MERKEL'İN ABD ZİYARETİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ MESELESİ

15/03/2017


Dr. Dilek YİĞİT

 Şube Müdürü

Hazine Müsteşarlığı

14 Mart 2017 gerçekleştirilmesi planlanan Merkel’in ABD ziyareti, kötü hava koşulları gerekçe gösterilerek 17 Mart 2017 tarihine ertelendi. Bu ziyaretin önemi Merkel ve Trump’ın ilk kez ikili bir toplantı gerçekleştirecek olmasından öte, iki liderin arasında görüş ayrılıklarından doğan soğuk rüzgarların esiyor olmasından kaynaklanıyor. ABD basınında altı çizildiği gibi “iki liderin aynı fikirde olduğu hiçbir konu yok.”

İki lider arasında esen soğuk rüzgarları doğrular şekilde Şansölye Merkel  "birbirimizin hakkında konuşacağımıza birlikte konuşalım” diyerek, ziyaretinin asıl amacını da açıklıyor. Bu amaç iki lider arasındaki görüş ayrılıklarını masaya yatırmak.

Masaya yatırılacak konuların başında da, Trump’un “kimse gerçekten bilmiyor” söylemiyle reddetme eğilimi gösterdiği iklim değişikliği meselesi var. Bu açıdan Merkel’in Washington ziyareti iklim değişikliği konusunda Trump’ı ikna etme çabalarının ilki; bir başka deyişle de Trump’ın iklim değişikliği konusunda ikna edilmesi için bir fırsat ve prelüd.

Ancak iklim değişikliğinin bilimsel bir gerçek olduğu, iklim değişikliği ile mücadele için küresel çabaların bir gereklilik olduğu hususunda,  iklim değişikliğini “Çin aldatmacası” olarak gören Trump nasıl ikna edilebilir? Avrupa’da bazı çevreler, ikna çabalarının Trump üzerinde ters etki yapmasından da çekiniyorlar; zira Trump “öngörülemez” bir lider görüntüsü veriyor, bu açıdan Avrupa “kaş yapayım derken göz çıkarmaktan” korkuyor.

Almanya için iklim değişikliğinin öncelikli bir mesele olduğu malum; ancak Merkel iklim değişikliğinin Trump ile görüşürken sadece Almanya’nın Şansölyesi sıfatıyla değil, Avrupa Birliği’nin sözcüsü sıfatıyla da konuşacak. Çünkü iklim değişikliği Avrupa Birliği açısından oldukça önemli bir konu ve  tehditler listesinde.

Bilindiği gibi 2003 yılında açıklanan ve “Daha İyi Bir Dünyada Güvenli Bir Avrupa” başlıklı Avrupa Güvenlik Stratejisinde terörizm, kitle imha silahlarının yaygınlaştırılması, organize suçlar, başarısız devletler ve bölgesel çatışmalar tehdit olarak sıralanmış; ancak iklim değişikliğine yer verilmemişti. Avrupa Güvenlik Stratejisinin açıklanmasının üzerinden beş yıl geçtikten sonra, 2008 yılında  siber güvenlik ve enerji güvenliğine ek olarak iklim değişikliği de tehditler listesine eklenmiştir.

Avrupa Birliği’nin kendisine yönelik tehditler listesinde yer alan iklim değişikliği ile mücadele için ABD’nin desteğini şart görüyor. Bu şart sadece ABD’nin dünyadaki en büyük sera gazı emitörlerinden biri olmasından kaynaklanmıyor; ayrıca Avrupa Birliği’nin çok taraflılığa dayanan uluslararası düzen hedefini gerçekleştirme kararlılığından da kaynaklanıyor.

Bu nedenle Merkel Washington ziyaretinde Trump ile iklim değişikliğini masaya yatırırken, Brüksel’deki uzmanların da  iklim değişikliği konusunda Trump’ı ikna etme stratejileri hazırlamakta olduğu yönünde haberler basında yer alıyor.

Ancak daha önce “Trumpism ve Bannonism: Batı Medeniyetinin Restorasyonu (mu?)” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi Trump’ın başdanışmanı Steve Bannon’un, Guy Verhofstadt’ın ifadesiyle Beyaz Saray’da “muazzam” etkisi var ve Bannon’ın iklim değişikliği ile mücadele konusunda sıcak yaklaşmadığı, Trump’ın Paris Anlaşmasını iptal edeceği yönündeki sözünün arkasındaki adam olduğu biliniyor.

Bu noktada akla şu soru gelmiyor değil: Brüksel’deki uzmanlar sadece Trump'ı değil Bannon’u da ikna edecek stratejiler geliştirmeli mi?

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers