İSKEÇE SEÇİLMİŞ MÜFTÜSÜ AHMET METE BİR BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ




Mete: “Biz nasıl ki kiliseye talip değilsek, müftülüklerin de Müslümanlara bırakılmasını istiyoruz”

Özcan Aliosman –DG- (GÜMÜLCİNE) - Geçtiğimiz günlerde Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve kamuoyuna açıklanan Müftülüklerle ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ilgili olarak İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete 6 Eylül Perşembe günü bir basın toplantısı düzenledi.

İskeçe Türk Birliği lokalinde düzenlenen toplantıya İskeçe iline bağlı köy imamlarının yanı sıra din görevlileri ve soydaşlar katıldı. Toplantıda müftü Mete’nin, “Bu kurum özerk bir kurumdur, Müslümanları ilgilendiren bir kurumdur. Hıristiyanların insafına hiç ihtiyacı olmayan bir kurumdur. Biz nasıl ki kiliseye talip değilsek, nasıl ki Mitropolitlerde yönetimlerine karışmak gibi bir talebimiz yoksa aynı şekilde özerk olan müftülüklerin de Müslümanlara bırakılmasını istiyoruz” sözleri dikkat çekti.

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete yaptığı açıklamada, “İçinde yaşadığımız ülkemizden bu sorunların çözümünü bekledik. Ancak görüyoruz ki; Yunan devleti çözüm yerine sorun üretmektedir ve sorunla karşımıza çıkmaktadır. Biz 1990’lı yıllardan itibaren seçilmiş müftülerle beraber buradaki Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın dini ihtiyaçlarını gidermeye çalışırken ve bu ihtiyaçların sıkıntıya girdiği noktalarda devletten çözüm beklerken bu son dönemlerde yine gördüğümüz bazı haksızlıkları sizinle paylaşmak istiyorum. Yakın dönemde müftülerin şerri yetkileri elinden alınmıştır ve Müslümanların mahkemelerde boşanmak veya miras hukuku gibi konularda mahkemelere gitmenin yolları açılmıştır. Dolayısıyla müftülerin bu yetkileri ellerinden alınmıştır. Ardından 67 yaş olarak emeklilik yaşı getirilmiştir. Bizler de böyle bir uygulamaya karşı olmamızı şöyle açıklıyoruz: Eğer Mitropolitler de aynı yaş sınırıyla sınırlanırsa biz bu sınırlamanın gerekli olduğuna kanaat getiririz. Ama yalnız müftülüklere ait ise, bunun adı da müftülüklerin yetkilerinden haklarından çalmadır. Buna hiç bir şekilde ‘Evet’ demiyoruz” görüşlerine yer verdi.

“BİZ NASIL Kİ KİLİSEYE TALİP DEĞİLSEK, ÖZERK OLAN MÜFTÜLÜKLERİN DE MÜSLÜMANLARA BIRAKILMASINI İSTİYORUZ”

Müftülük kurumunun özerk bir kurum olduğunun altını çizen Mete, “Son olarak müftülüklerin çalışma düzeni ile ilgili bir kararname ortaya çıkmıştır. Öncelikle bizler özerk olan bir kurumun tartışmaya açılmasına karşıyız. Bu kurum özerk bir kurumdur, Müslümanları ilgilendiren bir kurumdur. Hıristiyanların insafına hiç ihtiyacı olmayan bir kurumdur ve Hıristiyanların yönetemeyeceği bir kurumdur. Biz nasıl ki kiliseye talip değilsek, nasıl ki Mitropolitlerde yönetimlerine ve yahut içişlerine karışmak gibi bir talebimiz yoksa aynı şekilde özerk olan müftülüklerin de Müslümanlara bırakılmasını istiyoruz” diye konuştu.

“MÜFTÜLÜKLERDE YAPILAN YANLIŞLAR, BURALARA YANLIŞ İNSANLARIN ATANMASIYLA OLMUŞTUR”

“Bu tartışmanın sosyal medya ortamında veya hiç alakası olmayan insanların önünde açılmasına karşıyız” diyen Mete sözlerine şöyle devam etti: “Eğer içinde yaşadığımız devletimiz çözüm istiyorsa biz şunu şöyle ifade ederiz: Önce seçilmiş olan müftülerin tanınması. Eğer müftülerin tanınması imkanı yoksa iki devlet anlaşır da seçim ilan edilirse, seçimle müftülerin iş başına gelmesi. Seçilen müftülerin kendi elemanlarıyla kendilerini idare edecek güçtedirler. Daha sonra kendi iç dinamikleriyle de hareket ederek, hata varsa bunlar kendi içinde düzeltilir. Şunu da hatırlatmak isterim; Müftülüklerde yapılan yanlışlar, buralara yanlış insanların atanmasıyla olmuştur. Eğer Azınlığın seçtiği insanlar müftülüklerin başında olsaydı, böyle yanlışlar olmazdı.”

“HIRİSTİYANLARIN HİÇ OLMADIĞI YERDE MİTROPOLİTLERİ VARDIR, NASIL Kİ ONLARA HAKLAR TANINIYORSA, BİZ DE O HAKLARI İSTİYORUZ”

Ayrıca mütekabiliyet esasının göz önünde bulundurulması gerektiğini anımsatan Mete, “Bu hususlara ek olarak mütekabiliyet esasına dayalı olarak, Azınlığın en önemli dini kurumu olan müftülük kurumunun dokunulup dokunulmaması hususuna dikkat edilmelidir. Biz Atina ve Lozan Antlaşmalarıyla ve daha başka antlaşmalara bu memlekette mütekabiliyet esasına dayalı olarak bırakılmış bir azınlığız. Bizim karşımızda İstanbul’da Rum azınlık vardır. Kiliseleri ve cemaati vardır. Şu anda Hıristiyanların hiç olmadığı yerde Mitropolitleri vardır. Nasıl ki onlara haklar tanınıyorsa, biz de o hakları istiyoruz. Daha büyük talebimiz hiçbir zaman olmamıştır ve olmayacaktır. Dolayısıyla bizler devletimizden mütekabiliyet esasına dayalı olarak haklarımızın verilmesini istiyoruz” dedi.

“ENİNDE SONUNDA BİRLİK VE BERABERLİK KAZANACAKTIR”

Son bölümde birlik ve beraberlik vurgusu yapan müftü Ahmet Mete sözlerini şöyle tamamladı: “Burada bir toplumun varlığı ve dini söz konusudur. Yapacağımız işlerde birlik ve beraberlik içinde halkımızla beraber işi halletmemiz gerekir. Eninde sonunda birlik ve beraberlik kazanacaktır. Bu taslağa göre bir Müftülük düşünün ki şöyle: Benim annem beni ziyaretime gelecek. İçeride annemle Türkçe konuşmam yasak. Tercüman aracılığıyla anneme Yunanca konuşacağım. İçeriye sekreterler, avukatlar, danışmanlar konulacak ve bazılarının dediğine göre 25 yaşlarında mini etekli bayanlar sekreter olacak. Bunun karşılığında buraya gelen takkeli veya başı kapalı insanlar da böyle manzarayla karşılaşacak. Böyle bir insan hakları ihlali, din istismarı hiçbir yerde yoktur. Ben yıllar önce sünnetsiz imamlar gelecek demiştim ve bazılarınız beni eleştirmişti. Müftülükte Türkçe yasak ise camide vaaz etmek, hutbe okumak hangi dilde olacak siz söyleyin. Artık buralara dinle alakası olmayan insanlar getirilecek. Hiç merak etmeyin sünnetsiz imamlar da gelecek. Onun için bu konu basit mesele değildir. Bu varoluş meselesidir. Buna çok dikkat etmemiz gerekir ve cemaatimizi bilinçlendirmemiz gerekir.”