İSKEÇE’DE AŞURE ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ




Özcan Aliosman –DG-(GÜMÜLCİNE) İskeçe Seçilmiş Müftülüğü ile İskeçe Türk Birliği’ne (İTB) bağlı İskeçe Kadınlar Kolu organizatörlüğünde 14 Ekim Cumartesi günü ‘Aşure’ etkinliği düzenlendi.

Etkinlikte İskeçe Müftüsü Ahmet Mete’nin, “Bizler Yorgo ile Maria ile beraber yaşamayı öğrendik. Onlarla yaşayarak doğduk. Bu bizim kültürümüzdür. Biz çalan kilise çanından rahatsız olmadık. Onlar bizim ezanımızdan rahatsız olmadılar. Ama dışarıdan gelip bizi karıştırmak ve bizleri adeta farklı insanlarmışız gibi göstermek isteyenler var. Bunlar hep olacak. Fakat bunlar bizim ölçümüz ve dengimiz değildir” sözleri dikkat çekti.

İskeçe iline bağlı Yenice köyünde gerçekleştirilen Aşure etkinliğine bölgede yaşayan soydaşlar yoğun ilgi gösterdi. Etkinliğe Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosluğu’ndan Muavin Konsolos Osman Şahin, İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete, İskeçe Türk Birliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu, İskeçe Kadınlar Kolu Başkanı Sevil Şerifoğlu, Mustafçova Belediye Başkanı Cemil Kabza, Bulustra Belediye Başkan Yardımcısı Nurdan Eminoğlu, Kozlukebir Kadınlar Derneği Başkanı Nuran Mustafa ve çok sayıda soydaş katıldı.

Aşure etkinliğinin sunuculuğunu İskeçe Türk Birliği Kadınlar kolu üyelerinden Zeynur Bargan yaptı.

“Bizler Gibi Azınlık İnsanları İçin Dini Değerler Ve Kültürel Değerlerin Yaşatılması En Büyük Değerdir”

Etkinliğin açılış konuşmasını İTB Kadınlar Kolu Başkanı Sevil Şerifoğlu yaptı. İlk olarak etkinliğe katılan katılımcıları selamlayan ve katılımcılara teşekkür eden başkan Şerifoğlu, “Gelenekler kültürleri yaşatan en önemli unsurlardır. Bizler gibi azınlık insanları için dini değerler ve kültürel değerlerin yaşatılması en büyük değerdir. Bu anlamda bizler de İskeçe Müftülüğü ile ortaklaşa düzenlediğimiz bugünkü önemli dini ve kültürel değerimiz olan Aşure etkinliğinde sizleri de aramızda görmekten onurlu ve mutluyuz. Bu etkinliğin gerçekleşmesinde başta İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, İskeçe Müftülüğü vaizeleri, İTB Başkanı Ozan Ahmetoğlu ve yönetim kurulu ve özellikle Kadınlar Kolu’muza, bunun yanında Yenice Köyü imamı ve gençlerine de çok teşekkür ederim” diye konuştu.

“Edirne Ne İse, Dimetoka Ne İse, Yenice De Batı Trakya Bölgesi İçin Ve Balkanlar İçin Aynı Öneme Sahiptir”

Ardından İskeçe Türk Birliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu söz alarak, Aşure etkinliğe katılan katılımcılara ve etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Başkan Ahmetoğlu “Yenice Musahip Mustafa Paşa Camii avlusunda Aşure etkinliğini gerçekleştiriyoruz. Kültürümüz, Türklüğümüz, Müslümanlığımız, dinimiz, milli ve dini değerlerimizin Aşure gibi kaynaştığı bir ortamdayız. Bize ne mutlu ki bu etkinliğimizi dini ve manevi konularında öncü her zaman rol alan İskeçe Müftülüğü ile bu yıl 90. yılını kutlayan İskeçe Türk Birliği ile birlikte gerçekleştiriyoruz. Yenice çok önemli bir köy, çok önemli bir merkez. Edirne ne ise, Dimetoka ne ise, Yenice de Batı Trakya bölgesi için ve balkanlar için aynı öneme sahiptir” diye konuştu.

