KIBRIS ‘’BARIŞ’’ GÖRÜŞMELERİ




İlknur Şebnem Öztemel-DG- Kıbrıs sorununun çözümü için bugün tarihi bir toplantı başlıyor. 18 ay süren yoğun görüşmeler sonrasında, Nicos Anastasiades ve Mustafa Akıncı'nın katılımıyla bir toplantı gerçekleştirilecek.  Toplantıda henüz üzerinde tam olarak anlaşılamamış, sınırlar ve güvenlik gibi kritik konuların görüşülmesi planlanıyor.

Kıbrıs sorunu hem Ortadoğu hem de Avrupa'daki barışa ilişkin önemli bir sorundur. Adadaki siyasi tartışmayı çözmek için on yıllardır çabalar sürüyor.

Başpiskopos Makaryos'un adaya atanmasından sonra, Kıbrıs’ı da içine alan ‘’büyük Yunanistan ‘’ hayali, Enosis, güçlendirildi. 50'li ve 60'lı yıllar boyunca, Yunan militanlar adadaki Türk azınlıklara saldırdı. 1974'te Türkiye Ada’daki soydaşlarına yapılan katliamı önlemek için uluslararası anlaşmalar ve garantörlük anlaşmasından doğan hakkını kullanarak Kıbrıs’a asker çıkarttı. Daha sonraki gelişmeler neticesinde de önce Kıbrıs Türk Federe Devleti , akabinde de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi.

1986'da BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar, adadaki iki federasyonla barış planı ilan etti ancak Yunan tarafı tarafından reddedildi. 1989'da yeni bir plan hazırladı, ancak Türk tarafı bu planı kimsenin görüşlerini istemediği için reddetti. Bu arada, Yunan tarafının başkanı Vasilliou tarafından adadaki kendi kaderini tayin hakkıtalep edildi. Türk tarafınca reddedildi.

1991'de dönemin Başbakanı Özal,  Kıbrıs Rum kesimi, KKTC, İngiltere ve Türkiye arasında dört taraflı bir toplantı önermişti. Diğer yandan Rum tarafı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin de katılacağı dokuz taraflı bir toplantı düzenlenmesinde ısrarcı oldu.

1992'de BM Genel Sekreteri Boutros Gali, Güzelyalı hariç, adanın yüzde 28,2'sinin Türk tarafına verildiği yeni bir barış planını duyurdu. Plan KKTC tarafından reddedildi.

1993'ten sonra, Kıbrıslı Rumlar Avrupa’nın desteğini kazanmaya ve AB üyesi olmaya odaklandılar.

2000 yılında Kofi Annan, federasyon modeline dayanan yeni bir barış planı sundu. 2004'te Türk tarafı referandumda planı kabul etti. Öte yandan Rum tarafı planı % 75.38 oyla reddetti. Birkaç ay sonra 1 Mayıs 2004'te Rum tarafı '' Kıbrıs '' olarak AB'ye üye oldu.

Türk tarafının planı kabul etmesiyle birlikte, artık KKTC'nin bağımsızlığının tanınacağı ve uygulanan tüm yaptırımların kaldırılacağı garanti edilmişti. Batı sözünü bir kez daha tutmadı. Türk tarafı, planı %64,9oyla kabul etmişti.

Bu arada AB, adadaki siyasi çözümün Türkiye’nin üyelik koşullarının bir parçası olduğunu duyurdu.

Görüşmeler Başladı;

Afrodit Gaz Sahası'nın keşfi ve Rusya ile enerji bağımlısı AB arasındaki gerilimin artmasını müteakip, yeni barış görüşmeleri başlatıldı. Şu ana kadar taraflar, yönetim, siyasi iktidar paylaşımı, ekonomi ve AB konularında ilerleme kaydetti. Ana problemler, sınırlar ve Türkiye ile Yunanistan’ın adadaki askeri varlığı olarak görülüyor. Ayrıca Türkiye, adada garantör devlet olarakherhangi bir sorun neticesinde adaya müdahale etme hakkını korumaya çalışıyor.

İngiltere Başbakanı Theresa May, mevkidaşı Erdoğan’ı, onunla görüşmeye hazır olduğunu söylemek için aradı.

Haleflerinin aksine Erdoğan, konuyla ilgili en esnek lider. Daha önce yaptığı konuşmalarında, Türkiye'nin adaya yaptığı yatırımlarınve Türkiye’nin bölgedeki azınlıkların haklarını korumak durumunda olduğunun altını çizmişti.  Erdoğan’ın önceliğinin güvenlik ve ekonomi olacağı düşünülüyor.

Suriye, Irak, Mısır ve Libya gibi pek çok Ortadoğu ülkesinde güvenlik tehdidinin giderek arttığı şu dönemde, Rusya gibi pek çok devletin, yurt dışındaki soydaşlarını korumak üzerine yasalar çıkardığı, Uluslararası hukukun bu tarz sebeplerle müdahaleye izin verdiği, enerji kaynaklı çatışmaların git gide arttığı bir dönemde Kıbrıs gözardı edilemez. Türkiye ve adadaki Türkler için en iyisini umalım...