RUSYA’NIN BALTIK PLANI VE ABD GÜDÜMÜNDEKİ NATO




Mustafa AY – DG – 12.07.2017 Rusya Baltık sınırında arttırdığı askeri varlığını ve Belarus ile yürüttüğü küçük çaplı ortak tatbikatlarıyla Avrupa’da olası bir savaşın habercisi. Son 6 ay içerisinde, Rusya ve Belarus’un “Zapad-2017” adında askeri tatbikat yapılacağı yönündeki NATO raporları NATO’yu ve CENTCOM’u hareketlendirdi. Bunun yanı sıra Rus Savunma Bakanlığının askeri tatbikat bahanesiyle bölgeye konuşlandırmayı planladığı 100 bin kişilik desteğin, Baltık bölgesindeki NATO varlığının artmasına sebep oldu. Tüm bu olayların yaşandığı Baltık sınırında, Litvanya’da da bazı politik ve askeri adımlar gözleniyor. Litvanya 2013’te iç güvenlik tüzüğündeki ‘zorunlu askerliğin kaldırılması’ maddesini 2016’da yeniden yürürlüğe koyarak, Rusya’nın bölgedeki artan Rus hareketliliğine karşı tedirgin olduğu izlenimini verdi. Özellikle, Rus Savunma Bakanlığı’nın 2016 yılında hava savunma füzeleri ‘S400’ ve nükleer başlık taşıyabilen ‘İskender’ füzelerinin Kaliningrad’a konuşlandırması, NATO ve Amerika’nın bölgeye 40 kişilik askeri stratejist birliği göndermesine neden oldu. NATO’nun bu adımı atmasındaki sebep ise 40 kişilik stratejist grubunu olası bir askeri harekât senaryosunu bölgenin coğrafyasına göre geliştirmesiydi. Bunun sonucunda 10 Temmuz’da Amerika Litvanya’ya uzun menzilli hava savunma füzeleri ‘Patriotları’ konuşlandırarak misilleme yaptı.

Peki, Rusya hangi amaçla bu büyüklükteki orduyu ve en gelişmiş askeri füze sistemlerini bölgeye konuşlandırıyor? Rusya’nın Kaliningrad Eksklavı’nı[1] anavatana bağlamak için bu tür girişimlerde bulunması hiç te uzak bir ihtimal gibi görünmüyor.  Bu ihtimal, NATO’nun Finlandiya Körfezine kıyı Baltık ülkelerine askeri yığınak yapması sebebiyle güçleniyor. NATO’nun Kaliningrad’a olası bir kara ve amfibi harekâtı yapması akabinde, Kaliningrad’a gidecek takviye birliklerin Finlandiya Körfezindeki NATO kuvvetleri tarafından püskürtülmesi, Rusya’nın halihazırdaki iki seçeneğinden birini ortadan kaldırıyor. Rusya’nın kara ve deniz harekatı 2 seçenekle sınırlı görünüyor. Bu seçeneklerden ilki Finlandiya Körfezi’nden geçecek donanma ve amfibi birlikler, ikincisi ise Rusya’nın en yakın müttefiki Belarus’un Rus ordusuna sınırlarına açması. Körfez’in NATO’nun desteğiyle Finlandiya ve Estonya tarafından kapatılması, Rusya’ya tek seçenek bırakıyor. Geriye kalan tek seçenek ise Rus ordusunun Kaliningrad’a düzenleyeceği kara harekâtının NATO tarafından öngörülür bir hale gelmesine neden oluyor. Ama Rusya’nın gündemdeki askeri planları bu senaryoların hepsini anlamsız kılıyor. Çünkü Rusya’nın olası Litvanya ilhakı ardından NATO’nun Estonya ve Letonya’daki askeri birliklerinin Avrupa ile ilişkisini kolaylıkla kesebilir. Bu da NATO ve Amerika’nın yaptığı askeri yığınakların boşuna bir çaba olduğu anlamına geliyor. Rusya’nın bu stratejisi NATO Baltık bloğunu kesintiye sokmak ve Rusya’yı NATO kuşatması altına alınmaktan kurtarmayı hedeflediğini kesinlikle söyleyebiliriz.

Rusya’nın bu stratejileri özellikle Kuzey Kore’nin son balistik füze başarısı ile büyük önem kazandı. Kuzey Kore nükleer füzelerinin başarıyla test edilmesinin ardından, Amerika’nın Kuzeydoğu Asya’daki askeri nüfuzunun artmasına neden oldu. Bu durum Rusya için tehdit teşkil ediyor. Çünkü ABD’nin Kuzey Kore tehdidine karşı Güney Kore’ye Kara birliklerini, Japon Denizi’ne Uçak gemilerini ve Destroyerlerini ve son olarak Alaska’ya balistik füze sistemleriyle birlikte hava savunma bataryalarını ‘Patriotları’ konuşlandırması,  Kuzey Kore’nin yanı sıra Rusya’nın da tam bir kuşatma altına alınması anlamına geliyor. Hareket alanının gün geçtikçe daraldığı Rusya, seçeneklerinin tükenmesi durumunda radikal kararlar alması ve uygulaması çok mümkün görünüyor. Bu yüzden, ABD-Rus savaşının çok düşük olması, muhtemel ABD-Rus savaşının hiç olmayacağı anlamına gelmiyor. Sonuç olarak Rusya Baltık denizindeki bu tavrı Amerikan politikalarının amaçları doğrultusunda şekilleniyor. Amerika’nın dolaylı olarak kuşatmaya aldığı Rusya sergilediği bu haklı tepkiyle dünyayı küresel bir felakete sürükleyebilir.

 


[1] Eksklav: Bir ülkenin anavatanı haricinde egemen olduğu topraklarına verilen addır.