BREXIT: DALGA BOYU, DALGA YÜKSEKLİĞİ




Doç. Dr. Dilek YİĞİT - Bu yazımda, tarihte bir benzeri görülmemiş entegrasyon modeli olan Avrupa Birliği’ni bir okyanusa, Birliğin karşılaştığı sorunları da -ister dış dinamiklerden ister iç dinamiklerden ya da her ikisinden kaynaklansın- okyanustaki dalgalara benzeteceğim. Dalgasız bir okyanus  tasavvur etmek ne kadar zorsa, Avrupa Birliği’nin sorunsuz bir yapı olduğunu düşünmek ve herhangi bir sorunla karşılaşmamasını ummak o kadar zordur.

Günümüzde Avrupa Birliği’ndeki dalga Birleşik Krallık’ın Birlik’ten ayrılma sürecidir: Brexit’tir; Brexit dalgası henüz kıyıya vurmamıştır. Dalganın kıyıya vuracağı 2019 yılı Mart ayı ve sonrasında neler göreceğimizi bilmiyoruz, sadece mevcut veriler ışığında tahmin ediyoruz.

Gelelim dalganın yüksekliğine; yani şiddetine… Brexit dalgasının şiddetinin kaynağı, Avrupa entegrasyon hareketinde ilk kez bir üye devletin Birlik’ten çıkmak istemesi ve Brüksel’in de doğal olarak kendisini hiç tecrübesi olmadığı bir süreç içinde bulmak zorunda kalmasıdır.

2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması üye devletlere çekilme hakkını tanıyan hükmü içermemiş olsaydı, Brexit süreci gündeme gelmeyecekti. Öyleyse dalganın asıl nedeni, Avrupa entegrasyonunu derinleştirecek hükümler içermesi beklenirken, aksine çekilme hükmünü içererek Birliğe yeni bir sorun armağan eden Lizbon Antlaşması’dır.

Brexit müzakereleri Brüksel ve Londra için sancılı bir sürece dönüşmüşken, “Birlik’ten çekilmek isteyen devlet entegrasyon hareketinin bir ucundan ve sonradan gönülsüzce tutan Birleşik Krallık değil de kurucu üyelerden biri olsaydı, özellikle entegrasyon hareketin itici güçleri Almanya ya da Fransa olsaydı  ne olurdu?” sorusu aklıma takıldı.  Çekilme müzakereleri Birleşik Krallık ile olandan daha zor olmazdı belki ama Avrupa’da psikolojik etkileri daha büyük olur, hatta Birliğin varlık nedeni bile sorgulanmaya başlardı. Kısaca dalganın şiddeti daha fazla olurdu. Ünlü fizikçi Christophe Galfard’ın dediği gibi  “yaklaşık 50 metrelik bir dalgaya, 2 milimetrelik bir dalgayla aynı tepkiyi vermemiz mantıklı olmaz.”

Avrupa Birliği için sorunlarla mücadele etmede dalga boyu da önemli olsa gerek…Dalga boyu ardışık iki dalga tepesi arasındaki mesafedir. Brexit’i örnek alıp Avrupa Birliği’nden çekilmek isteyen bir başka üye devlet ortaya çıkıp yeni bir dalga yaratırsa dalga mesafesini –zaman cinsinden- ölçme imkanımız olacaktır. Avrupa entegrasyon yanlıları/federalistler böyle bir imkanın doğmasını asla istemeyecektir ama Lizbon Antlaşması’nın çekilme hükmü kaldırılmadığı müddetçe, varsayımsal olarak, dalga boyu hesaplama ihtimalimiz hep vardır. Bu noktada, Birleşik Krallık’ta ayrılma referandumunu takip eden süreçte, Fransa, Hollanda ve Yunanistan’ın Birleşik Krallık’ı izleyebileceği yönünde haber ve yorumların olduğunu,  hatta Frexit, Nexit, Grexit gibi yeni türemiş kavramların  kullanıldığını belirteyim.  Kısaca, yeni dalgaların geleceği konusunda öngörüler dile getirildi ve getirilecek…

Ancak, en azından, Brexit’in kaosa dönmüş müzakere süreci tamamlanmadan, sonrasında Brexit’in sonuçları somut olarak gözlemlenmeden, diğer üye devletlerden herhangi birinin çekilmeye kalkışması beklenmemelidir. Günümüzde Brüksel ile gergin, karşılıklı ithamların savrulduğu ilişkiler içindeki Macaristan ve Romanya bile çekilmeyi dile getirmiyor. Avrupa uzmanları da,  kısa vadede yeni bir çekilme olayını gerçekçi bulmuyor.

Ancak Brexit’i takip eden “exit”ler olursa, ve bu “exit”ler arasında zaman farkı da az olursa, entegrasyon hareketinin geleceği cidden riske girer. Galfard’ın dediği gibi “dalga boyu ne kadar kısaysa, dalga tarafından taşınan enerji o kadar büyük olur”.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers