GAZİ AKADEMİ GENÇ SOSYAL BİLİMCİLER SEMPOZYUMU

11/03/2017


GÜLSÜM GİZEM ÖZYOL – DG – 10 Mart Cuma günü Avrasya İnceleme Merkezi (AVİM) analistleri Gazi Üniversitesi Genç Sosyal Bilimcilerin düzenlemiş olduğu sempozyumun konuğu oldular. Başkanlığını Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran’ın gerçekleştirdiği panelde Hazel Çağan Erbil ‘’ Türkiye – ABD İlişkileri Bağlamında Ermeni Meselesi ‘’, Mehmet Oğuzhan Tulun ‘’ 1915 Olaylarının Soykırım Olmadığını Ortaya Koyan Tez Neden Çarpıtılıyor ‘’, Dr. Turgut Kerem Tuncel ‘’ Ermeni Diasporası ve Post – Sovyet Ermenistan’da Ulus İnşası ‘’ konularını işlediler.

Konuşmaya ilk olarak Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran katılımcılara karşı teşekkürlerini ileterek başladı ve daha sonra sözlerine şu şekilde devam etti:

 ‘’Ermeni meselesi çok eski ve köklü bir meseledir. Bu mesele Türkiye’nin AB’ye girmesine de engel olmaktadır. Türkiye’nin imajına zarar vermektedir. Ermeni meselesi Türkiye’nin milli meselesidir ve bunun üzerine daha çok çalışmalı daha fazla okumalıyız ki meselemiz karşısında sağlam durup savunabilelim ’’.

Taşkıran’ın ardından konuşmacı Hazel Çağan Erbil kendisini tanıttıktan sonra sözlerine devam ederek:

‘’Ermeni meselesi her zaman vardı, fakat 1965’lerde daha fazla sorunlar artmaya başladı. Çeşitli faaliyetlerle ‘sözde Ermeni soykırımı’nı anmaya başladılar ve bir süre sonra bu daha çok fanatizme döndü. Başkonsolos Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir Los Angeles’ta Ermeni terör örgütü üyesi Gurgen Yanikiyan tarafından öldürülmüştür. Yanikiyan daha sonrasında yaptığı açıklamada ‘’ onları bilerek ve isteyerek vurdum ‘’ demiştir.’’ Erbil konuşmasında Ermenilerin propaganda için yapmış oldukları ‘’ The Promise ’’ filmine de değindi ve filmin izleyenler tarafından yeterince puan alamadığını da söyledi. Erbil’in değindiği bir diğer konu ise California Fresno’daki ‘’sözde Ermeni Soykırım’’ konusunun müfredatlara zorunlu olarak eklenmesi oldu. California’da Diaspora desteğinin bu kadar fazla olması ise biraz cesaretlendirme ile alakalıdır. Başsavcı George Türk derneklerine yapılan saldırılara sessiz kalmıştır. ABD Başkanlarının Ermeni meselesine nasıl baktığını da anlatan Erbil, Donald Trump’ın kendisini bu meselede hiç ortaya koymadığını ve Cumhuriyetçi bir tavır sergilediğini belirtti. Hillary Clinton’un ise seçim süresinde Ermeni Soykırımı yoktur dediği bilinmektedir, fakat seçimi kaybetmesinin ardından bu meselenin incelenmesi gerektiğini savundu. Clinton’un bu tavrı Ermeni Diasporasının desteğini kaybettiğini göstermektedir. ’’ dedi.

Erbil’den sonra söz alan Turgut Kerem Tuncel ise konuşmasında şunları söyledi:

 ‘’Öncelikle bu davetiniz için sizlere teşekkür ediyorum ve konuma dönüyorum. Bugünkü konuşmamda Sovyetlerin dağılması sonrası Ermenistan üzerinde diasporanın oynadığı rolü sizlerle paylaşacağım. Ermenistan’ı özgünleştiren diasporadır. Ermenistan’daki süreçler savaş ortamı üzerinde geçmiştir bu savaş Azerbaycan ile yaşadıkları ‘’Karabağ Savaşıdır’’. Bu savaşın etkisi iki tarafta da görüşülür. Ermenistan’da yaşanan 1988- 98 süreçleri farklı tartışmalara şahit olunmuştur. Ermenistan ile Diaspora temasları Karabağ sürecinde başlamıştır. Ekim 1988’de Karabağ ile ilgili yayınlanan deklarasyonda diaspora Ermenistan’ı sükûnete davet etti ve Ermenistan’da bu durum büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Aralık 1988’de yaşanan büyük Ermenistan depreminde ise diasporayı harekete geçirdi. diaspora ana vatan Ermenistan’a insani yardım için harekete geçiyor. Bu durum diaspora ve Ermenistan arasında temas sağlamaya neden oluyor. 23 Ağustos 1990 Ermenistan’ın bağımsızlığında ise çok daha ilginç bir durumla karşılaşılıyor ve diaspora Ermenistan’ın bağımsızlığına karşı çıkıyor. Çünkü diaspora, Sovyetler Birliği’nin Ermenistan’ı Türkiye’ye karşı koruduğunu ve bağımsızlık olursa Ermenistan’ın Türkiye karşısında duramayacağını söylüyor. ‘’

Panel başkanı Cemalettin Taşkıran konuşma sırasında ‘’ Ermeni diasporasının asıl endişesi Ermeni kimliğinin muhafazasıdır. Ermenilerin en çok bulundukları yerler ABD ve Fransa’dır. Fakat kimlik değişimi olmuş Amerikalılaşmış ve Fransızlaşmışlardır işte diasporanın da endişesi bu yüzdendir. ’’ şeklinde ekleme yaptı.  

Son konuşmacı Mehmet Oğuzhan Tulun şöyle devam etti:

 ‘’Sözde Ermeni Soykırımı konusunda tez ve antitez şeklinde görüşler vardır. Amerika’da birçok akademisyen soykırım tezini savunur ve karşı çıkan tezi eleştirirler. 1915 olaylarını bilmeyen insanlara antitezdeki savunmaları çarpıtarak anlatırlar. Evet, Ermenilerden de ölenler oldu fakat bunlar soykırım şeklinde değildi. Hastalıklardan, yol koşullarından ve bu tarz durumlardan dolayı öldüler. Eğer Osmanlı hükümeti Ermenileri öldürmek isteseydi mecburi tehcir sırasında neden onlara yiyecek yardımı yapılsın? Mecburi tehcir sırasında Ermenilere zarar veren herkes neden yargılansın? Soykırım yapılmak istense bu tarz destekler verilmezdi. Aradan 100 yıl geçmesine rağmen halen yanlış aktarımlar yapılıyor. 25 ülkenin Parlamentolarının soykırım olarak kabul etmesi sadece algı yaratmak içindir. ‘’

Mehmet Oğuzhan Tulun’un konuşmasının ardından Sayın Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran AVİM analistlerine teşekkür belgelerini vererek sempozyum’u bitirdi.
AVİM ve Gazi Akademinin birlikte gerçekleştirmiş olduğu bu panel Ermeni Meselesi konusunda bilgilendirmeleri arttırıp görüşleri geliştirme konusunda yardımcı olmuştur.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers