuştu ve Kongre üyelerine  ‘’bu gençleri ve geleceği korumak adına üzerlerine düşeni yapmaları’’ noktasında çağrıda bulundu.

Obama’ya cevaben Trump, 2012 ‘de yürürlüğe giren DACA programının Kongre oylaması ile değil de başkanlık kararnamesi vasıtasıyla gerçekleştirildiğinin altını çizdi ve olayı ‘’yasadışı’’ olarak nitelendirdi.

On altı yaşından önce ABD’ye gelmiş, eğitimlerini tamamlamış ve çalışmakta olan, bu süre zarfında herhangi bir suça karışmamış genç göçmenlerin Amerika’da kalmasına izin veren programın iptali ile yaklaşık 800.000 göçmenin sınır dışı edilmesi bekleniyor.

Kampanya döneminin başlangıcından beri Trump, ABD’nin pek çok ‘’temel’’ ilkesine saldırdı. Göçmenler tarafından inşa edilen ve Dünya üzerinde Liberal değerlerin en ‘’tutkulu’’ savunucusu haline gelen, hatta bu konuda kan akıtmaktan geri durmayan bir ülkenin başkanı olarak Trump, ‘’ulusal güvenlik’’ mazeretiyle ülkeye zarar vermesi şiddetle muhtemel pek çok harekette bulundu. Şüphesiz, kaynaklarından faydalandığı bir ülkeye ihanet eden veya toplumsal düzeni bozan göçmenler cezalandırılmayı hak ediyor fakat toplumun dinamiklerine uyum sağlamış, zararsız kimseler etnik kimlikleri sebebiyle herhangi bir olumsuzlukla karşılaştırılmamalı. Ayrıca şunu da hatırlatmakta fayda var ki, ABD ‘’Kanunlar Ülkesi’’ olduğu için değil, Dünya’nın her yerinden gelen yetenekli ve başarılı göçmenlere ‘’ev sahipliği’’ yaptığı için rüyalar ülkesi oldu.