KÜRT OYUNUNDA RUSYA

12/02/2017


İlknur Şebnem Öztemel –DG–Bir Rus yetkili, hükümetinin PKK ve YPG'yi terör örgütü olarak saymadığını belirtti. Ayrıca Pazartesi günü Rus medyası, gururla Rusya tarafından "kurtarılmış" bir peşmergenin hikâyesini sundu. Tüm bu olaylar, Türkiye ile Rusya arasındaki olumlu ilişkilerin geleceği hakkındaki şüpheleri gündeme getirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan Aleksandr Botsan-Harçenko, "Rusya'nın terörist örgütler listesine ne PKK ne de YPG dâhil değildir" dedi. ‘’Gerçek şu ki durum bu '' diye de ekledi.

Sputnik, geçtiğimiz Pazartesi günü bir peşmergenin röportajını yayınladı. Röportaja göre, 36 yaşındaki Herş Mahmut Kudhur, DEAŞ’ın Kerkük saldırısında yaralandı. Kudhur Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Rusya temsilcisi Aso Jangi Talabani'nin çabaları ile Moskova'daki hastaneye kaldırdı. İşlem sırasında Erbil'deki Rusya Başkonsolosu Viktor Simakov, Kudhur'ın o gün içerisinde Rus vizesi almasına yardımcı oldu. Kudhur’un Moskova'daki ameliyatı Aso Talabani'nin kardeşi ve Zanyari istihbarat servisinin başkanı Lahur Talabani'nin sponsorluğunda gerçekleşti.

Röportajda Kudhur, "Bu benim ilk kez Rusya'ya gelişim ancak burada kendimi evimde gibi hissediyorum. Moskova çok güzel bir şehir ve burada gerekli her türlü desteği alıyorum" dedi. Dahası, Kudhur üstü kapalı bir şekilde askeri yardım talebinde bulundu. Kudhur, "Gerçekten silahlarımız çok eski. Halen Sovyet döneminden kalan Kalaşnikofları kullanıyoruz" dedi.

Rusya'nın Erbil'deki konsolosluğu ve Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Hükümeti'nin Rusya'daki misyonu, DEAŞ’ın bölgede etkinliğini artırdığı 2014 yılında, yaralı Peşmergelere tıbbi yardım sağlanmasını öngören gayrı resmi bir antlaşma imzaladı.

İlk olarak, Kuzey Suriye ve Irak'taki peşmergelerin, Türkiye ve İran'daki siyasi durumu olumsuz yönde etkileyenteröristlerle organik ilişkileri olduğunun altını çizmekte fayda var. Bu militanlar tarih boyunca İran’ın, Rusya’nın ama daha çok Amerika’nın ve İsrail’in çıkarlarına göre kullanıldı. Hareketi başlatan Talabani ve Barzani aileleri, farklı güçler tarafından desteklendi. Soğuk Savaş döneminde Rusya ve ABD, bölgedeki Kürt unsurların desteğini kazanmak için adeta yarıştı. Zira bu dönemde Çevreleme Politikası ve Güçler Dengesi ekseninde her iki taraf da diğerini ve onun müttefiklerini zayıflatmaya çalıştı. Bu bağlamda Rusya, Kürt unsurlarla olan ilişkilerini korumaya çalıştı. Hem Rusya hem ABD geçmişte bu unsurlara yardım sözü verdi ve onlarla çeşitli dostluk anlaşmaları imzaladı. 1973 yılında imzalanan Rus-Kürt Dostluk Anlaşması bunun bir örneği. Bununla birlikte, süper güçlerin hiçbiri Körfez Savaşı'na kadar bölge ile direkt olarak ilgilenmedi. O zamanlar Sovyetler dağılmak üzereydi ve dönemin Rus lideri Boris Yeltsin, Batı ile iyi ilişkiler kurmaya çalışıyordu. Barzani ailesinin Yahudi cemaati ile olan şüpheli ilişkilerinden kaynaklımıdır bilinmez, Molla Mustafa Barzani işin başından beri Amerika’nın desteğini kazanmaya çalışıyordu. ABD, dolaylı olarak Irak'taki özerk Kürt bölgesinin kurulmasına yardım etti ve Barzani’nin hayali gerçek oldu. Bugün ise ABD, YPG güçlerini mümkün olan her uluslararası harekâta sokuyor, örgüte uluslararası destek ve tanınırlık kazandırmaya çalışıyor ve Türkiye’nin ısrarlarına karşı örgüte askeri yardımda bulunuyor. 

Kısacası, Kürtler Batı'nın egemenliğini kabul etmiş durumda. Rusya Federasyonu için bölgede Kürtlerin desteğini almak zor. Öyle olsa bile, Türkiye'nin, müttefiklerinin samimiyetini sorgulamasına neden olan şey onların Kürt meselesine yönelik yaklaşımları iken Rusya’nın bu yöndeki hareketleri, gelişen ikili ilişkileri zedeliyor. Ayrıca şunu hatırlatmakta fayda var ki Rusya’nın hedeflerine ulaşması için bölgede sadece İran ve Suriye rejimi ile müttefik olmak yeterli olmayabilir.

 

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers