İNANÇ, İRADE, MİLLİ GÜÇ

16/10/2016


15 Temmuz 2016 gecesi bir neslin hayatlarında hiç yaşamadığı; korku, üzüntü, ümit gibi birçok duygunun birbirine karıştığı hayatlarımız boyunca unutamayacağımız bir gece oldu. Göğü yırtıp geçen jetlerin başkent semalarında alışık olmadığımız gürültüsü, İstanbul’dan gelen haberler, akabinde patlayan bombalar, silah sesleri, vatan evlatlarının şehit düşüşü ne olup bittiği hakkında duyabildiklerimiz kadarıyla korku ve kaygı olarak yüreklerimize düştü. Medyadan, ailelerimizden, hocalarımızdan dinlediğimiz; kitaplardan, makalelerden okuduğumuz darbe günlerinin bir yenisi daha ele geçirilen TRT binasında gergin ve korku dolu gözleriyle bizlere bakan TRT spikerinin sesinden hayatımıza biranda giriverdi. Neler oluyordu? 21. Yüzyılın Türkiye’sinde, TRT binasının ele geçirildiği, genelkurmay başkanının rehin alındığı ve şanlı Türk ordusunun şanlı Türk polisi ile çatıştığı kara bir gece uçak, tank, silah seslerinin birbirine karıştığı olaylar silsilesiyle yoğrulup hiç olmadığı kadar ağır bir hale bürünmüştü.

Zaman ilerledikçe cumhurbaşkanı, başbakan, kabine üyeleri, ordu komutanları tek tek özel TV kanallarına cep telefonları ile bağlanarak ulu Türk milletine seslenmeye başladılar. Gece yarısını 1-2 saat geçerken yavaş yavaş anlaşılmaya başlandığı üzere ne Türk ordusunun komuta kademesi ne de tarihimizin köklü devlet anlayışında bu darbe girişimi desteklenmiyor, bir grubun hangi akla ve güruha hizmet ettiği belli olmayan nafile bir girişimi olarak kalıyordu.

Bu hadsiz çabanın ilk anlarında başbakanı arayarak desteğini bildiren Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanı, ilerleyen saatlerde Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı ve tüm meclis gösterdi ki halkın arkasında olmadığı bu girişim çok kısa sürede yok olacaktı. Ezelden gelen tarihimizde meşrutiyetten beri sahip olduğumuz demokrasi anlayışı ve 1923’ten bu yana cumhuriyetimiz boyunca; geçmişte atlattığımız badirelerden dersler çıkardığımızı, demokrasiyi milletçe öğrendiğimizi ve kendimize göre geliştirdiğimizi tüm dünyaya ve kendimize gösterdik. Gerektiği anda, hemen, tereddüt etmeden bir araya gelen Türk milleti İzmir’den İstanbul’a, Ankara’dan tüm Anadolu’ya nasıl kenetlenebileceğinin bir tatbikatını yapmış oldu. Dünden bugüne, tüm partilerimizin ideolojileri kenara bırakarak birlik olduğumuzu göstermesi milli irademizin onurlu duruşunu ve sağlam temeller üzerine kurulmuş mazisini bizlere gösteriyor. Bu, haysiyetini ayaklar altına hiçbir zaman almamış ve almayacak yüce Türk milletinin kendisi için olağan fakat dünya için az rastlanır bir örnek oldu.
Yedi düvele kafa tutmuş ve haddini bildirmiş, kökleri Orta Asya’ya kadar uzanan binlerce yıllık geleneği ile Türk ordusunda, emir komuta zinciri olmadan başlamış böyle bir girişimin başarılı olmasını beklemek gerçek dışı idi. Gerçekleşmedi. Yüzyıllardır 3 sacayağı üzerine kurulu olan Türk milleti at, avrat, silahtan ordu, ulema, yöneticilere kadar birçok sacayağı modeli ile ezelden beri hür yaşamış hür yaşayacaktır. 15 Temmuz gecesi gördük ki Türk milli iradesini hiçbir kuvvet ayaklar altına alamaz. Peki, bu nasıl oldu? Dün, Türk milletinin her bir evladı bağlı olduğu inanç ile hareket etmiş, bu inancı sonucu oluşturduğu milli iradesine göre milli ordusunun hareket etmesini ve gerekeni yapmasını sağlamıştır. Sokaklara dökülen dökülmeyen milyonlar her zaman bu inanç ile hareket etmektedir. Türk milleti inancını koruduğu sürece de daim olacaktır. Bu inanç, bir siyaseti partinin propaganda malzemesi olamayacak kadar kutsal, kendini bilmez cahil ve önüne sunulanı tüketmekten başka kabiliyeti olmayanların geveleyemeyeceği kadar yüksektir. Bu, bizleri yüce yapan en önemli sac ayağıdır. İnanç, irade, milli güç.

Temmuz 2016 ortasında tüm dünya Türkiye Cumhuriyeti’nin emperyalist güçlerin istila ve talan ettiği 3. dünya ülkelerinden birisi olmadığını ve onlarla kıyaslanamayacağını görmüştür. O talihsiz gece, yaşananlardan bağımsız olarak, gerektiği zaman ihtiyaç duyduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda olduğunu bizlere hatırlattı. Tıpkı, Cumhuriyeti kuran güruh ve onun önderinde olduğu gibi. Her geçen gün daha da kötüye giden Orta Doğu’da, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti bazı güçlerin çirkin oyunlarına malzeme olmayacaktır. Tarihe tanıklık ettiğimiz bu darbe girişimi, bizlerin hep beraber atlattığı bir sınav olmuştur. Şunu bilmek lazımdır, her zaman yeni sınavlar vardır ve gelecek sınavlar daha zor olacaktır. Yeniden şekillenen Orta Doğu ve dünyada Türkiye Cumhuriyeti emperyalist güçlerin hak ve meşruiyetten uzak zulümlerine karşı hamlelerini doğru yapmalıdır. Bu hamleler Türk milletinin tüm bileşenlerinin hür iradesi ile olacaktır. Unutulmamalıdır ki, bugün milli iradesini iktidarı ve muhalefeti ile topyekûn yansıtan bu yüce millet istediği zaman yeni liderler çıkartacak, yeni partiler oluşturacak ve hatta yeni bir meclis kuracak kadar kudretli ve asildir. Bu kudretin yaşaması için çalışmaya ve düşünmeye devam etmemiz gerekmektedir. Yüce Türk milleti yüksek onur ve haysiyetini bir kez daha tüm dünyaya göstermiş, yapılan planları bozmuş, 1 asır önce olduğu gibi 7 düvele kafa tutabileceğini bir kez daha hatırlatmıştır.

Mithat Kemal İman

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers