NATO SAVUNMA GÜCÜNÜ ARTIRIYOR

27/11/2016


Rusya ile ilişkilerde artan gerilim bağlamında, Kuzey Atlantik İttifakı askeri mevcudiyetin ve yüzbinlerce askerin savaşa hazırlık seviyesinin artırılacağını duyurdu.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg askeri tehditlerini sürdüren ve ittifakın doğu sınırlarında tatbikatlar yapan Rusya'ya tepki olarak birliğin gücünün artırılacağını ve kısa bir süre içerisinde 300 binin üzerinde askeri gücün savaşa hazır duruma getirileceğini belirtti.

Zira Ekim ayı başlarında ABD Suriye konusunda Rusya ile görüşmelerine son verirken, Moskova nükleer şantaj kullanmaya ve NATO sınırlarına füze savunma sistemi yerleştirmeye başlamıştı. Buna ek olarak, geçtiğimiz haftalarda, Rusya Federasyon Konseyi, ABD ile plütonyumun imha edilmesine ilişkin anlaşmanın askıya alınmasını öngören yasa tasarısını, Washington’ın Suriye konusunda Rusya’ya yönelik ‘düşmanca eylemlerini’ gerekçe göstererek, ezici bir çoğunlukla onaylamasının ardından iki ülke arasındaki gerilim en üst düzeye yükseldi. Nitekim ABD ile Rusya arasında 2000 yılında imzalanıp 2011 yılında yürürlüğe giren Plütonyumun Yönetilmesi ve İmha Edilmesi anlaşması iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir rol oynuyordu.

Bu bağlamda, Times gazetesine konuşan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya’nın yıllar boyunca askeri gücünü büyük ölçüde artırarak, özellikle 2000 yılından itibaren, komşu ülkelerin güvenliği açısından endişe verici bir tutum sergilediğini dile getirdi. Rusya’nın aynı zamanda propaganda yoluyla, birlik üyeleri arasında bir takım gerginliklerin yaşanmasına neden olduğunun altına çizen Stoltenberg, birlik içi dayanışmayı artırarak, Rusya’ya bir cevap vermelerinin zorunluluk haline geldiğini belirtti.

Öte yandan Rusya, NATO’nun doğuya ilerlemesini ve sınırlarına asker konuşlandırmasını, bir tehdit olarak değerlendirdi. Zira uluslararası güvenlik arayışının ampirik örneklerinden biri olan NATO, 1949 yılında 12 ülke tarafından kurulmuş ve geçirdiği 6 genişleme süreci sonunda bugün 28 üyeli bir örgüte dönüşmüştür. NATO son yıllarda ise “dinamik ve devam eden bir ittifak” olduğunun bir göstergesi olarak genişlemeye daha fazla önem vermektedir. Zira eski Yugoslavya Cumhuriyetlerinden Karadağ geçtiğimiz aylarda tarihi bir adım atarak NATO ile üyelik protokolünü imzaladı. Böylece Karadağ yaklaşık bir yıl sürebilecek olan sürecin ardından ittifakın 29’uncu üyesi olacak. Karadağ’ın ardından Makedonya, Gürcistan ve Bosna-Hersek’in ittifakın yeni üyeleri olmaları desteklenmektedir.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg balkanlardaki genişlemenin bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından önemli olduğunu dile getirirken, NATO’nun genişlemesine karşı çıktığı bilinen Rusya hükümeti, 2009 yılında Arnavutluk ve Hırvatistan’ın ardından NATO’nun Karadağ’a üyelik davetine tepki gösterdi. Nitekim Rusya Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkanı Viktor Ozerov, “Yaklaşık 600 binlik bir nüfusa sahip Karadağ Rusya için askeri bir tehlike arz etmiyor; ancak NATO’nun doğuya ilerlemesi Rusya için tehdit anlamına geliyor.” şeklinde konuşarak, NATO’nun “açık kapı politikasını” “provokasyon” olarak değerlendirdi.

Rusya-NATO hattında yaşanan alışılagelmiş, aynı zamanda da endişe verici, gerginliklere yönelik açıklama yapan Stoltenberg ise, ittifakın yeni bir soğuk savaş istemediğini ifade ederek, Rusya’yla çatışma aramadıklarını ve birliğin askeri gücünün savaşa hazır duruma getirilmesiyle çatışmayı körüklemek değil olası bir çatışmayı önleme amacı taşıdıklarını savundu.

 

Nuran YILDIRIM

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers