GİZLİ İŞSİZLİK




Petek Şah –DG- İşsizlik uzun yıllardır ülkemizin en önemli sorunlarından ve haliyle de en önemli gündem maddelerinden biri. Günümüzde ne yazık ki herkesin tanıdığı, işsizlikle boğuşan birileri var. Özellikle bir de üniversite mezunları arasında artan işsizlik son yılların en büyük problemi. Bir de elbette ülkenin ekonomik ferahlık seviyesini ve gelişmişlik düzeyini gösteren etkenlerden biri de gizli işsizlik kavramıdır. Günlük hayatta çok da karşılaşmadığımız bu kavram aslında söz konusu ülkeye dair çok şey söyler.

Gizli işsizlik denilen kavram, ekonomide çalışıyor algısı yaratmasına rağmen, herhangi bir üretim faaliyetinde bulunmayan işçilerin yarattığı durumu tanımlar. Gelişmiş ülkelerde bu kavrama pek rastlanmaz. Gizli işsizlik halinde kişi sözde çalışmakta, karşılığında ücret almaktadır. Ancak ülke ekonomisine üretim anlamında hiçbir katkıları olmamıştır. Bunun temelinde az gelişmiş ülkelerdeki koşulların, kişileri verimli çalıştıracak şartların henüz olgunlaşmamış olmasıdır.

Bu durum kâğıt üzerinde bir şekilde çalışır gösterilen kimseler nedeniyle meydana gelir. Bu kişilerin çalışmayı bırakması ekonomik faydada hiçbir azalmaya sebep olmaz. Elbette bu kişilerin yararlı şeylerin üretilmesine faydası dokunuyor olabilir; ama ekonomik anlamda marjinal fayda söz konusu değildir.

Az gelişmiş ülkelerde özellikle tarım ve kamu sektöründe gizli işsizlik oranı yüksektir. Her ne kadar bu durumun tespit edilmesi son derece zor olsa da bunun da doğru tekniklerle anlaşılması ve engellenmesi mümkündür.

Tarımda işgücüne ihtiyaç duyulmayan aile bireylerinin şu ya da bu şekilde tarımsal faaliyete katılıyor gösterilmesi sonucunda tarımda gizli işsizlik meydana gelir. Benzer durum ticaret sektöründe de karşımıza çıkar. Bu ülkelerdeki kapasite altı çalışan pek çok dükkân ve bu dükkânlarda da satılması beklenen mamul ve ürünlerin seyyar satıcılar tarafından da satılması bunun bir göstergesidir. Hizmet sektöründeyse kafe, restoran, otel ve benzeri işletmelerde asgari ücret karşılığı gereksiz yere çalıştırılan işçiler, işçi gibi gösterilen aile üyeleri bu yanılgı yaratan durumu oluşturmaktadır.

Kamu sektöründeyse bu durum gözle görülür ve hizmet alanlar da bu konudan sıklıkla şikâyet edilir. Devlet dairelerinde ve özellikle de Bakanlıklar ‘da bir kişilik işi pek çok kişi yapmakta, bu da kamu sektöründe çalışan memurların günün büyük çoğunluğunu hiçbir şey yapmadan geçirmesi bununla ilgilidir. Ne yazık ki bir devlet dairesi masasında iş başındayken örgü veya dantel ören, bulmaca çözen çalışanların görüntüsü işi devlet dairesine düşen hiç kimseye pek de yabancı değildir.

Gizli işsizler aslında menfaat gruplarının ve politikacıların yardımıyla çalışır gösterilen bireyler ve ailesindeki çalışmayan kişilerin sigortadan yararlanması amacıyla kendi işlerinde işçiymiş gibi gösterilen kişilerdir. Öte yandan kendisine gerek duyulmadığı halde, evinde veya köyünde, bulunduğu yer ve ailesine olan bağlılığından ötürü kalma isteği ve gerçekten emeğine ihtiyaç duyulan yere gitmeyi reddetmesi de bu duruma sebebiyet vermektedir. Gizli işsizlik bir nevi kısır döngüye de dönüşmekte, gizli işsizlik yine gizli işsizliğin nedeni haline gelmektedir. Çünkü işsizlik milli geliri, yatırımları ve toplam sermayeyi düşürür. Bu da ülkenin azgelişmiş bir ülke olarak varlığını devam ettirmesine sebebiyet vermektedir.

Gizli işsizlik ekonomiye zarar vermekte, söz konusu kişiler için haksız kazanca ve milli gelirlerin yanlış alanlarda harcanmasına sebebiyet vermektedir.  Kalabalık nüfuslu ülkemizde hizmet sektörü ve diğer alanlarda ihtiyaç duyulan işgücünün sağlanması için bu kitlenin bu sektörlere kaydırılması ve bunun mümkün mertebe düzenli ve uzun vadeli planlamalarla yapılması gerekmektedir.