NATO'DA ABD-ALMANYA GERİLİMİNE DOĞRU




Doç. Dr. Dilek YİĞİT

Hazine Müsteşarlığı

Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü

NATO üyesi devletlerin savunma harcamalarının GSYH’sının % 2’si olması bir yükümlülük. Ancak üye devletler bu yükümlülüğü karşılama konusunda gerekli hassasiyeti göstermemekte direniyorlar.

NATO’nun 13 Mart 2017 tarihinde yaptığı basın açıklaması uyarınca, savunma harcamaları yükümlülüğü ABD, Birleşik Krallık, Yunanistan, Estonya ve Polonya tarafından karşılanmakta. Diğer taraftan 2009 yılından itibaren hem ABD’nin hem de NATO’nun Avrupalı müttefiklerinin savunma harcamaları istikrarlı bir azalma eğilimi içinde. Uzmanların da altını çizdiği gibi Rus tehdidi ya da tehdit algısı olmasa Estonya ve Polonya da bu yükümlülüğü karşılamayacak.

NATO içinde savunma harcamalarında liderliği GSYH’sının %3.01’ini askeri harcamalara ayıran ABD sürdürüyor.

Ancak ülkesinin NATO içindeki bu liderliği Trump tarafından hoş karşılanmıyor. NATO’yu modası geçmiş örgüt olarak tanımlayan Trump, Avrupalı müttefiklerin güvenlikleri ve savunmalarının maliyetine katlanmaya çağırıyor; zira Trump’ın nazarında Avrupalı müttefikler NATO içerisinde “free rider” konumundalar.

Trump’ın NATO üzerinden Avrupalı müttefiklere yönelik mesajları karşısında Şansölye Merkel Almanya’nın NATO yükümlülüğünü karşılamak amacıyla savunma harcamalarının artırılacağını açıkladı. Ancak GSYH’sının %1.20’sini savunmaya harcayan Almanya NATO harcama yükümlülüğünü hemen gerçekleştirmek niyetinde değil; belirlenen tarih 2024.

Diğer taraftan Brüksel savunma harcamalarının artırılması konusunda ABD tarafından gelen baskıdan oldukça rahatsız. Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker, modern siyasetin sadece savunma harcamalarını artırmakla ilgili olmadığını, insani yardımlarla, kalkınma sorunlarıyla alakalı olduğunu belirterek, ABD yönetimini siyaseti sadece askeri meselelere indirgemekle eleştirmiş oldu.

Mevcut durumu kısaca şu şekilde özetleyeyim.

*ABD savunma harcamalarını artırması yönünde Avrupalı müttefikleri üzerinde baskı kuruyor; bu baskı karşısında Avrupalı müttefikler gerekli adımları atmazsa ABD’nin baskısının tehdide dönüşme ihtimali oldukça yüksek.

*Brüksel ABD’nin Avrupalı müttefikler üzerindeki baskısından rahatsız ve ABD’yi uluslararası politikayı sadece askeri perspektiften değerlendirmekle eleştiriyor.

*Avrupa entegrasyon hareketinin öncüsü Almanya hükümeti ise savunma harcamalarını artıracağını açıklayarak ABD baskısına boyun eğiyor görüntüsü vermekte.

Ancak önemli bir faktör mevcut tabloyu değiştirebilir; Almanya’da Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilecek seçimler.

Anketler uyarınca Almanya’da gerçekleştirilecek seçimlerde Martin Schulz’un başkanı olduğu SPD’nin  şansı  yüksek. Almanya’nın yeni Şansölyesi Avrupa siyasetinin yıldız ismi Martin Schulz olabilir.

Schulz Şansölye olursa, Merkel’in savunma harcamalarını artırma sözü rafa kaldırılacak. Schulz açıkça, savunma harcamalarının GSYH’nın % 2’si olması yönündeki kuralı kabul etmediğini açıkladı. Schulz’un bu açıklamasının başlıca üç amacı olduğunu belirteyim.

Birincisi, savunma harcamalarını artırma sözü veren Merkel’e meydan okumak ve seçimler öncesi Merkel-Schulz siyaseti arasındaki farkı Alman seçmene NATO vasıtasıyla tekrar göstermek.

İkincisi, Avrupalı müttefiklerine savunma harcamalarını artırması konusunda baskı yapan Trump’a mesaj vermek: “AB’ye karışma, Avrupalılar seni dinlemek zorunda değil, dinlemiyor da” mesajı bu.

Üçüncüsü, Almanya’da sosyal demokrat zihniyetin silahlanma karşıtı görüşlerinin altını çizmek. Schulz silahlanma yarışı yerine silahsızlanma girişimlerini destekleyeceğini belirten bir siyasetçi.

Buradan çıkacak sonuç şu: Almanya’daki seçimi Schulz kazanırsa, NATO üzerinde ABD-Almanya gerilimi başlayacaktır. Bu gerilimde Schulz kesinlikle Brüksel tarafından destek görecektir. Savunma harcamalarında NATO yükümlülüğünü karşılamayan ve karşılamak istemeyen Avrupalı müttefikler de, lafını sakınmayan Schulz’un arkasına saklanacaktır.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers