NOBEL ÖDÜLÜ





Bilim dünyası denilince akla gelen en prestijli mükâfat tartışmasız Nobel ödülleri olacaktır. Gerçekten de her bilim adamının hayalidir Nobel ödülüne layık görülmek; yalnızca bilimle uğraşanların da değil, yazarlar da hedefler bunu. Nobel ödüllü bir buluş sahibine itibar kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda o alanda yeni bir çığır açıldığının da habercisidir.
Ülkemizde de son yıllarda adı sıklıkla anılmaya başladı bu ödülün, büyük bir gururla elbette. Edebiyat, fizik, kimya, fizyoloji/tıp ve barış alanlarında olağanüstü başarılar elde eden kişi ve kurumlara İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, İsveç Akademisi, Karolinska Enstitüsü ve Norveç Nobel Komitesi tarafından verilmektedir. Adını Alfred Nobel’in vasiyetiyle kurulan vakıftan almakta olan bu ödüller 1901 yılından beri yılın bilim ve sanat olaylarını ödüllenmektedir. Ekonomi dalındaki ödülse Sveriges Riksbank ile Merkez Bankasının İsveç ekonomisi üzerindeki etkilerine kayıtsız kalınamaması üzerine 1968 yılında verilmeye başlanmıştır.
Değerlendirmelerin daha doğru sonuçlara ulaşabilmesi için ödülleri birbirinden farklı ve alanında uzman olan komiteler verir. Ödüle layık görülen kişi ve ya kuruma diploma, madalya ve her yıl yeniden belirlenen miktarda nakit verilmektedir. Elbette yüzü aşkın yıldır ödülünü kabul etmeyen/etmesine izin verilmeyen de oldu. 1938 yılında kimya alanında ödüle layık görülen Richard Kuhn, bir sonraki yılda da fizyoloji/tıp alanına ödüllendirilmek istenen Gerhard Domagk ile kimya alanındaki Adolf Butenand ‘ın ödüllerini almalarına, o dönem Hitler tarafından idare edilen Alman hükümeti tarafından izin verilmedi. Boris Pasternak ise edebiyat dalında alması gereken ödülü Sovyetler Birliği baskıları yüzünden kabul edemedi. Yazarlığı tüm dünya tarafından zaten hayranlıkla karşılanan, ama hayatı boyunca aldığı tüm resmi ödülleri reddeden Jean-Paul Sartre ve barış alanında ödül kazanan, ancak Vietnam’ın o günkü durumunu protesto etmek isteyen Lê Ðức Thọ ise ödüllerini almayı reddetmişlerdir.
Nobel Barış ödülüyse diğer dallardan biraz daha farklı değerlendirilebilir belki de. Gerçekten de adı ödülle birlikte anılan bazı insanlar gerçekten de barışın simgeleri haline gelmiştir: tıpkı Martin Luther King, Jr, Rahibe Teresa ve Nelson Mandela gibi. Ayrıca Uluslar arası Kızıl Haç Komitesi de 6 defa bu ödüle hak kazanmıştır. Ancak Barış ödülü niteliği gereği siyasileri de ilgilendirdiği için tartışmalara da yol açmaktadır. Yaser Arafat’ın da, çevre eylemcisi Wangari Maathi’nin de, kendisinin ödül almasına şaşıran Obama’nın da aldığı ödüller belli kesimler tarafından coşkuyla karşılanırken, kimileri tarafından da büyük bir tepkiyle karşılandı. Ödülü alan ilk kadın, herkesin de aklına geleceği gibi Marie Curie’dir. Bu ödülünü fizik alanında yaptığı çalışmalarla alan ünlü bilim kadını, daha sonra kimya ödülünü de elde etmiştir. Ama maalesef bir asrı aşkın süredir verilen bu ödülün kazananları arasında erkeklerin kadınlara oranı epeyce fazla.
Nobel ödüllerinin uzun yıllardır sahip olduğu bu itibarı kaybetmemesindeki en büyük etken de ödül vermeye ilişkin kriterlerinin son derece katı olması. Öyle ki Nobel, alıştığımız diğer ödüllerden farklı olarak her yıl verilmeyebilir. O yıl içinde uygun aday bulunamaması durumunda gerçekten hak etmeyene ödül vermek yerine, verilmek üzere ayrılan para ödül vermeye yetkili temsilciliklerin fonlarına iade edilir. II. Dünya Savaşı yıllarındaysa savaşa ilişkin nedenlerle hiçbir dalda ödül verilmemiştir.
Türkiye ise Nobel’e layık görülenler listesine yeni dahil oldu aslında. 2006’da edebiyat alanındaki çalışmalarıyla Orhan Pamuk Nobel kazandı; ancak bu ödül de siyasi tartışmaların gölgesinde kazanıldı. Geçtiğimiz yılda da yaptığı kimya çalışmalarıyla Aziz Sancar büyük bir gurur kaynağı oldu. Bugüne dek adaylar da çıkmıştı elbette coğrafyamızdan: İlhan Berk, Yaşar Kemal ve Leyla Erbil edebiyat alanında; Dr. Atakan Peker, Dr. Gökhan Hotamışlıgil, Doç. Bahri Karaçay ve Prof. İlhan Akyıldız da ABD’de yürüttükleri çalışmalarıyla Nobel ödülü için adaylık mertebesine kadar gelebilmiş isimler.
Dileriz ki bu prestijli ödülle ülke olarak maceramız daha da uzun sürer ve ödül verilen kategorilerde tarihe yön veren çalışmalara imza atan genç dimağlar ülkemizde yetişmeye devam eder.
Petek Şah