YABANCI EL SENDROMU





Nörolojik kökenli hastalıkların her biri birbirinden daha ilgi çekicidir. İnsan beyni halâ bilinmezliklerle dolu açılmamış bir kutudur çünkü. Bu nedenle beyne ilişkin rahatsızlıklar ve oluşumlar da filmlere konu olabilecek kadar garip olabilirler.Motivasyon sağlamak amacıyla başarı hikâyelerinde sık sık söylenen bir şey vardır: Kişi neye inanırsa o şey gerçek olur, yalnızca yapabileceğimize inanmamız yeterli. Bu düşünce sandığımızdan da doğru olabilir. Beyin bazen öyle oyunlar oynar ki kişi kendini başka bir şey sanabilir, hatta kendi varlığına yabancılaşabilir. İşte yabancı el sendromu da bu tuhaf durumlardan biri. Tanımlamak gerekirse elin kendini bağlı olduğu vücuttan bağımsızlığını ilân etmesi denebilir. Bu tabi ki söz konusu elin kendini vücuttan koparmaya çalıştığı anlamına gelmez. Neyse ki şizofreni, klostrofobi ya da kleptomani gibi bir gün bu sendroma yakalanmış olarak uyanmak pek olası değil. Kurbanlarını öylesine seçmiyor çünkü. Beyni etkileyen bir kaza, anomali ya da rahatsızlık sonucunda ortaya çıkıyor. Örneğin ağır epilepsi vakalarını kontrol altına alabilmek için beyninin sağ ve sol yarısı birbirinden cerrahi müdahaleyle ayrılan kişilerde olabiliyor. Sendromun en çok görüldüğü durum da bu. Alzheimer hastaları, felç geçirenler, anevrizma ve tümörü olan, enfeksiyon kapan ya da beyin ameliyatı geçiren insanlar da risk grubunda bulunuyor.İlk kez Kurt Goldstein adında Alman nöro-psikiyatrın araştırmaları sonucunda 1908 yılında bir makaleye konu olmuş yabancı el sendromu. Yazdığı makalede felç geçiren ama zamanla iyileşen bir kadını konu ediniyor. Kadının sol eli zamanla kendisine ait değilmiş gibi davranmaya başlıyor. Kadın sanki sol eli başka birisinin isteklerini yerine getiriyormuş gibi hissettiğini söylüyor. İstediği bir şeyi tutabiliyor, ama kolay kolay bırakamıyor. Bunun dışında da o anki duruma uygun olmayan, durduk yere başlayan tokatlama, yumruk gibi hareketlerle kendini gösterir bu rahatsızlık. Nadir de olsa bacaklarda da karşımıza çıkabilen bu rahatsızlık sinema dünyasında da sıklıkla çeşitli karakterlerde de kendini gösteriyor. Stanley Kubric’in klasik filmi Dr. Strangelove’ın da, ünlü komedyen Peter Sellers’ın pek çok filmde canlandırdığı karakterlerin de muzdarip olduğu bu anomali bir nevi komedi unsuru da yaratıyor beyazperdede.İşin en kötü yanıysa, popüler kültürde bu kadar yansıması olan yabancı el sendromunun bir tedavisi maalesef henüz yok! Yine de bazı ilâçlarla ve terapi yöntemleriyle hastalığı kontrol altında tutmak mümkün. Petek Şah