BÜYÜYEN KRİZ: KATAR

19/07/2017


Mustafa AY – DG – 19.07.2017 Katar 5 Haziran’dan bu yana Suudi Arabistan liderliğindeki körfez bloğunun ambargosuna maruz kalıyor. Suudi bloğunun Doha yönetimiyle diplomatik ilişkileri kesmesinin ardından ekonomik yaptırımlara başvurması, Körfez’in geleceği açısından hiç de parlak görünmüyor. Durumun gittikçe kötüleştiği Arap yarımadasında politik ve ekonomik istikrarın sarsıldığı bir gerçek. Çünkü Suudi Arabistan’ın defaatle yinelediği taleplerin Katar tarafından reddedilmesi, krizin gittikçe derinleşmesine neden oldu.

Katar krizi, Trump yönetiminin Riyad’a ziyareti ve bir dizi tweetler sonucunda ateşlendi. Tüm bu gelişmelerin öncesindeyse, Körfez krizini tetikleyecek siyasi zeminin bizzat Trump yönetimi tarafından hazırlandığı biliniyor. Trump’ın Yahudi kökenli damadı ve aynı zamanda başdanışmanı olan Jared Kushner’ın İsrail’e düzenlediği diplomatik ziyaretler sonrasında, Katar krizinin ortaya çıkacağı kesinlik kazanmış oldu. Tel Aviv’de yapılan ziyaretlerin gündeminde Katar’ın Hamas lideri Halid Meşal’in Doha’da düzenlediği konferansın da olduğu kesin. Hamas askeri yapılanması İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail uçaklarının Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarına misilleme olarak, Gazze’den Tel Aviv’e sıklıkla füze yolluyor. Bununla birlikte örgütün bu yapılanması İsrail askerlerine düzenlediği saldırılarla İsrail Savunma Kuvvetlerinin büyük kayıplar vermesine neden oluyor. Artan saldırılar Hamas’ın kaçak lideri Halid Meşal’in Netanyahu yönetimi tarafından terörist olarak nitelendirilmesine neden oluyor. İsrail yönetimi terörist olarak nitelendirdiği Meşal’in Doha yönetimince Katar’da barındırılması, Tel Aviv yönetimini sinirlendiriyor ve karşı tedbirler almaya sevk ediyor.

Suudi bloğu Katar’a karşı ekonomik yaptırımları açıklanmasının ardından, İsrail yönetimi meydana gelen bu bölgesel krizi bir fırsat olarak görmüş ve Suudi bloğuna yardım ve işbirliği teklif etmişti. Suudi bloğundaki birçok ülke her ne kadar teklifi reddetmiş görünse de teklifi fırsat olarak gören ülke/ler de var görünüyor. 5 Haziran’da yapılan yaptırım hareketi sonrasında, iddiaya göre Mısır’ın darbeci lideri Abdülfettah el-Sisi 12 Haziran’da Benjamin Netanyahu ile Kahire’de gizli buluşma gerçekleştirdi. Haberlerin doğruluk taşıması durumunda Sisi yönetimi Arap bloğu üye ülkeleri ile İsrail arasında mekik dokuyabilir. Mısır’ın bu çabaları sonuç vermesi halindeyse, İsrail’in Arap yarımadası tarafından tanınması içten bile değil. İsrail Arap yarımadasında bu statüyü elde etmesi durumundaysa işgal ettiği topraklar meşruiyet kazanacak ve İsrail’in Filistin’e yaptığı ‘meşru müdafaa’ saldırıları Arap ülkeler tarafından görmezden gelinebilecek. Eğer bu gelişmeler gerçeklik payı taşıyorsa, İsrail istihbaratı Mossad siber teknolojilerini Arap dostlarının hizmetine sunmaya başlamış olabilir. Öyle ki bu senaryo çok da uzak bir ihtimal gibi görünmüyor. Çünkü İsrail yönetimi 2015’te BAE’yle diplomatik ilişkiler kurabilmek adına girişimlerde bulunmuştu. İsrail’in bu girişimleri olumlu sonuçlandıysa ki, İsrail bugün Suudi liderliğindeki Koalistona yardım ve işbirliği teklifini etme cüretini gösterebiliyor, BAE Katar’a karşı düzenlediği siber saldırılarda Mossad’ın teknik desteğini almış olabilir.

Siber saldırıların akabinde, Katar Enformasyon Dairesi “BAE tarafından Katar’a düzenli aralıklarla siber saldırı düzenleniyor. Siber saldırılar sonucunda ülkemizdeki birçok devlet kurumunun websitesi heklendi. Washington Post haberi bizim şüphelerimizi doğrular nitelikte.” diyerek Suudi bloğunun bir komplo girişiminde olduğunu iddia etti. Doha yönetimi Katar Haber Ajansına düzenlenen saldırılardan endişelendiğini açıkça göstermiş oldu. Riyad yönetiminin güdümündeki BAE yönetiminin bu girişimi devlet ajanslarının da bu tür saldırılara karşı zayıf olduğunu ispat etmiş oldu. Bu saldırıların sonucunda Suudi bloğu devlet haber ajanslarını kontrol edebilir. Bu durumunda Katar tamir edilmesi imkânsız zararlarla yüzleşmek zorunda kalabilir.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers