ÇİN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ WANG WENBİN'İN 15 ARALIK 2020 TARİHLİ OLAĞAN BASIN TOPLANTISI

17/12/2020


Reuters: Brezilya'nın sağlık makamı Anvisa Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Çin sağlık yetkililerinin ülkede COVID-19 aşılarının acil olarak kullanımına izin verme konusunda şeffaf olmadığını söyledi. Bakanlığın bu konuda herhangi bir yorumu var mı?

Wang Wenbin: Öncelikle, Çin aşı güvenliği ve etkinliği için yüksek önem verdiğini sizi temin ederim. Çinli aşı şirketleri, bilim ve yönetmelik gerekliliklerine sıkı sıkıya bağlı olarak araştırma ve geliştirmeyi ilerletir ve uluslararası standartlara ve ilgili yasa ve yönetmeliklere sıkı bir şekilde uyarak uluslararası iş birliğine girer. Birçoğunuz, bazı Çin aşılarının ilgili ülkelerde faz III klinik denemesine girdiğini, genel olarak sorunsuz bir şekilde ilerlediğini ve olumlu etkilere yol açtığını fark ettiniz. Ayrıca bazı ülkelerin Çin aşılarının ruhsatlandırdığını ve kullanımını onayladığını öğrendim. Tüm bunlar, Çin aşılarının güvenliğini ve etkinliğini ve Çin sağlık makamının uluslararası normlara ve yasalara uygunluğunu gösteriyor.

Brezilya ile ilgili olarak, daha önce de belirttiğimiz gibi, Çin ve Brezilya arasındaki aşı iş birliği genel olarak sorunsuz bir şekilde ilerliyor. Çinli şirketin Brezilyalı partnerinin Çin'in aşısına olan güvenini dile getirdiğini belirttik. Ar-Ge iş birliğini ilerletmek ve dünyada, özellikle gelişmekte olan ülkelerde aşı erişilebilirliğine ve satın alınabilirliğine katkıda bulunmak için diğer ülkelerle birlikte çalışmaya hazırız, böylece dünya pandemiyi erken bir tarihte yenebilir.

Süddeutsche Zeitung: Küresel Politika Merkezi bu sabah, Xinjiang'da her yıl 500.000'den fazla insanın pamuk toplamaya zorlandığını öne süren bir rapor yayınladı. Rapor, Çin'de yetiştirilen pamuğun çoğunun zorla çalıştırma yoluyla hasat edildiğini iddia ediyor. Lütfen yorum yapar mısınız?

Wang Wenbin: Çin’in sözde "zorunlu çalışma" iddiası konusundaki tutumunu birçok kez belirttik. İş Kanunu, İş Sözleşmesi Kanunu ve ilgili idari düzenlemeleri içeren yasalara göre, Çin vatandaşları işverenleri ile eşitlik ve fikir birliği temelinde gönüllü sözleşmeler imzalar ve ödeme alır. Bazıları tarafından gizli gerekçelerle iddia edilen "zorla çalıştırma" diye bir şey yoktur.

Tüm etnik gruplardan insanlara istikrarlı bir istihdam sağlamada yardımcı olmak, "zorunlu çalışma"dan tamamen farklıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün Zorla Çalıştırma Sözleşmesi'ne göre, "zorla çalıştırma" terimi, herhangi bir kişiden herhangi bir ceza tehdidi altında talep edilen ve söz konusu kişinin gönüllü olarak arz etmediği tüm işler veya hizmetler anlamına gelir ". Xinjiang'daki tüm etnik gruplar, mesleklerini kendi iradelerine göre seçiyor ve eşitlik temelinde yasalara uygun olarak kendi iradeleriyle iş sözleşmeleri imzalıyorlar. Etnik kökenleri, cinsiyetleri veya dini inançları nedeniyle ayrımcılığa uğramayacaklar. Xinjiang'daki her seviyedeki hükümetler, istihdam seçimlerinde etnik azınlıkların iradesine tam olarak saygı duymakta ve istihdam için gerekli becerileri geliştirmek isteyenler için eğitim sağlamaktadır. Xinjiang 'daki Etnik Azınlıkların İstihdamına İlişkin Araştırma Raporuna göre, ankete katılan dört köydeki işgücünün %86,5'i memleketlerinin dışında çalışmaya isteklidir, bu da etnik azınlıkların iş için gönüllü olarak dışarı çıkma konusunda güçlü bir istekliliklerinin olduğunu göstermektedir. 2019'un sonunda, Xinjiang'da toplam 2.9232 milyon insan yoksulluktan kurtarıldı ve 2014’te yüzde 19,4 olan yoksulluk 19,4'ten yüzde 1,24'e düştü.

Bahsettiğiniz bu raporda, "yeniden eğitim merkezleri" denen fotoğraflardan bahsediliyor. Bazı Batı medyası, Xinjiang'daki duvarlarla çevrili herhangi bir binayı saçma bir şekilde "gözaltı merkezi" olarak tarif ediyor, ama gerçek şu ki, bunların hepsi sivil kurumlar. Örneğin, Turfan'daki sözde "gözaltı merkezleri" aslında yerel idari ofislerin binalarıdır ve Kaşgar'deki "gözaltı merkezleri" aslında yerel lise kampüsleridir ve hepsi Google ve Baidu haritalarında işaretlenmiştir. Hepiniz kontrol edebilirsiniz.

Bu raporun yazarının Adrian Zenz olduğunu fark ettim. Basın, şahsın ABD hükümeti tarafından kurulan aşırı sağcı bir örgütün üyesi olduğunu ve ABD istihbarat teşkilatı tarafından kurulan Çin karşıtı enstitünün kilit bir üyesi olduğunu defalarca açıkladı ve Çin'e karşı söylentiler ve iftiralar uydurmakla hayatını kazanıyor. Sözde raporunda en ufak bir güvenilirlik ve akademik ahlak bile yok. Sizin referans alabilmeniz için, yalan beyanlar üretirken yaptığı yanlışları sıralayayım.

İlk olarak, veri dolandırıcılığı. Adrian Zenz, sözde zorla kısırlaştırma ile ilgili raporunda, "2018'de, Çin'deki tüm net eklenen RİA yerleştirmelerinin yüzde 80'inin Xinjiang'da yapıldığını" iddia etti, ancak gerçek şu ki, Çin Ulusal Sağlık Komisyonu’na göre, ülkede 2018 yılında gerçekleşen tüm RİA yerleştirmelerinin sadece %8.7’si Xinjiang’da gerçekleşti.

İkincisi, hiç yoktan var edilen fabrikasyonlar. Adrian Zenz sözde bir "Karakax (Moyu) Listesi" uydurdu ve burada en sık belirtilen tutukluluk nedeni doğum kontrolünün ihlali oldu. Aslında listedeki insanların çoğu, orada normal bir yaşam süren Moyu ilçesinin yerel sakinleri. Dini aşırılıktan etkilenen ve hafif suçlar işleyen çok az sayıda insan yasalar gereğince mesleki eğitim ve öğretim görmüştür.

Üçüncüsü, asılsız spekülasyonlar. Adrian Zens, Xinjiang'daki etnik azınlık kadınlarının aşırı sık kontroller aldığını iddia etti ve bunu, Çin hükümetinin çocuk sahibi olmuş Uygur kadınlarına zorla kısırlaştırma uyguladığını kanıtlamak için kanıt olarak kullanmaya çalıştı. Ancak raporunda kadınların çocuk sahibi olduktan sonra hükümet tarafından RİA kullanmaya zorlandığına dair hiçbir kanıt yoktu. Sözde sonucu, kendi çılgın varsayımının ürününden başka bir şey değildir.

Dördüncü olarak, sayı oyunu. Adrian Zens, Gulbagh Yerleşim Bölgesi'ndeki Han etnik kökeninin doğal nüfus artışının 2018'de Hotan İlçesinden yaklaşık sekiz kat daha fazla olduğunu iddia etti ve bunu, sözde "Han yerleşimci sömürgeciliği" politikasına tepki göstermek için bir örnek olarak kullandı. Bir mahalle ile ilçe arasındaki doğal nüfus artış hızının karşılaştırılması, demografik olarak akademik bir değere sahip değildir. Gerçeklerden bahsetmişken, Han nüfusu ile Uygur nüfusunun 2017 ve 2018 yıllarındaki değişimlerini karşılaştırırsak, Uygur nüfusunun artarken toplam Han nüfusunun azaldığını görebiliriz. Adrian Zens'in Çin hükümetinin "Han yerleşimci sömürgeciliği" politikasını ikiye katladığı iddiası, herhangi bir olgusal temel olmaksızın tamamen bir yalandır.

Medyadan arkadaşların ve diğer sektörlerdeki insanların, doğruyu yanlıştan ayırt edebilmelerini, gerçeklere saygı duyabilmelerini ve akademik araştırmalarda yalan söylemek için her yolu sadece Çin karşıtlığına hizmet etmek için kullanan Adrian Zens gibi insanlar tarafından kandırılmamalarını umuyoruz.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers