FRANSIZ SEÇİMLERİ: POPÜLİZMİN ÖNÜNDEKİ ENGEL. PEKİ BU DURUM GEÇİCİ Mİ KALICI MI?

10/05/2017


İlknur Şebnem Öztemel-DG-10.05.2017 Eski bir yatırım bankacısı ve bir önceki başkan François Hollande'nin baş ekonomi danışmanı olan Emmanuel  Macron, seçimlerde %66 oy oranıyla en güçlü rakibi Marine Le Pen’i yendi. Le Pen, % 34’lük biroy oranında kaldı.

Sızıntılar, skandallar, entrikalar gölgesinde gerçekleşen, belki de Fransa’nın yaşanan en ilginç seçim dönemi, açık ve kapalı, Küreselleşme ve Muhafazakârlık, istikrar ve bilinmeyen ve en önemlisi popüler kültür ve akıl arasındaki hayati bir mücadeleye sahne oldu.

Ancak, berrak ve güneşli bir hava getireceği garanti değil. Zira bu seçim Fransız seçmeninin güvenlik ve ekonomiye yönelik haklı endişelerini ve değişime yönelik arzularını gösterdi. Milli Cephe partisinin oylarındaki artış sadece Marine Le Pen’in bu konudaki hassas çalışmaları sonucu değildi. Dünya’da bu konuda ciddi bir yönelim var.

Ayrıca, Fransız halkı hala Cumhuriyetçiler gibi ana akım partilerine oy vermedi. Final yarışı için Sosyalistleri ya da aşırı Sağcıları tercih etti.

Şunu hatırlatmakta fayda var ki çekimser oy oranı 1969'dan buyana en yüksek düzeydeydi.

Genel olarak baktığımızda Lincoln’un meşhur ‘’Demokrasi insanların kötü ve daha kötü arasında yaptığı bir seçimdir’’ sözü kanıtlanmış oldu.

---------

Peki, Kim Ne Vaat etti?

Birkaç sayısal veriden sonra şimdi de hangi aday seçmene ne vaat etmiş ona bakalım.

İki rakibin ayrıştıkları en önemli noktalar AB, Rusya, göç ve ekonomi idi.

Öncelikle Marine Le Pen seçmene, Eurozone’dan ve hatta birlikten ayrılmayı, Rusya ile iyi ilişkiler geliştirmeyi sınır güvenliğini artırmayı ve ülkeye gelen yıllık göçmen sayısını 10.000 ile sınırlandırmayı teklif etmişti.

Öte yandan, Macron, Avrupa yanlısı bir lider olarak birlik ve Euro konusu ile güvenlik ve göç konusunda bu kadar katı değildi.  Buna ek olarak Macron, vahşi Kapitalizmin etkilerini azaltmak için bir dizi reform yapmayı öneriyordu. İki liderin politikaları arasındaki önemli bir ayrışma noktası ise Rusya idi. Le Pen’in aksine Macron, Rusya’nın cezalandırılmasını ve AB ile iyi geçinmesi gerektiğini savunmaktaydı.

Macron geçtiğimiz ay Fransız Jeune Afrique dergisine verdiği mülakatta, "Rusya büyük bir insana, harika bir kültüre ve büyük bir geçmişe sahip. SSCB zamanı da dâhil olmak üzere Rusya ile pek çok kez müttefik olduk. Fakat Rusların uluslar arası hukuka aykırı hareket etmesine izin verilmemeli " dedi.

---------

Peki, Kim Kime Neden Oy Verdi?

Sıklıkla karşılaşılan bir durum olarak, kent merkezlerinde yaşayan "statüko" dan memnun olan, eğitimli ve zengin kesim  "demokrasi ve özgürlüklere" oy verdi.

Örneğin, Macron, seçmenlerin Avrupa Birliği öncesi politikalarını, haklarını ve özgürlüklerini desteklediği Paris'te ve banliyölerinde %90’ın üzerinde oy aldı. Bunun dışında Macron, Sosyalist politikaları destekleyen seçmenlerin yaşadığı Bretonya sınırında ciddi bir oy farkıyla kazandı.

Öte yandan, Le Pen'in küreselleşme karşıtı söylemleri işsizliğin ve yoksulluğun yoğun olduğu ülkenin kuzey doğusunda olumlu yankı buldu. Bunun yanı sıra, partinin gelenekçi seçmenlerinin yaşadığı, Milli Cephe’nin kalesi güney kıyılarda da Le Pen birinci oldu.

---------

Seçimden Sonra

39 yaşındaki Macron, Fransa'nın Beşinci Cumhuriyetinin 59 yıllık tarihindeki en genç cumhurbaşkanı oldu. ABD ve AB, tarihsel, politik, askeri ve ekonomik açıdan önemli bir müttefikini  "güvenli" ellere emanet etmiş olduğu için rahat bir nefes aldı. Şu açıdan baktığımızda olayı daha iyi kavrayabiliriz: Fransa, Brexit’ten sonra AB’deki tek nükleer güce sahip üye. Bir de bunun AB karşıtı Le Pen’in elinde olduğunu bir düşünün.

Fransa bugünün bütün Dünya’da en önemli politik değer olarak gösterilen demokrasinin ve vatandaşlar arası eşitliğin doğduğu yer. Bu seçimle Fransız halkı bu değerleri doğuran güruhu henüz kaybetmemiş olduğunu göstermiş oldu. 

Son olarak, popülizmin seline, her ne kadar gücü ve kalıcılığı belli olmasa da bir duvar örülmüş oldu.

Macron, insanları rahatlatmak için Fransız siyasetini bu tür tehlikeli bir yükselişle tekrar karşı karşıya getirmeyeceğine söz verdi. Macron,  Louvre Müzesi’nin meşhur cam piramidi önünde yaptığı konuşmada,  "Bir daha aşırıcılık oynanmasına bir sebep bırakmaksızın önümüzdeki beş yılda elimden gelen her şeyi yapacağım" dedi.

---------

Peki, Ya Le Pen?

Şurası kesin ki Le Pen bir şeyler başardı. Le Pen babası Jean-Marie Le Pen’in 2002 yılında Chirac’a karşı aldığı %18 oranındaki oyu neredeyse ikiye katladı.

Seçim sonrası yaptığı konuşmada Le Pen, seçmenlerin ‘’devamlılığı’’ seçtiğini savundu. Buna ek olarak Le Pen, Milli Cephe’nin tarihindeki en yüksek oy oranına ulaştığını hatırlattı ve bunun ileride yeni bir ‘’ milliyetçi ve cumhuriyetçi birliğe’’ ön ayak olabileceğini belirtti. Hatta Le Pen partinin adının bile değiştirilebileceğini söyledi. Sanırım partinin Yahudi karşıtı ve faşist geçmişinin seçmenleri ürküttüğünün o da farkında.

----------

Seçim Sonrası Milli Cephe

Siyaset, dünyadaki en nankör iş kollarından biri. Her ‘’kahraman’’ bir gün unutulabilir veya cezalandırılabilir. Bu konuda her zaman risk vardır. Tabiî ki Le Pen, partisi adına güzel işler başardı. Zira kendisi elde ettiği bu başarıya rağmen TV tartışmalarındaki sert çıkışları ile partinin genç üyeleri tarafından eleştirildi. Son dönemde ise çeşitli medya kuruluşları Le Pen’in yeğeni Marion Maréal Le Pen’i öne çıkartıyor. Maréal Le Pen, teyzesinden daha koyu bir Katolik ve ondan çok daha muhafazakâr. Diğer yandan en küçük Le Pen, diğer Sağ partilerle koalisyon kurulmasına sıcak bakıyor.

---------

Peki, Bundan Sonra Ne Olacak?

Bu Dünya’daki en kötü şeylerden biri duyguları yarım yaşamaktır. Biraz mutlu, biraz endişeli, stresli yaşıyor ve hayattan zevk alamıyoruz. Bu seçimin sonucu da bunun güzel bir örneği.Bir ay sonra Fransa’da parlamento seçimleri var ve yeni Cumhurbaşkanı Macron’un ona destek olacak bir partisi yok. Öte yandan Le Pen’in 100 parlamentere ulaşma şansı mevcut.

Tabii ki, Paris'teki Gare Du Nord Tren Garı’ndaki terör telaşesini ve seçim sonrası sokağa çıkan insanları unutmayalım. Bunlar ülkedeki siyasi memnuniyetsizliğin ve gerginliğin bir göstergesi.

Ve…

Muhafazakârlık seli karşısında Fransız seçmenleri kalıcı bir duvar mı ördü yoksa bu sadece kısa süreli bir barikat mı? Unutmayalım, siyasette hiçbir şey kesin değildir.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers