RUSYA’DAN AMERİKA’YA FİNANSAL HAMLE




Mustafa AY – DG – 08.08.2017 Rusya, Amerikan Kongresi’nin kendisine karşı yürürlüğe soktuğu yeni yaptırımlar sonrasında Amerikan yönetimine bir dizi misilleme yaptı. Rusya özellikle ABD yönetimiyle diplomatik kanalları tıkayacak bazı adımlar attı. Kremlin ilk önce ABD’nin Moskova büyükelçiliğine ait 2 yerleşkeye el koydu ve daha sonralarında da 800’e yakın elçilik çalışanının casusluk gerekçesiyle sınır dışı edilmesine karar verdi. Tüm bunların yanı sıra Rusya, Baltık ve Suriye’deki askeri güçlerini arttırmaya yönelik bir dizi kararlar alarak Amerika’ya karşı caydırıcı bir güç olduğunu ispatlamaya çalıştı. Bu kararlara göre Rusya, Suriye’deki askeri varlığını 50 seneye çıkardı ve Baltık sınırına 100 binlik destek ordunun kaydırılacağını duyurdu. Her ne kadar Rusya bu adımları atsa da Amerikan yönetimi fazla etkilenmiş görünmüyor. Çünkü Washington henüz ilişkileri yumuşatmak adına bir adım atmış değil. Aksine Washington, bu gelişmeler sonrasında Baltık Denizi’ndeki müttefiklerini korumak adına Ocak ayında Almanya ve Polonya’ya konuşlandırdığı zırhlı destek tugayını harekete hazır etmekten başka bir gelişme göstermedi ki, bu durum olası bir Rus-NATO savaşını körüklemekten başka bir şey ifade etmiyor.

Rusya askeri ve diplomatik misillemelerden henüz bir fayda görmüş değil. Bu sebeple Kremlin yönetimi artık finansal olarak ABD karşı yaptırım uygulamaya çalışıyor. Moskova artık ABD temelli ödeme sistemlerine ve finansal konularda Dolara karşı bağımlılığa bir son vermeyi düşünüyor. Rusya bu karşı yaptırıma gerekçe olarak “Amerikan yönetimi dış ülkelere karşı üstünlüğünü korumak için parasal ve finansal gücünü kullanıyor. Bu husus Rus firmaları için bile geçerli” diyerek, dikkatleri ABD’nin yurtdışındaki yabancı firmalara uyguladığı baskı ve dolayısıyla yabancı ülkelerin ekonomilerinde oluşturduğu kaosa çekmeye çalışıyor. ABD daha öncelerinde bu senaryoyu Rusya’ya 2014 uyguladığı yaptırımlarla gerçekleştirmeye çalıştı. ABD’nin yaptırımı sonrasında Mastercard, 7 Rus bankası ile ilişkisine son vermişti. Rus hükümeti de hemen gerekli önlemleri alarak 2015’te ‘Mir’ bankacılık sistemini tanıtmıştı. Rus yönetimi geçmişten (2015 ‘Mir’) aldığı ilhamla artık finans alanında kullanılan teknolojik ürünlere ‘ulusal’ çözümler bulmaya kafaya koymuş görünüyor. Kremlin bu alandaki atılımlarını da ‘ithalat ikamesi’ yoluyla gerçekleştirecek görünüyor. Yani Rusya;

  1. Dışarıdan gelen teknolojik ürünleri ithal etmek yerine ülke içinde üretecek. Bu sayede Rus bilişimi hem teknolojik altyapısını sağlamlaştıracak hem de alanında uzman/kalifiye insan gücünü yetiştirecek.
  2. İthal malların alımına sonlanması sonrasında döviz rezervleri korunacak ve ülkedeki zenginlik oranı artacak. Döviz rezervlerinin korunması, dış ülkelerce yapılacak olası ekonomik yaptırımları gereksiz kılacak.
  3. Yaptırımlara rağmen hükümet, kalkınma projelerinin devamlılığını sağlayabilecek.

Rus hükümeti ABD’nin yaptırımlarını bir fırsat olarak değerlendiriyor. Kremlin artık finansal savaşın ülkede yarattığı depresyona son vermeye yakın gibi görünüyor.