İRAN NÜKLEER ANTLAŞMASI, ABD VE AVRUPA

15/10/2017


İlknur Şebnem Öztemel-DG-15.10.2017- Amerikan Başkanı Donald Trump, ABD hükümetinin, oluşumun başından beri karşı çıktığı ve konu hakkında kampanya sürecinde Demokrat Partili eski Başkan Barack Obama’yı sıklıkla eleştirdiği, 2015 yılında Daimi Beşli (ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin) ve İran arasında imzalanan İran Nükleer Antlaşmasından çekilebileceğini duyurdu.

Cuma günü gerçekleşen canlı yayında konuşan Trump ilk olarak terörizme destek verdiği gerekçesiyle İran rejimini suçladı. Trump, ‘’İran rejimi 11 Eylül saldırısı üst düzey teröristleri sakladı, Usame Bin Ladin'in oğlu da dahil. İran rejimi dünyada teröre destek veren ülkelerin başında geliyor. El Kaide, Hizbullah'a destek vermeye devam ediyor. İran, Amerikan birliklerini ve müttefiklerimizi tehdit eden füzeleri geliştirmeye devam ediyor. Arap yarım adasında bu tacizlere devam ediyor ve yalan yanlış suçlamalarla Amerikalıları rehin tutuyor.’’

Daha sonra Trump,  İran yönetiminin defalarca antlaşmayı ihlal ettiğini, bu konuda tüm uluslararası denetçileri kandırmayı başardığını ve yetkililerin nükleer tesislere girişine izin vermediğini iddia etti. Bunun yanı sıra Trump, Tahran’ın iki kez 130 tonluk kotayı aştığını ve santrifüjler konusunda Amerikan yönetimini hayal kırıklığına uğrattığını da ekledi.  Ardından, Trump ‘’ Bizler İran'ın Ortadoğu'da terörü desteklemeye ve kaosu getirmeye devam ettiğini düşünüyoruz. İran'ın bölgeyi istikrarsızlığa götüren davranışlarını inceleyeceğiz. İran'ın teröre destek veren davranışlarını inceleyeceğiz. İran'ın devrim muhafızları yozlaşmış ve teröre destek veren bir birimdir. Bunun için de ürettikleri füze ve silahlarla sivillere saldırı için geliştirdikleri silahları kullanmaktadır. Hazine Bakanlığı'na İran devrim muhafızlarına yaptırım uygulanması talimatını veriyorum.        Trump sözlerini ‘’ Kuzey Kore meselesinde gördüğümüz gibi bir tehdit ne kadar görmezden gelirseniz o kadar büyür.’’ diyerek sonlandırdı.

Trump’ın bu kararına karşılık açıklamalarda bulunan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Bu ikili bir anlaşma olmamakla birlikte tek bir ülkeye ait olmayıp, antlaşmayı sona erdirmek de herhangi bir ülkeye bağlı değildir. Bu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 22/31 sayılı kararı ile oybirliği ile onaylanan çok taraflı bir anlaşmadır.’’ ifadelerini kullandı.

Daha sonra, Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, DeutchlandFunk radyosuna verdiği bir demeçte, şayet ABD antlaşmadan çekilecek olursa her devletin kendi nükleer silah üretimine yönelebileceğini ve bu durumun en başta İsrail tarafından hoş karşılanmayacağını belirtti. Buna ek olarak Gabriel, ‘’ Eğer böyle bir şey gerçekleşecek olursa, Avrupa’ya oldukça yakın bir coğrafyaya yönelik savaş tehdidiyle, bundan 10-12 sene önce olduğumuz yere döneriz.’’ dedi.

Bu noktada, AB ve diğer muhatap devletlerin konuya ilişkin fikirleri hayati önem taşıyor. Bu sebeple, ABD Kongresi Trump’ın önerisini reddedebilir. AB’nin Beyaz Saray’a karşı takındığı muhalif tutum, İran Nükleer Antlaşması’nda belirleyici olacak. Öte yandan, Trump’ın İran rejimine karşı takındığı agresif tavır ve bazı sözleri oldukça dikkat çekici. Özellikle, doğru yahut yanlış, terör ve Bin Ladin ile ilgili açıklamalar Bush’un 2001’deki hal ve hareketleri ile belirli noktalarda benzeşiyor.

 

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers