DÜNYA LİMİT AŞIMI GÜNÜ




Petek Şah –DG- İnternetin gelişmesi ve her eve, her cebe girmesiyle birlikte limit aşımı, sıklıkla kullandığımız bir sözcük haline geldi. Ancak bu yıl 2 Ağustos'a denk gelen Dünya Limit Aşımı Günü'nün internet kotasıyla ya da trafikteki hız limitinin aşılmasıyla bir ilgisi yok. Burada sözü edilen limit aşımının çok vahim sonuçları olabilir. Söz ettiğimiz şey doğal kaynakların kısıtlı olması ve mevcut popülasyonun giderek artan tüketim ihtiyacına cevap verememesi. Günümüzdeki durum ve geçmiş yıllar değerlendirildiğinde eşit miktarda üretilen kaynakların tüketim süresi gittikçe kısalmakta. Ne yazık ki bu sonuçlar, ne gezegen, ne de insanlık adına güzel bir tablo çizmiyor.

 2 Ağustos'tan itibaren, Dünya bu yıl için ayrılmış olan kaynakları değil, daha fazlasını tüketmeye başlayacak. Bu da adeta gelecek yılın kaynaklarından borç alınmış gibi bir durum yaratacak. Ancak bunun karşılığını vermemiz pek de olası değil. Kısacası ödeyemeyeceğimiz bir kredi alıyoruz gibi de düşünebiliriz.

Geçmiş yıllara baktığımızda o yıl için ayrılan kaynakların tüketimi en kötü ihtimalde dahi aralık sonuna denk gelmekteydi. Bu da yaşadığımız Dünya'nın 70'li yıllar ve sonrası itibariyle bize yetmediği anlamına geliyor.

Dünya üzerinde yaşayan insanlar arasında, en hızlı tüketim yapan ve ihtiyaçları en zor tatmin edilen ülke Güney Kore. İnsanlığı bu kritik noktaya sürükleyen limit aşımının sebebi, sürdürdüğümüz yaşam tarzı ve sanayileşmedeki hızlılık. Karbon ayak izindeki devamlı artış, tüketimin kontrolsüz bir hale gelmesi, ülkelerin sürdürdüğü biyoenerji ve yenilenebilir enerjiye dayanmayan enerji politikaları ve kontrolsüz sanayileşme sonucunda ortaya çıkan atıklar sebep oluyor bu duruma. Haftada yalnızca bir gün hayvansal ürün tüketmemek, kısa mesafede yürüyerek ulaşımı tercih etmek gibi küçük değişikliklerle bu durumun önüne geçmek hiç de zor değil.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı ( World Wild Foundation), yayınladığı raporda 2017 yılının ilk 7 ayında doğal yollarla emilebilenden çok daha fazla karbon salınımı yapıldığını, doğal yollarla bu durumun üstesinden gelinemeyecek kadar balık tutulduğunu ve ağaç tutulduğunu aktarıyor.

Eskiden hasat, bolluk ve bereket anlamına gelen sonbahar mevsimi henüz gelmeden sahip olduğumuz tüm erzağı bitirmiş olmamız son derece vahim bir durum. Başka bir dünyamız olmadığını unutmamalı, bu Dünya'yı mümkün olduğunca yaşanılır kılmalı ve üzerimize düşeni yapmalıyız. Biz elimizden geleni yaparsak Dünya'mız bizim de varlığımızı sürdürebilmek için bize mümkün olduğunca yardımcı olacaktır.