AMERİKAN POLİTİKASINDA “UMULMADIKLAR” DİZİSİ

24/04/2017


MUSTAFA AY – DG– 24.4.2017 Kuzey Amerika Serbest Ticaret Antlaşması (NAFTA), Başkan Trump’ın göreve gelmesiyle çok farklı bir eksende yeniden şekillenecek gibi görünüyor. Trump “Meksika’ya ve Meksika halkına duvar öreceğiz!”  ve “ Göreve başlar başlamaz,  serbest ticaret antlaşmalarımızı ve ortaklıklarımızı yeniden şekillendireceğiz!” gibi seçim vaatleriyle ülke iç ve dış siyasetine eşi görülmedik bir soluk getirmekte kararlı bir tavır sergiliyor. Öyle ki Başkan Trump, gözünü Meksika’ya diktikten sonra şimdi de en yakın müttefiki Kanada’ya dikerek sergilenen bu tavrın gerçekliğine atıfta bulunuyor. Bu gelişme ise kıta istikrarının bozulmasını tetikleyecek en önemli faktör.

Trump kelimenin tam anlamıyla nesillerdir süren Amerikan ekonomi öğretisine yeni bir anlam katmaya veya benimsenen öğretinin anlamını kaydırmaya yoğunlaşmış durumda. Yani Amerika dışarıya kapalı/izole, korumacı ve içe-dönük ekonomik politikaları gün yüzüne çıkarmaya hazırlanıyor. Bu sebepten ötürü NAFTA ülkeleri (ABD, Meksika ve Kanada) ile imzalanan Serbest Ticaret Antlaşmasının tüzüğünde değişikliklerin olması, üye ülkeleri tedirgin bir havaya sürüklüyor. Çünkü Trump, Amerika’nın ticarî üstünlüğünü Japonya ve ekonomisi hızla büyüyen Çin’e kaptırdığını bilerek yönünü kıta Amerika’sından özellikle Pasifik bölgesine kaydırmayıplanlıyor. Yani Amerika enerjisini kendi kıta ülkelerinden çok Pasifik ülkelerine harcamayı düşünmekte. Yalnız Amerika bu planındasomut bir adım atmış değil henüz. Eğer Amerika böyle bir planı yürürlüğe sokarsa, NAFTA ülkeleriyle yürürlükte olan gümrük-serbestisi ve geri kalan ekonomik izleklerin yerini daha sınırlayıcı ekonomik politikalar alacak. Bu durumun gerçekleşmesi sonrasında ise Amerika diğer –politik, sosyal ve teknolojik- anlaşmaların da sekteye uğramasını tetikleyebilir. NATO ve Five Eyes gibi askerî ve istihbarat-vari programların sekteye uğraması ve hatta askıya alınması, Amerika’nın müttefikleri arasındaki ilişkilerin gerilmesine ve müttefik ülkelerin Amerika’ya çok daha agnostik bir yaklaşım sergilemesine neden olabilir. Böyle bir riskin ortaya çıkması Amerikan hükümetince pek arzulanan bir dış politika olmasa da Başkan bu eksende hareket etmekte kararlı bir izlenim veriyor. Başkan’ın çizdiği bu rota müttefik ülkelerin yanı sıra Amerikan senatosu ve Başkan’ın partisi, Cumhuriyetçileri, çok derinden sarsan bir gerçek. Özellikle Cumhuriyetçilerin, geçen ay, Trump’ın başkanlık öncesi sıklıkla vurguladığı “Obamacare’e son vereceğiz” gibi ifadelerine destek olmasına rağmen veto etmeleri, Başkan ile kendileri arasındaki uçuruma işaret ettiler. Bu husus sadece halkın tedirgin olmadığına, bizzat Cumhuriyetçilerin de tedirgin fikrinin doğmasına neden oldu.

Amerika Kanada ile bazı samimi ekonomik ortaklıklarından vazgeçmeye meyilli görünüyor veya sadece Kanada’ya ve diğer ülkelere ültimatom vererek Amerika’nın ‘ilkçiliğine’ dem vuruyor. Trudeau, Trump’ın “NAFTA bizim ülkemiz için tam bir felaket. Bu sadece Meksika ile ilgili değil, aynı zamanda Kanada’yla da geçerli” gibi açıklamalarla Kanada’nın huzurunu nitekim bozdu. Kanada’nın bu duruma haklı sebepleri var. Çünkü Kanada neredeyse ihracatının yüzde 75’ini Amerika’ya yapıyor. Bununla birlikte Amerika 2.5 milyon Kanada vatandaşına istihdam sağlıyor. Bu sebepler doğrultusunda Kanada’da çok tedirgin bir hava hakîm olması olağan. Eğer NAFTA’nın yapısında ve hukukî içeriğinde değişiklikler Amerika’nın korumacı politikası yönünde yapılırsa,  Kanada’yla her türlü ortaklığın yeniden şekillenmesi mümkün. Öyle ki Trump “Amerikan ürünü satın alın ve Amerikalı çalıştırın” ifadesindeki 2. Vurgusu ile Kanada’da çok fazla istihdam açığı olacağının sinyallerini şimdiden veriyor. Bu durum Kanada’yı sinirlendirmek için yeterli bir sebep. 

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers