MODERN İPEK YOLU KÜRESELLEŞMENİN ALTIN ÇAĞINI YAŞATACAK




İlknur Şebnem Öztemel-DG-16.05.2017 Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de aralarında bulunduğu 29 liderin katılımıyla, geçtiğimiz hafta sonu Pekin’de, ‘’Modern İpek Yolu’’ projesi ile ilgili bir toplantı gerçekleşti. Toplantıda Çin Devlet Başkanı Xi Cinping yaklaşık 900 milyar doları bulan ve Çin’i Asya’ya, Avrupa’ya ve hatta ötesine bağlayacak olan projenin, Küreselleşmenin ‘’altın çağını’’ yaşatacağını söyledi.

Cinping, toplantıda yaptığı konuşmada  “Tarihi İpek Yolu’nun ışıltısı, coğrafi uzaklıkların aşılmasının mümkün olduğunu gösterdi’’ dedi.  Ayrıca, Cinping yapımı devam eden projeyi ‘’Yüzyılınprojesi’’ olarak nitelendirdi.

Cinping, ünlü Çinli kaptan ve gezgin Zeng He’yi örnek göstererek Çin’in diğer ülkeler ile olumlu ilişkiler geliştirip, barışa hizmet etmek istediğini söyledi.  Cinping, ‘’ Onun gibi öncüler tarihte savaş gemileri, silahlar veya kılıçlarla gelen işgalciler olarak değil, deve kervanları ve hazine dolu gemilerle gelen elçiler olarak anılıyor’’ dedi. Zeng He, Ming Hanedanı döneminde yaşamış, önemli bir donanma kaptanı. Zeng vaktinde, Batı’daki denizlere yedi tane ziyaret düzenlemiş ve gittiği kıyılara çay, porselen ve ipek götürmüştü.

Çin’in bu ‘’ Çelik İpek Yolu’’ projesi pek çok Asya ve Afrika devletinde olumlu tepkiler aldı. Örneğin,  Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desaleg, Çin’i ekonomik gelişme konusunda model aldıklarını söyledi. Buna ek olarak, Çin’in önemli bir müttefiki olan Pakistan’ın Başbakanı Navaz Şerif, ‘’ Şu anda bir jeostratejik devrimin doruğundayız.  Aslında bu yepyeni bir kıtalararası sinerjetikiş birliğinin şafağı’’ dedi.  Bunun yanı sıra Malezya Başbakanı Necip Razak bu ‘’yenilikçi ve ilgi çekici’’ inisiyatifi onaylayan bir tweet attı. Bunun yanı sıra, Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet bu yatırımların herkes için daha etkili, eşitlikçi, adil, ongun ve barışçıl bir topluma yol açacağına inandığını belirtti ve Şili’nin Asya ile Latin Amerika arasında bir köprü olmaya hazır olduğunu ifade etti.

Son olarak, İngiliz Bakan Philip Hammond, ‘’Başkan Xi’yi, dört kıtada 65 ülkeyi birbirine bağlayan ve  Dünya nüfusunun %70’inin yaşam standartlarını yükseltmesi beklenen bu proje için takdir ediyorum’’ dedi. Görünen o ki tüm diplomatik nezaketi ve İngiliz soğuk kanlılığı ile Birleşik Krallık, bu cesur proje için ‘’Bekle-Gör’’ politikası izliyor.

Bu iyimser havaya rağmen başta Hindistan ve bazı Avrupalı devletler olmak üzere belirli kesimler ise bu duruma şüpheyle yaklaşıyor. Times of India gazetesinde yer alan bir habere göre Delhi bu projeyi, ardında ağır borç yükünün altında ezilen toplumlar bırakacak olan sömürgeci yatırımlardan biraz daha fazlasını içeren bozuk bir yapılanma olarak görüyor. Hindistan bölgesel egemenlik konusunda Çin’in ana rakibi.  Diğer yandan bazı Avrupalı diplomatlar bütün bu alt yapı çalışmalarının kime yarayacağını sorguluyor. Bu yatırımlar sadece Çin firmalarına mı fayda sağlayacak yoksa tüm uluslararası şirketlere mi açık olacak? Şunu belirtmekte fayda var ki toplantıya katılan tek Batılı lider İtalya Başbakanı Paolo Gentiloni idi.

Bütün bu eleştirilere karşı Çin’in Xinhua haber ajansı projeyi savundu. Ajans, Çin’in hiçbir ülke çıkarını tehdit etmediğini, kukla devletlere ihtiyacı olmadığını iddia etti ve projenin bu ülkeler üzerinde egemenlik kurmak için değil de zaten var olan imkanları değerlendirmek  için yapıldığını ifade etti.

Bildiğiniz gibi Xi Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda Küreselleşmeyi savunan, oldukça dikkat çekici bir konuşma yapmıştı. Bu proje de Çin’in Küreselleşmenin ve Liberal ekonomik sistemin korunmasını,  ‘’herkes için’’ zenginliğin arttırılmasını ve bu sayede Çin’in yumuşak güç konusundaki etkinliğinin artırılmasını öngören güzel bir proje. Küreselleşme trendinin öncüsü ABD ve İngiltere, Brexit ve korumacı ekonomi politikalarını savunan Donald Trump’a verdikleri oylar ile sistemin zarar veren yönlerine karşı Dünya’dan soyutlanmak ve nefes almak istediğini gösterdi. Bu sırada Çin bütün bu değerlerin sürdürülebilirliğine yönelik önlem almanın ve açılan boşluğu doldurmanın peşinde. Avustralya’daki Lowy Üniversitesi‘nde akademisyen olan Peter Cai daha önceki bir konuşmasında, ‘’ Gördüğüm kadarıyla Küreselleşmenin iki büyük kazananı ABD ve İngiltere bu konudaki bağlılıklarını kaybetmiş durumda. Çin bu durumu kendi lehine çevirebilir’’ demişti. Çin’in bu projeye girişmekteki amaçları anlaşılabilir ancak bana göre bu tamamlanması garanti olan bir proje değil. Bu oldukça cesurca planlanmış, zor.Önemli ve riskli bir proje. Lakin başarılması halinde bazı devletlere ciddi çıkarlar sağlayacağı kesin.