LONDRA-BRÜKSEL ARASINDA YENİ REKABET ALANI: HİNDİSTAN




Doç. Dr. Dilek YİĞİT

Londra ve Brüksel 19 Haziran 2017 tarihinde resmen Brexit müzakere masasına oturacak; yani Brexit müzakereleri Birleşik Krallık’ta gerçekleştirilecek genel seçimin hemen ertesinde başlayacak.

İki yıl içinde sonuçlanması gereken müzakereler öncesi, Brüksel bir “ön müzakere” ya da “perde arkası müzakere” yapılmaması konusunda hassas; dolayısıyla müzakerelerin nasıl ve hangi aşamalar üzerinden yürütüleceği konusunda net bilgiye ulaşmak için biraz daha beklememiz gerekiyor.

Akademik ve siyasi çevreler, Brexit müzakereleri sonucunda, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin nasıl bir modele oturtulabileceği konusunda tartışmaya ve öngörülerde bulunmaya başladı.  Bu tartışmalar ve öngörüler “soft Brexit” ve “hard Brexit” kavramları üzerinden yürütülmekte ve Londra’dan gelen sinyaller Londra’nın tercihinin “hard-Brexit”ten yana olduğu yönünde. Ben bu sinyalleri gerçek bir tercihten öte bir müzakere stratejisi olarak okuyorum. Neticede “hard-Brexit” her iki taraf içinde oldukça sıkıntılı bir durum.

Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin Brexit sonrası alacağı şekil önemli. Ancak Brexit’in yansımaları sadece Avrupa Birliği coğrafyasında ve de Britanya’da hissedilmeyecek elbet. Üçüncü devletler de Brexit’in yansımalarına az veya çok maruz kalacaklar.

Şimdiden söyleyebilirim ki; üçüncü devletler Londra-Brüksel rekabetinin sahnesi olacak, hatta olmaya başladı bile. İlk örnek; Hindistan

Britanyalı uzmanlar, Brexit sonrası Avrupa Birliği’nin ticaret kurallarından kurtulacak olan Birleşik Krallık’ın Hindistan ile ticari ilişkilerinin çok daha fazla güçleneceğini belirtirken, Hindistan ile gerçekleştirilecek serbest ticaret anlaşması ile iki devlet arasındaki ticari ilişkilerinin hacminin binlerce Pound tutarında artacağına işaret ediyorlar.

Ticaret konusunda Brexit’in Londra ve Yeni Delhi için önemli bir fırsat olduğu görüşüne itiraz eden yok; ancak Birleşik Krallık’taki Hindistan yatırımlarının akıbeti konusunda pek de olumlu bir tablo çizilmiyor. Birleşik Krallık’ta 110.000 kişiye istihdam sağlayan 800 adet Hindistan firması var;[1] bu firmaların Brexit’in muhtemel riskleri nedeniyle Birleşik Krallık’taki uzun vadeli yatırımlarını gözden geçireceği tahmin ediliyor. Birleşik Krallık’taki Hintli yatırımcılar için asıl risk, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nin düzenleyici çerçevesinden; İç Pazar’dan çıkacak olması.

Hal böyle olsa da; Brexit’in Birleşik Krallık-Hindistan arasındaki muhtemel ticari getirilerine dair beklentiler, yatırımlar konusundaki karamsar tabloyu perdeliyor.

Hindistan’ın statüsü şöyle özetleniyor; “Brexit sonrası Britanya’nın ilk tercihi

Ama Avrupa Birliği de boş durmuyor tabii; belli ki Brexit sonrası Birleşik Krallık-Hindistan arasında özellikle ticari ilişkilerin gelişmesine seyirci kalmayacak. Geçtiğimiz Pazartesi (29 Mayıs 2017) Hindistan Başbakanı Narendra Modi Avrupa turuna çıktı ve ilk ziyaretini Almanya’ya gerçekleştirdi. Bu ziyaret esnasında Şansölye Merkel, Almanya’nın Avrupa Birliği ve Hindistan arasında serbest ticaret anlaşması yapılmasını sağlama konusundaki kararlılığını vurguladı.

Aslında Brüksel-Yeni Delhi arasında 2007 yılında serbest ticaret anlaşması müzakereleri başlamıştı. Ancak, tarım, işçilerin serbest dolaşımı, coğrafi işaretler ve kamu alımları konusunda taraflar uzlaşamayınca müzakereler durmuştu. Merkel de bu noktayı hatırlatarak, müzakerelerin tekrar başlaması için Almanya’nın Brüksel’de gerekli çabayı göstereceğini belirtti.Merkel’in bu ifadesini Brexit sonrası Almanya’nın Hindistan’nın Avrupa Birliği’ne açılan kapısı olma çabası olarak okuyabiliriz.

Hâlihazırda Avrupa Birliği, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olan Hindistan’ın bir numaralı ticaret ortağı. Son on yılda taraflar arasında hizmet ticareti 28.1 milyar Avro’yu aşarak üçe katlandı. Hindistan’daki Avrupa Birliği yatırımlarının toplam tutarı 2015 yılı itibarıyla 51.2 milyar Avro’yu aşmış durumda. Hindistan’ın yatırımlarda önceliği ise Birleşik Krallık; zaten İngiltere deniz aşırı firmalar için Avrupa'daki en popüler yer olarak öncülüğünü sürdürmekte. Avrupa Birliği’ni kaygılandıran mesele ise Brexit sonrası Kıta Avrupa’sının Hintli yatırımcılar için cazibesini kaybetmesi. Bu açıdan Avrupa Birliği ile Hindistan arasındaki  ekonomik-ticari ilişkilerin yasal bir çerçeveye kavuşturulması Birlik için bir öncelik olmalı.

Bakalım Hindistan üzerinde Londra-Brüksel rekabeti, Brexit sonrası, bu tabloyu nasıl etkileyecek? Hindistan bu rekabetten faydalanmayı başarabilecek mi?