FRANSA SAVUNMA HARCAMALARINI ARTIRIYOR




Doç. Dr. Dilek YİĞİT

Hazine Müsteşarlığı

Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü

Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesiyle birlikte Trans-Atlantik ilişkilerin geleceği üzerindeki belirsizlik artmıştı. Trump’ın küreselleşmeye, uluslararası  ticari, siyasi ve askeri örgütlenmelere bakış açısı Avrupa Birliği tarafından temkinle izlenirken, Avrupalı siyasi ve akademik çevreler  ABD yönetiminin izolasyon politikası izlemesi halinde  hayata geçirilebilecek senaryolar üzerinde düşünmeye başladılar.

Trump’ın başkanlık koltuğuna oturması üzerinden geçen kısa sürede Trump’ın “U dönüşlerini” izlemeye başladık. Örnek verelim: NATO’ya modası geçmiş örgüt nitelendirmesi yapan Trump,  şimdi terörle mücadelede NATO’nun öneminin altını çiziyor, NATO artık modası geçmiş bir örgüt değil; Çin’e “para manipülatörü” demişti; artık Çin’i “para manipülatörü” olarak adlandırmayı reddediyor.

Dolayısıyla Trump’ın “U dönüşleri” ya da “zigzagları” Avrupalı müttefiklerinin de sağlıklı bir öngörüde bulunup, ona göre pozisyon belirlemesini zorlaştırıyor. Bu konuya NATO’nun Avrupalı müttefikleri açısından baktığımızda Trump’ın NATO karşıtlığı Avrupa Birliği içinde ortak bir Avrupa ordusu oluşturma girişimlerini hızlandırdı. Sonrasında ABD yönetiminden gelen NATO’ya destek mesajları Avrupa Birliği’nin NATO üyesi ülkelerinin NATO içindeki pozisyonlarını tekrar değerlendirmelerine neden oldu.

Zaten Maastricht Antlaşması’ndan bu yana var olan “NATO mu? Ortak Avrupa ordusu mu?” ikilemi Trump ile daha da derinleşti. Geçtiğimiz Eylül ayı içinde Almanya ve Fransa Avrupa Birliği’nin ABD’den bağımsız şekilde askeri meselelere müdahale edebilmesine imkân vermek amacıyla ortak bir plan sundular. Her iki devletten, diğer üye devletleri ortak bir Avrupa savunması için cesur adımlar atmaya ikna edebilecekleri yönünde bir beklenti oluştu. Üstelik bu beklenti Avrupa Birliği içindeki Truva Atı Birleşik Krallık’ın Birlik’ten çekilmek istiyor olması ile daha da güçlendi; zira entegrasyonu derinleştirecek her adımda  muhalif sesler çıkan Londra artık devre dışı kalıyor.

Hal böyle iken Avrupa entegrasyon hareketinin liderleri, Avrupa’nın bir ortak orduya kavuşması yönünde temkinli adımlar atarken, NATO’yu dışlamıyor olduklarını gösterme gayreti içindeler. Daha önce muhtelif yazılarımda Almanya’nın NATO’ya bağlılığını kanıtlamak adına savunma harcamalarını GSYH’sının %2’sine çıkarma kararı aldığını belirtmiştim. Tabi bu kararın uygulanabilirliğini önümüzdeki Eylül ayı içinde gerçekleştirilecek seçimler belirleyecek.

Fransa da NATO’ya olan bağlılığını gösterme konusunda Almanya’nın gerisinde kalmadı. Fransa gelecek yıl askeri harcamalarını 10 milyar Avro artıracağını açıkladı; savunma harcamalarının GSYH’nın % 2’ si olmasına dair NATO yükümlülüğünü ise 2022’ye kadar karşılamış olacak.  Bu tarih öncelikle 2025 olarak belirlenmişti; yani hedef üç yıl öne çekildi. Fransa’nın savunma harcamaları 2015 yılı itibarıyla GSYH’nın  %1.8’sini oluşturmakta ve bu oran NATO’nun Avrupalı müttefiklerinin büyük çoğunluğuna nispetle oldukça yüksek.

Ancak Fransa’da bu ay içinde başkanlık seçimlerinin ilk turu, gerekirse Mayıs ayında ikinci turu gerçekleştirilecek. Uzmanların merak ettiği seçimler sonrası Fransa’nın savunma harcamalarını artırma kararının sekteye uğrayıp uğramayacağı.  Fransız siyaseti uzmanları cumhurbaşkanı adaylarının hiç birinin NATO karşıtlığı temelinde bir siyaset izlemediği, dolayısıyla Fransa’nın NATO taahhütleri konusunda olumsuz bir durumun olmayacağını belirtiyorlar.

Kısaca Fransa NATO üzerinden Trans-Atlantik ilişkilerin bozulmaması yönünde ağırlığını koymuş oldu. Bu durum Avrupa ordusu yaratma girişimlerini engeller mi? Zaman gösterecek; bir de Trump’ın zigzagları.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers