ERMENİSTAN’IN TALEPLERİ VE NEDEN ŞİMDİ…

07/11/2016


Harut Sassounian’ın açıklamaları “gülünç” bile değil, ama “tehlikeli”

Ermenistan hala aynı taleplerini savunmaya devam ediyor. Çağ değişiyor, şartlar değişiyor, iklimler değişiyor, kavramlar değişiyor, dünya değişiyor, ama Erivan değişmiyor.  Ermenistan hala Türkiye’den toprak talep ediyor. Çünkü Ermenistan’da siyasi elitler onları o mevkilere getiren ve destekleyenlere, sponsorlara hizmet etmeye devam ediyorlar. Bu tehlikeli oyunda gerilim artmaya devam ederse, hiç kimse için iyi bir sonuç vermeyecek. Ama iddiaların yeniden gündeme getirilmesindeki “zamanlama” gerçekten dehşet verici…

Armenian Weekly gazetesi Ermeni diasporasının önemli ismi Harut Sassounian’ın makalesini yayınladı. Zamanlamaya dikkat etmek lazım. Çünkü bu zamanlama adeta bir saatli bombanın ayarlanması gibi. Aşağıdaki hususlar bu zamanlamada dikkate alınmış. Ne zaman yayınlandı, bu tuhaf makale?

Türkiye’de terörün aniden sert bir tırmanışa geçtiği ve Türkiye’nin yanı başındaki Suriye’de süren iç savaşın Beşşar Esad’ın çılgınlıklarıyla bütün Orta Doğu’yu tehdit edecek noktaya geldiği sırada…

Ayrıca bir diğer komşu İran’ın aniden Türkiye’yi açıkça tehdit ettiği ve Irak’ın büyük bir hiddetle Türkiye’ye yönelik hasmane beyanatlar verdiği sırada…

Körfez’de ABD’nin askeri yığınağını artırdığı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı blokaja hazırlandığı sırada… İsrail’in hem Suriye’nin hem de İran’ın vurulması için tutkuyla ve sabırsızlıkla beklediği sırada…

Dahası Kıbrıs yüzünden Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin koma hali devam ederken ve İsrail’in koordine ettiği Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın “münhasır ekonomik bölge operasyonunu” son kerteye getirdiği sırada…

Makalenin tarihi de, içeriği de bütün bu faktörlere bakarak belirlenmiş. İnanmayan yazının devamını okusun…

Tam bu sırada Harut Sassounian Armenian Weekly gazetesine makale veriyor, “Batı Ermenistan” hakkında… Ermenistan halen Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanımıyor ve Türkiye’nin doğusundan  “Batı Ermenistan” olarak söz ediyor.

Hiçbir coğrafi veya demografik gerekçeye dayanmayan bu niteleme, Taşnak Sütyun çetesinin ve ASALA terör örgütünün geleneğinden gelen Ermeni devletinin ideolojik şartlanmışlıkla beraber, kendisine verilen uluslararası ve bölgesel rolü oynama çabasından kaynaklanıyor. Her şeyden önce Ermenistan’ın “Batı Ermenistan” dediği yerde Ermeni yok!

Gündemin en çok ısındığı bu dönemde, Türkiye bir ateş çemberinin ortasında kaldı. Arap Baharı’nın ne kadar süreceği ve bu sürecin nereye varacağı henüz belli değil. Fakat Türkiye’nin “bütün doğu komşuları” istikrarsızlık üretiyor ve bu durum bir süre sonra “jepolitik zelzeleye” dönüşecek. İşte o zaman krizin bölge ülkelerini “vakumladığını” göreceğiz. Acaba neden Sassounian şimdi “postacılık” yapıyor? Veya “kuklacı” neden bu zamanlama ile mesaj aktarıyor?

Önce bir bakalım “postacı” ne diyor? “Postacı” makalesinde “soykırım suçları iddialarının 100 sene geçtiği zaman aşımına uğradığı iddiasının doğru olmadığını” söylüyor. Buna da gerekçe olarak 26 Kasım 1968 tarihli BM Genel Kurulu’nun “insanlığa karşı işlenen tüm suçların herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmayacağı” yönündeki kararını gösteriyor.

“Kuklacı” buradan da anlaşıldığı gibi Ermenistan’ın geleneksel “tanınma, tazminat ve toprak” talebi sürüyor. Buna göre soykırım iddialarının uluslararası alanda tanınmasını sağlayacaklar. Sonra buna dayanarak Türkiye’den tazminat talep edecekler ve devamında da “Batı Ermenistan’ı” isteyecekler.

Zaten “postacı” da yazısında Ermenilerin soykırım iddialarının -belki de iftira demek daha yerinde olur- “tanınması” hususuna değindikten sonra, konuyu “Batı Ermenistan’ı geri almaya” getiriyor!

Bu konuda özetle şunu yazmış “kuklacının postacısı”; “Türkiye’nin topraklarının tek bir parçasını bile Ermenilere gönüllü vermesini beklemek aldatmacadır. Ayrıca Ermenistan askeri anlamda Türkiye’den zayıf olduğu için güç kullanarak da alamaz”…

O halde nasıl olacak? “Kuklacı” bunu da “postacıya” yazdırmış; Türkiye’de yaşanacak öngörülemeyen gelişmeler beklenecek”…

Neymiş o “öngörülemeyen gelişmeler”; “Mesela iç savaş, bölgesel çatışmalar, Kürt isyanı, doğal felaketler gibi güç boşluğu yaratacak ve dünyanın bu bölümünde sınırların değişmesine neden olacak gelişmeler”... Bunlar “öngörülemeyen gelişmeler”… Çünkü öyle “öngörülmüşler”…

Görüldüğü gibi “bölgesel planlamalarda” ve “muhtemelen çok kapsamlı, çok boyutlu ve çok taraflı senaryo çalışmalarında” maalesef “aklın sınırı” aşıldı. Zaten Harut Sassounian ne diyor;

“Burada mevzu Ermenilerin kendi tarihi evlerine yerleşme haklarıdır”... Ve “bu Türkiye’nin meselesi olmamalı”... Pardon?

Eğer “prefabrik devlet” inşa etme ve “ulus kurma” projesi varsa, belki “Orta Doğu’daki Ermeni nüfusunu yeni kurulacak bir ülkede toplamak” gibi…

Tunus’ta başlayan ve inanılmaz bir hızla yayılan Arap Baharı sürecinde siyasi İslam’ın etkinliğinin artması üzerine, arada bir Hristiyan devlet veya devletçik… Belki Birleşmiş Milletler himayesinde…

Hatta belki “yüzyıl önceki oyunun devamı” olarak, yine ve bir kez daha “devlet vaat edilen Kürtler” hedefine ulaşmasın diye, “devlet vaat edilen Ermenileri” desteklemek…

Belki savaşmadan, dövüşmeden… BM kararı ile… Yorulmadan… Bir devlet… Ve de isteyene destek… Denge unsuru olsun diye… Müslüman ülkelerin arasında… Taşıma nüfusla… İsrail gibi, ama tam değil… Türklerin sağında, Kürtlerin solunda… Ama mutlaka arada… Hem “istikrar” için hem “istikrarsızlık” için…

Galiba o eski, kanlı ve lanetli yıllar yeniden canlanıyor. O meşum hesaplar yine yapılıyor. Tarihin ve paylaşma anlaşmalarının karanlık ve küflü dehlizlerde hapsolan melaneti yine yeryüzüne çıkıyor. Ama bu defa daha güçlü! Yine Anadolu’nun kanı emilecek, yine Anadolu’nun enerjisi tüketilecek.

Görülen, “kuklacının” çantasında yeni sürprizler var. Belki de çantasından küçük bir “kukla” daha çıkaracak. “Postacı” gibi, başkaları da kendi üstlerine düşeni yaparlarsa her şey olur. Sonuçta “her zaman kuklacı kazanır”…

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers