ÇİN: TEHDİT ALGISI, GÜVENLİK STRATEJİSİ VE AVRASYA

28/01/2017


 

Gülsüm Gizem Özyol – DG –  26 Ocak 2017 14.00 ‘te Avrasya İncelemeleri Merkezi’nin konuğu olan E. Tümgeneral Ali ERDİNÇ Çin’in Tehdit Algısı, Güvenlik Stratejisi ve Avrasya konulu bir konferans gerçekleştirdi. Sayın Erdinç konuşmasında Çin Ordusu’na ve Çin’in diğer ülkelerle olan ilişkilerine değindi.

Çin’e gittiği zamanlar içinde orada bir görevli olarak değil bir Çinli gibi yaşadığını söyleyen Ali Erdinç Çin’e olan hayranlığını belirtti. Daha sonra güvenlik konusunda sözlerine şu şekilde başladı:

‘’Yaşadığımız yüzyıl ve tarih içerisinde güvenlik konuş, çok fazla uzman olmamasına rağmen herkesin kendini televizyonlarda, basında güvenlik uzmanı olarak tanıtıp bir takım doğru yanlış analizler yaptığı zor bir konudur. Bu konuda gerçek bir üst düzey bilginin ortaya konulamadığı görülmektedir. Güvenlik, Maslow’un ihtiyaçlar teorisinde belirttiği gibi, yaşamın en temel ihtiyaçları yeme, içme ve barınmadan sonra insanoğlunun üzerinde yoğunlaştığı önemli bir konudur. Güç, bugün güvenliği etkileyen en kuvvetli argümandır. Şayet gücü değişik vasıtalarla kullanmak gerekirse ki bunlardan biri sert güç kavramı, ikincisi yumuşak güç kavramı, üçüncüsü akıllı güç kavramıdır. Bu güç kavramı bağlamında uluslararası ilişkiler ve güvenlik paradigması şekillenmektedir. Günümüzde kuvvet faktörünün Devlet merkezinden Devlet dışı aktörlerin eline geçmesi bugünkü güvenlik paradigmasının temeli üzerinedir.’’

Çin tarihindeki çalışmalarla konuşmasına devam eden Erdinç,  ‘’Çin güvenlik algısının en çok bilinen ismi Sun Tzu’dur. Sun Tzu’nun temel prensibi savaşı savaşmadan kazanmaya dayanır. Ona göre hazırlık esastır ve önceden tahmin edip gerekli istihbaratı toplamak başta gelir. Bugünkü güvenlik algısı Sun Tzu ile başlamıştır. Daha sonra ikinci algı olarak Çin Daması olarak bilinen 36 senaryoluk oyun gelir. Senaryo sistemli bir kazan kazan oyunudur. Esas konumuz Çin’in tehdit algısı ve güvenlik stratejilerini belirlemede bazı temel paradigmalar var. Güvenlik için kullanacağımız parametreler tarihsel birikim ve sosyo kültürel birikimdir. ‘’dedi.

Daoizm felsefesi üzerine yazılmış olan ‘’Tao Te Ching’’ kitabından bahseden Erdinç, kitabı vakti oldukça Türkçeye çevirdiğini dile getirerek sözlerine Çin’deki felsefi düşünceleri anlatarak devam etti. ‘’Konfüçyüs felsefesi kişi ile toplum arasındaki görüşleri ortaya koyan bir görüştür. Çin yöneticilerinden Mao bu felsefeyi takip etmiştir. Mao’nun ölümünden sonra Çin halkı onu son Konfüçyüs olarak anmıştır. Daoizm felsefesi daha farklıdır, bırakın yapsınlar etsinler esasına dayanır. Tanrı kavramı yoktur ve şamanizmden geldiği bilinir. Budizm ve Daoizm arasında benzerlik vardır. Mencius felsefesi Çin’de, ‘insan iyidir insan iyiyse iyi şeyler sunman gerekir’i esas alır. Bu felsefe Şao Pin’in uyguladığı siyasetin tarihsel arka planıdır. San siu görüşü ise ‘insan kötüdür kötüyse kurallar koymak, onu düzeltmek gerekir’i esas alır. Mao bu felsefeyi uygulamıştır. Mao’nun temel ilkesi güce ve kötüleri tedbirle ortadan kaldırmaya dayanır. Dolayısıyla Çin’de hala Komünizm varsa bu Konfüçyüs’e dayanır.’’ 

Çin halkına gelecek olursak, Sayın Erdinç’in anlattığı kadarıyla Çin halkının Amerikalıları ve oradaki Çinlileri sevmediklerini görmüş olduk. Nedenin ise beyaz adama güvensizlik olduğunu belirten Erdinç, Çin halkının onları Muz Çinlisine benzettiğini söylüyor. Çinlilerin %70 kısımda kendilerini tanıttığını %30 kısım göstermedikleri yanları olduğunu söyleyen Erdinç ‘’Çin insanının güvenlik algısı bu şekilde oluşmuştur’’ diyerek kaldığı yerden devam etti.

‘’19. YY başında Boxer ayaklanması çıkarılmıştır. Bu ayaklanma Batı’nın Çin’in üzerindeki ekonomik ve siyasi etkilerinden dolayı başlamıştır. Çin’in Kore’yi kaybetmesi üzerine Şimonoseki Anlaşması imzalanmıştır. Ayaklanan köylüler Batı’nın silahlarının kendilerine etki etmeyeceğine ve kendilerinin ölümsüz olduğuna inanıyorlardı fakat bu ayaklanma kanla bitti. Ayaklanma sonrasında Sun Yat-Sen dönemi başlamıştır. Sun Yat-Sen ile Atatürk arasında benzetmeler vardır fakat kimse kimseye benzemez. Benzerlik aranması gerekirse ikisi de savaşçı, ikisi de milliyetçidir. Ölümünden sonra ise yerini Mao alır. Mao Gerilla savaşçılığının temelini atmıştır. Rus Devrimi ve Halk Hareketinin lideridir. Halk direnişi bilincini Çin halkına aşılamıştır.’’

 

Çin ve komşuları arasındaki ilişkilerden bahseden Ali Erdinç Çin’in kendini ne kadar çok geliştirdiğine değinerek sözlerine devam etti.

‘’AMERİKA:  2011 Kasım ayına kadar Amerika’nın Dünya siyaseti Pasifik siyaseti Pivot Asia Projesi merkezliydi. 2011 yılı Kasım’ında Obama Avusturalya’da bir Parlamento topllantısında yeni bir strateji oluşturulacağını açıkladı. Merkez Asya projesi’nin ismi Uzak Kıyı Projesi olacak ve buna göre Amerikan kuvvetleri 2020’ye kadar Deniz ve Hava Kuvvetleri’ni Pasifikte konuşlandıracak. Kara kuvvetleri 2017 Mart’ına kadar 395 bin kişiye düşürülecek. 2012’de Pentagon’da teşkilat değişiklikleri oldu bütün bunlardan sonra Çin’in tepkisi arttı. Bu tepki sonrası 2013’te askeri bir dergide Çin’in bundan sonra yapacaklarını anlattılar. Bu makalede Çin, ‘’2025’e kadar Tayvan’ı 2050’ye kadar Dış Moğolistan’ı alacağız’’ dedi ve bununla ilgili bir kısa film hazırladı. 2014 yılında Amerika’nın cevaben yazdığı makalede ‘’Çin bizi kızdırırsa tüm limanlarını mayınla kapatırız, kendi içlerinde ayaklanma çıkartırız ve Çin kendi uğraşır durur’’ demiştir. 2014 Şubat sonrasında Çin Amerika’ya karşı tüm konularda gelişmeler kaydetmiştir. Ve şu an Amerika’dan çok daha ilerdedir.

VİETNAM: 1979’daki nüfuz mücadelesi hala devam etmektedir. Amerika eski yöneticisi geçtiğimiz 6 ay içinde bir heyet gönderdi ve silah satımları oldu. Rusya burada üs kurmaya çalışmaktadır.

JAPONYA: Japonya Çin’e ‘’Hava sahama girersen vurum’’ demişti, Çin dinlemeyerek girdi fakat Japonya bir hamle yapmadı.

HİNDİSTAN: Hindistan Çin arasında savaş 1962’de yapıldı. Şimdi Hindistan, Amerika ve Rusya’nın kullandığı ortak bir güçtür. Buna karşılık Çin ise Pakistan’la birlik içindedir. 1915’te Hindistan İngiliz sömürgesi idi. Çin’in bütün itirazlarına rağmen Hindistan Çin arası Tibet kıyıları her zaman problem olmuştur. İngiltere iki ülke arasında su savaşına sebep olarak Hindistan ve Çin’i birbirine düşürmüştür.

RUSYA: Rusya ile Çin arasında 1994-96, 2001-2012 de dostluk anlaşmaları imzalanmıştır. 2014’te Kırım’ın İlhakı sonrasında son anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşma bir ortaklık anlaşmasıdır. Çin ve Rusya arasında ekonomik ilişkiler arttıkça kültürel savunma sorunları bitti. Sibirya’da sınır savaşı devam etmektedir. Orta Asya’daki ekonomik rekabetten dolayı Rusya bu durumdan rahatsızdır. 2014 Manas askeri üssünün kapatılması sonrasında Rusya Çin’e Kırgızistan’ı bırakmak istemiyor, Kırgızistan ise ekonomik açıdan Çin’e olan bağlılığından dolayı Rusya ve Çin arasında kalıyor.’’

E. Tümgeneral Ali Erdinç’in ilgi ile izlenen, “Çin’in Tehdit Algısı, Güvenlik Stratejisi ve Avrasya” adlı sunumu sonrasında, katılımcılar ve Ali Erdinç arasında soru, cevap, yorum şeklinde devam eden konferans E.Büyükelçi Nuri YILDIRIM, ,E.Büyükelçi Muzaffer ERÖKTEM ve E.Büyükelçi Kurtuluş TAŞKENT’in soru ve yorumları ile son buldu.  

 

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers