KATALONYA REFERANDUMUNUN BALTIK DEVLETLERİ İLE NE İLGİSİ VAR?




Doç. Dr. Dilek Yiğit

1 Ekim 2017 tarihinde İspanya’da Katalanların bağımsızlık amacıyla gerçekleştirdiği referandumda, Katalan yetkililerin açıklamalarına göre seçmenin %90’ı bağımsızlık yönünde tercihte bulundu. Referandum sonucunun İspanya hükümeti için bir hükmü yok; zira hükümet bu referandumu illegal sayıyor. Referanduma katılım oranının % 42 olduğu düşünülürse Katalan ayrılıkçı siyasilerinin de referandum sonucuna atfettikleri önemi gözden geçirmeleri uygun olsa gerek. Üstelik referandum sonuçlarının sayımında teknik problemlerden kaynaklı hataların olduğu yönündeki iddiaları, “pusulanı kendin bas ve istediğin sandıkta kullan gibi” garip uygulamayı da bir kenara koyuyorum.

Katalan bağımsızlık referanduma sadece İspanya’nın sorunu olarak tanımlanamaz; bu sorun “birlik” ve “dayanışma” bilincinin ulusal düzeyde sarsılmakta olması itibarıyla Avrupa Birliği’nin, bir bütün olarak, sorunudur.[1] Katalan bağımsızlık referanduma Birliğe üye herhangi bir devletin de sorunu haline gelebilir mi? Evet. Katalan referandumu domino etkisi yaratarak ayrılıkçı hareketlerinin olduğu üye devletleri de etkileyebilir; İtalya’da Lombardy ve Veneto otonomi referandumlarının gerçekleştirilmiş olması gibi.[2]

Katalan meselesi İspanya hükümeti ile ikili ekonomik ve siyasi ilişkileri olan ülkeleri de ilgilendirir; zira bu ülkeler de İspanya hükümetini rahatsız etmemek ya da hükümete destek olmak adına Katalan referandumuna dair taraflarını açıklayan net beyanlar vermek durumunda kalabilir.

Ancak, ilginçtir ki, Katalan referandumu Baltık devletlerini daha farklı bir kanaldan ilgilendiriyor; bu kanal Katalonya referandumunun Baltık devletlerinin Sovyetler Birliği’nden ayrılışına benzetilmesi.  Üstelik Barselona’da gerçekleştirilen bağımsızlık gösterilerinde Baltık devletlerinin bayraklarının kullanılması bu benzetmenin sembolü niteliğine büründü. Geçmişte de Katalanların Baltık devletleri örneği üzerinden gittiklerini göstermeye yönelik önemli bir girişimi olmuş; 1989’da Baltık devletlerinin Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığı için Estonya’da oluşturulan ve Letonya ve Litvanya’ya ulaşan insan zincirinin (Baltık Yolu)  bir benzeri 2013’de Katalonya’da oluşturulmuştu. Bu zincir “Bağımsızlık Yolunda Katalan Yolu” olarak adlandırılmıştı.

Katalan Yolu’nun oluşturulmasına Estonyalıların yardımda bulunduğu yönündeki haberler basında yer alırken, Letonya Başbakanı’na Katalonya’nın bağımsızlığını tanıma konusunda kendisine yöneltilen bir soruya “Sürecin meşru olması koşuluyla, teorik olarak neden olmasın diyorum " deyince İspanya-Letonya ilişkileri gerilmiş  ve İspanya hükümeti Letonya’nın Madrid büyükelçisini açıklama yapmaya çağırmıştı. Dolayısıyla Katalan meselesi üzerinden İspanya ve Baltık devletleri ilişkisi, benzetme sorunu itibarıyla,  gerilmişti.

Son olarak Katalonya’da gerçekleştirilen referandum ortamında Katalan ayrılıkçıların Baltık devletlerinin Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığı örneği üzerinden İspanya ile  ilişkilerinin gerilmesini istemeyen Baltık devletleri konunun dışında kalmaya özen gösterirken; Litvanya Dışişleri Bakanı Linas Linkevicius net konuştu: “Katalonya’nın İspanya’dan ayrılma girişimleri Baltık devletlerinin Sovyetler Birliği’nden bağımsızlık hareketleri ile kıyaslanamaz” dedi.

Peki neden? Bakan yanıtı verdi; İşgal edilmiş ve baskılanmış Baltık devletlerini demokratik İspanya’nın bir parçası olan Katalonya ile kıyaslamak yanlıştır.

Bu açıklama ayrılıkçı hareketlerini Baltık devletlerinin bağımsızlık hareketleri ile kıyaslayan, ayrılıkçı hareketlerinin Baltık devletleri tarafından desteklenmekte olduğunu düşünen ve ileri sürenler için hayal kırıklığı yaratmış olsa gerek. Neticede Avrupa Birliği’ne üye bir devletteki ayrılıkçı hareketin, Birliğe üye diğer devletler tarafından destekleniyor olması, ayrılıkçılar adına hareketlerinin meşruiyetinin sağlanması anlamı taşır ama görünen o ki Katalan ayrılıkçılar için artık Baltık’tan gelen böylesine bir meşruiyet unsuru mevcut değil.

Diğer taraftan Katalonya’nın İspanya’dan ayrılması meselesine müdahil olmak istemeyen Baltık devletlerinin, bazı çevrelerce eleştirildiğini belirtelim. İzlanda’nın eski dışişleri bakanlarından Jon Baldvin Hannibalsson Katalanların self-determinasyon hakkı çerçevesinde haklarını aradığını iddia ederek, Baltık Devletleri ve Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlıklarını kazanmış devletleri Katalanlara destek olmamakla itham etti.[3]

Bu noktada Litvanya Dışişleri Bakanı Linas Linkevicius’ın ne ölçüde haklı olduğu görülüyor; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği gibi, adı üzerinde Birlik olan bir sistemden ayrılma ile İspanya gibi demokratik bir devletten ayrılma girişimi, bazı çevrelerce aynı kefede değerlendiriliyor. Bu durumda uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi literatüründe farklı durumları farklı kavramlar ile açıklayabilmenin gerekliliği net olarak anlaşılıyor; kısaca Sovyetler Birliği’nden ayrılmak “bağımsızlık” olarak adlandırılıyor ise, demokratik bir devletten ayrılma girişimi “bağımsızlık” olarak adlandırılmamalı.

 


 

[1]http://soyledik.com/tr/makale/6461/katalonya-referandumuavrupa-birligi-ne-yapmali--doc-dr-dilek-yigit.html, 3 Ekim 2017

 

[2] http://soyledik.com/tr/analiz/6548/avrupada-mikro-referandumlar--doc-dr-dilek-yigit.html, 22 Ekim 2017

 

[3] https://www.baltictimes.com/icelandic_ex-minister_criticizes_baltic_states__position_on_catalonia/ , 16 Ekim 2017