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete tüm katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında, “Aşure etkinliklerini elimizden geldiği kadarıyla her yıl farklı bölgelerde yapmaya çalışıyoruz. Buradaki amacımız birlik, beraberlik tadını yakalamaktır. Bizim toplum olarak kendi dertlerimizde dertlenen ve başkalarının işleriyle uğraşmayı sevmeyen bir özelliğimiz vardır. Biz ailemize, komşumuza, çocuklarımıza nasıl fayda getirebiliriz bunun düşüncesi içerisindeyiz. Bu yıl da Yenicelilere Aşure etkinliğimiz yapmak üzere bir sözümüz vardı. Bu sözümüzü tutmak üzere İskeçe Müftülüğü Kadınlar Kolu ile İTB Kadınlar Kolu bir araya geldiler ve bu etkinliği gerçekleştirdik” görüşlerine yer verdi.

“Biz Çalan Kilise Çanından Rahatsız Olmadık. Onlar Bizim Ezanımızdan Rahatsız Olmadılar

Konuşması sırasında cami avlusunda yer alan mezar taşlarını işaret eden müftü Mete, “Bu mezar taşları basit taşlar değil. Oymalı bir buçuk metrelik taşlar. Bu bir kültürün, bir medeniyetin büyüklüğünü bu Yenice’de yaşanan kültürün, dinin ve varlığın ne demek olduğunu gösteriyor. Bunlar tarihtir, bizim tapularımızdır. Biz Arnavutluk’tan, Bulgaristan’dan gelmedik. Biz hep buradaydık. Dolayısıyla biz hep buradaymışız gibi, burada olacağız diyerekten yaşarız bu memleketlerde. Bazen bizleri terörle anmak isteyenler çıkıyor. Bazen bizlere buradan çıkın gidin demek isteyenler çıkıyor. Biz kendimizi burada bildik ve burada biliyoruz. Bizler Yorgo ile Maria ile beraber yaşamayı öğrendik. Onlarla yaşayarak doğduk. Bu bizim kültürümüzdür. Biz çalan kilise çanından rahatsız olmadık. Onlar bizim ezanımızdan rahatsız olmadılar. Ama dışarıdan gelip bizi karıştırmak ve bizleri adeta farklı insanlarmışız gibi göstermek isteyenler var. Bunlar hep olacak. Fakat bunlar bizim ölçümüz ve dengimiz değildir” diye konuştu.

“Dışarıdan Gelenler Bizleri Batırmak İçin Bin Türlü Oyun Oynadılar”

1992 yılında hastanede Hristiyan yaşlı birisiyle tanıştığını anımsatan Mete o yaşlının kendisine şunu anlattığını aktardı: “Karşı mahallede bir yoğurtçu dükkânı vardı. Benim tuzum bittiği zaman ben bakkaldan tuz almaya gitmem. Benim hanım camı açar, ‘Fatma hanım tuzun var mı?’ diye sorar ve o da ‘Var Georgiya hanım var’ der. Biz ihtiyaç anında birbirimizden tuz şeker alırdık. Bakkala vaktimiz olduğu zaman giderdik. Biz böyle bir toplumduk. Dışarıdan gelenler bizleri batırmak için bin türlü oyun oynadılar.”

Müftü Ahmet Mete, “Benim dedem Arnavutluk’ta mezarı belli değil, İtalya Yunanistan harbinde şehit düşmüş. Kimin için, bizim namusum için bu vatan için düşmüş. Dolayısıyla bu medeniyetten kimse rahatsız olmamalı. Bu bir zenginliktir, işte biz bunu yaşamak için ve yaşıyoruz da elhamdülillah” dedi.

“Sabırdan Başka Silahımız Yok

Son olarak geçtiğimiz günlerde Ankara’da ziyaretlerine değinen müftü Mete Danışma Kurulu olarak bazı temaslarda bulunduklarını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de Sayın Başbakan, Başbakan Yardımcıları, Dışişleri Bakanı ve diğer yetkililerle görüştük, kendilerine Batı Trakya’dan selamlar götürdük ve selamlar getirdik. Dünya dar bir boğazdan geçiyor, Avrupa da böyledir, Türkiye de böyledir, Yunanistan da böyledir. Dolayısıyla her şeye ekonomik krize de, baskılara da sabırlı olacağız, kötü söz söyleyenlere de sabırlı olacağız. Sabırdan başka silahımız yok. Rabbim inşallah güzellikler nasip etsin.”

Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosluğu’ndan Muavin Konsolos Osman Şahin tüm katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında şunları kaydetti: “Ben deniz Başkonsolos Ali Rıza Akıncı bey adına bu güzel etkinliğe katılmış bulunuyorum. Sizlere kendilerinin selam ve muhabbetlerini getirdim. Başkonsolosumuz soydaşlarımızı çok seviyor, bunu özellikle belirtmek istiyorum. Aşure günü 10 rakamı demektir. Bu bazı rivayetlere göre 10 peygambere nasip olan Allah’ın ihsanı, Muharrem ayının 10. günü. Kur’an-ı Kerim de vel fecr, vel el ayn aş diye 10. gününe yemin olsun diyor. 10. gün bu mukaddes gündür. Sizlerin böyle bizleri bir araya getirerek, şereflendirdiğiniz kutsal bir gündür. Bu gün de Hz. İsa göğe çıktı, Hz. Musa firavun zulmünden kurtuldu, diğer peygamberlere de büyük ihsanlar nasip oldu. Bu yüzden bu mübarek gece bütün dinler tarafından kutsal addedilir.”

Aşurenin 10 çeşit meyvenin bir araya getirilerek oluşturulan kutsal bir yemek olduğunu anımsatan Muavin Konsolos Şahin, burada farklı bir mesajın olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Aşure, farklı düşüncelerde olsak bile bunları bir kenara bırakarak, birlik ve beraberlik içerisinde dostça yaşama kültürünü öğrenme kültürüdür. Bu vesileyle bizleri bir araya getirdiğiniz için hepinize ve özellikle Yenice halkına teşekkür ederim.”

“Yenice Halkını Tarihçiler ‘Ehli Vefa Yeniceliler’ Olarak Adlandırmaktadır”

Ramazan ayında da Yenice köyünü ziyaret ettiğini Musahip Mustafa Paşa Camiinin güzelliğini bugün daha da iyi gördüğünü kaydeden Şahin, Musahip Mustafa Paşa’nın değerli bir paşa ve değerli bir komutan olduğunu hatırlatarak bu güzel eseri buraya sunmakla kıyamete kadar devam edecek bir hayır işlediğini ifade etti. Konsolos Şahin sözlerini, “Bu değerli esere sahip çıkmak sizlere Yenice halkına düşmektedir. Yenice köyü 1870 yılında büyük bir yangın geçirmiş ve o yangında bu cami de yanmış. İkinci Dünya Savaşı’nda yeniden bu camii Bulgarlar tarafından yakılmış. Birinci Dünya Savaşı’nda Yenice halkı bir araya gelerek bu camiyi tekrar onarmış. Onun için Yenice halkına tarihçiler ve bir Batılı tarihçi tarafından Yenice halkını ‘ehli vefa Yeniceliler’ olarak adlandırmaktadır. Daha sonra 1958 yılında Bulgarların yakıp yıktığı bu cami, o dönemin Yunan Kralı tarafından tekrar ihya ediliyor. Son olarak bu etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçenleri tebrik ediyorum” diyerek tamamladı.

Mustafçova Belediye Başkanı Cemil Kabza sözlerine, “Böylesine tarih dolu bir mekânda, mana dolu bir etkinlikte bir araya gelmemize vesile olan İskeçe Müftülüğü ve İskeçe Türk Birliği Kadınlar Kolu’nu tebrik ediyorum” diyerek başladı. Başkan Kabza konuşmasında, “Bizim açımızdan toplum olarak hem milli, hem dini, hem de kültürel açıdan önemi büyük olan etkinliğe birlikte katılmış bulunuyoruz. Allah hepimize böyle güzel etkinliklerde buluşmamızı nasip etsin” görüşlerine yer verdi.

Son olarak Bulustra Belediye Başkan Yardımcısı Nurdan Eminoğlu söz alarak, Yenice halkı adına etkinliğe katılan tüm konuklara teşekkür ederek, “Her zaman yanımızda olun, biz hep buradayız” ifadelerini kullandı.

Aşure etkinliğinin duasını İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete yaptı. Dua sonunda İskeçe Müftülüğü kadın vaizeleri ve İskeçe Türk Birliği Kadınlar Kolu üyeleri tarafından etkinliğe katılanlara aşure ikram edildi.