VATİKAN’DAN MADURO’YA ÇAĞRI: BU GERİLİME SON VERİN!




Mustafa AY – DG –05.08.2017 Venezuela Devlet Başkanı Maduro, artan protestoların ülkedeki refahı bozduğu ve Amerika’nın ülkedeki krizi daha da derinleştirmek istediği gerekçesiyle otoritesini sağlamlaştırmaya çalışıyor. Maduro’nun Venezuela meclisini lağvetmesinin/dağıtmasının ardından, ABD ve birçok Avrupa ülkesi Maduro yönetimini “gayrimeşru” olarak gördüğünü ifade etti. Maduro ise tüm dış baskıları ortadan kaldırmak adına Pazar günü anayasa değişikliğini öngören referandumu düzenledi. Maduro bu adımı atabilmek için Kurucu Meclisi göreve çağırmış ve anayasanın yeniden düzenlenmesi gerektiğine atıfta bulunmuştu. Henüz daha yeni tamamlanan referandumun ardından, Venezuela Ulusal Seçim Konseyi, referandumun Başkan Maduro lehine sonuçlandığını söylese de oylamaya katılanların sayısı 8 milyon olarak belirtiliyor. Bu sayının ülkedeki oy vermeye elverişli nüfusun yüzde 41’ine tekâmül etmesi, birçok yabancı hükümetin ve güdümündeki basın-yayın ajanslarının seçimi “geçersiz ve gayrimeşru” olarak nitelendirmesine neden oldu. Öyle ki İngiliz Reuters haber ajansı referandumun 1-3 milyon arasında katılımcı tarafından oylandığını iddia ederek Venezuelalı Devlet Başkanı Maduro’nun zorba rejimine kılıf uydurduğunu ima etti. 

Güvenlik güçlerinin Molotof kokteyli protestoculara karşı aşırı güç kullanması, ülkedeki iç karışıklıklarda ölü sayısının artmasına neden oldu. Bugün itibariyle Venezuela’da protestolar sebebiyle ölenlerin sayısı 140’a ulaşmış durumda. Vatikan artan gerilim ve kayıpların sonrasında Maduro’ya polis şiddetinin ve şu anki kurucu meclisin eylemlerine de bir an önce son vermesi yönünde çağrıda bulundu. Vatikan bu çağrısının gerekçesini meydana gelen ölümleri gösteriyor. Ama bunun yanı sıra Vatikan, Pazar günkü oylamanın toplum üzerinde büyük bir etki yarattığını ifade etti. Vatikan’ın bu çıkarımında haklılık payı olabilir. Çünkü Pazar günkü oylamaya Venezuela nüfusunun 41%’lik oranının katılması, toplum içerisinde kutuplaşmanın olduğunu ve bu kutuplaşmanın boyutunun gün geçtikçe iç savaşa kadar uzanabileceğini gösteriyor olabilir. Bu endişelerden ötürü Vatikan Venezuela’ya acil çağrıda bulunarak yönetimi ve protestocuları sükûnete davet etti.

Maduro yönetiminin Vatikan çağrısına cevap vermesi ihtimali çok düşük. Çünkü Washington’un Maduro yönetimine karşı karalama politikaları yapması, Başkan Maduro tarafından ‘ters tepkiye’ neden oluyor. Bunun temelinde yatan sebep ise Maduro, Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi ilkeleri ve merhum Başkan Hugo Chavez’in mirası doğrultusunda Amerikan ideolojilerine ve çağrılarına tamamen kapalı. Bununla birlikte Maduro yönetimi, göreve geldiği 2013 yılından beri ülkenin en büyük gelir kaynağı petrolün bilinçli olarak değer kaybettirildiğini düşünüyor olmalı. Çünkü 2014 yılındaki 115 dolarlık varil fiyatının 2016 yılında 35 dolara çekilmesi, birçok petrol zengini ülkelerin bütçe açıklarına girmesine neden oldu. Bu krizi yaşayan ülkelerden birisi de Venezuela. Bu yüzden Maduro kendisine ve ülkesine ABD tarafından ‘yıldırma’ ve ‘kışkırtma’ kampanyası düzenlendiğini düşünüyor. Bu durum da Vatikan’ın çağrısını Maduro için anlamsız kılıyor gibi görünüyor.