ÇATAL HÖYÜK

16/10/2016


Ülkemiz hem doğal güzellikleri, hem de cömertçe sunduğu tarihi dokusuyla en çok ilgiyi hakeden ülkelerden biri, belki de en güzelidir. Öyle ki her yöresinden ayrı bir tarih dersi fışkırır. Bu tarihi değerler arasında en önemlilerinden biri de bulunmuş olmasıyla birlikte tarihin anlaşılmasına büyük yarar sağlayan Çatalhöyük’tür. Orta Anadolu’da bulunan bu antik yerleşim yerinin insanlara ev sahipliğine başlaması 9 bin yıl öncesine dayanır. Doğu Çatalhöyük olarak kategorileştirilen taraf Neolitik Çağ’da, Batı Çatalhöyük kısmıysa Kalkolitik Çağ’da iskan yeri olarak kullanılmıştır. Günümüzde Konya’da, Konya Ovası’nın uçsuz bucaksız buğdaylık arazisinde bulunmaktadır.
Söz konusu höyükler 2 bin yılı aşkın süre kesintisiz olarak yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Alanın genişliği, barındırdığı nüfus ve kültürel faaliyetleri açısından tarihçi ve arkeologların ilgisini toplamaktadır. Yalnızca kültürel alanda değil, tarım konusundaki çalışmaları da dönemin anlaşılmasına ışık tutmaktadır. Tüm bu değerlere UNESCO’da gözünü kapatamamış, 2012 yılında Dünya Mirası Listesi’ne dahil etmiştir.

Bugüne dek keşfedilmiş en eski ve gelişmiş Neolitik Çağ iskân yeri olan Çatalhöyük’ü arkeolog James Mellaart 1958 yılında keşfetmiştir. Günümüze dek çeşitli aralıklarla kazılar tekrarlanmıştır. !993’ten beri bölgede keşif ve kazı yapanlar ise Ian Hodder ve İngiltere, Türkiye, Yunanistan ve ABD’li araştırmacılardan oluşan ekibidir. Ekibin kazıları 2018 yılına dek sürdürmeleri beklenmektedir.

Alanda yapılan kazılar tarihi gerçekleri aydınlatan pek çok bulguyu ortaya çıkarmıştır. Doğu kısmında yerleşmenin merkezine doğru ilerleyen sokaklar, su ve drenaj kanalları, tüneller bulunmaktadır. Ayrıca konutlar ve açık alanlar, mabetler, saraylar ve depolar da bu alanda bulunmaktadır. Evlerde bulunan dar geçitlerin havalandırma ve ışıklandırma sistemleri de araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Alanın bu kısmına ilişkin en önemli özelliklerinden biri de şehirciliktir. Kenti oluşturan tüm konut ve mahalleler belli bir plana göre inşa edilmiştir. Günümüzde bile planlı kentleşme bir sorun oluştururken o dönemde böyle bir planın izlenmesi şüphesiz hayranlık uyandırıcıdır. Öyle ki 1963 yılında yapılan kazılarda kentin planı olduğu anlaşılan bir harita dahi gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu çizimi görmek için Anadolu Medeniyetler Müzesi’ne gitmek yeterlidir.

Batı kısmıysa en az bu kadar heyecan verici bir başka bölümdür. Büyükçe ve iyi inşa edilmiş olduğu belli olan merkezi bir oda bu bölümde karşımıza çıkmaktadır. Bu yapının duvarları yeşilimsi sarı renkte bir sıvayla kaplıdır.

Çatalhöyük’ü bu kadar özel kılan yalnızca mimari değeri değil, aynı anda ortaya çıkarılan çanak çömlektir. Bu dönemde yaygın olarak kullanılmaya başlanmış olan kap kacaklar, ahşap ve sepet işleri son derece gelişmiş ve hayranlık uyandırıcıdır. Derin kaseler yoğun olarak, dar ağızlı çömleklerse daha az yaygın olsa da sıkça keşfedilmiştir araştırmacılar tarafından. Elbette ufak tefek diğer buluntular da – havanlar, öğütme taşları, bardaklar, kepçeler, iğneler, yüzük ve bilezikler – höyüğün değerine değer katmaktadır. Elbette her buluntunun olmazsa olmazı küçük heykelcikler de hala tarih meraklılarının ilgisini çekmektedir.

Konutlarda çöp ve ya kalıntı bulunmaması, temizliğin günlük yaşamda sön derece önemli olduğunu göstermektedir. Havanın güzel olması halinde günlük aktivitelerin damlarda yapıldığı da anlaşılmaktadır. Damlardaki büyük ocakların ortaklaşa ve bireysel olarak kullanıldığı da ortaya çıkmıştır. Mezarlar incelendiğinde ölümlerde kansızlığın önemli bir etken olduğunu ve kent halkının belli bir kısmı için öldükten ve gömüldükten sonra kafatasını bedenden ayırma gibi bir geleneğin olduğu anlaşılmaktadır.

Çatalhöyük halkı da buluntulardan anlaşıldığı üzere avcı-toplayıcı bir hayat sürdürmektedir. Bunun yanında buğday ve arpa gibi besinleri yetiştirme ve sığır gibi hayvanları evcilleştirme süreci de başlamıştır. Ayrıca madencilik ve tuz üreticiliğiyle geçinenler de vardır. Zira üretim fazlası tuzun civardaki kentlere satıldığı tespit edilenler arasındadır. Halk açıkça anlaşıldığı üzere sanatla da ilgilenmiştir. Konut duvarlarında hayvan resimleri, av ve dans figürleri, at ve kilim motiflerine sıklıkla rastlanmaktadır.

Sonuç olarak bu kadar zengin bir kültüre sahip olan Anadolu topraklarının bize tarihe ilişkin pek çok şey sunduğu kuşkusuz. Bunların keşfedilmesiyle birlikte hem coğrafyamızı hem de kültürümüzü daha da iyi anlamaya devam edeceğimize hiç şüphe yok.


Petek Şah

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers