NOBEL ÖDÜLLÜ AKADEMİSYENLERDEN LE PEN TEPKİSİ




Doç. Dr. Dilek YİĞİT

Bu Pazar Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu gerçekleştirilecek; ilk turda sonuç alınması beklenmiyor. Seçimlerin ikinci turundan ise Ulusal Cephe lideri, aşırı sağcı Le Pen’in zaferle çıkması hiç sürpriz olmayacak.

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde 25 Nobel Ödülü sahibi akademisyen, ortak bir açıklama yaparak,  cumhurbaşkanı adaylarının Avrupa-karşıtı ve liberalizm-karşıtı programlarını kınadılar; Fransa ve Avrupa’nın istikrarsızlaşma riskine dikkat çektiler.

Nobel ödülü sahibi 25 bilim insanının,  bir ülkedeki seçimlerle ilgili açıklama yapması ve adayların programlarını kınaması başlı başına önemli; ancak bu açıklamada daha da önemli olan farklı ekonomi ve maliye politikası anlayışlarına sahip bilim insanlarının ortak imzası. Yani Fransa cumhurbaşkanlığı seçimi farklı görüşlerde olan ekonomistleri bir araya getirmeyi başardı.

Ama neden? Farklı ekonomi ve maliye politikası anlayışları olan bu Nobel Ödülü sahibi akademisyenlerin ortak bir kaygısı var; Avrupa’nın ekonomik ve siyasi istikrarının sürdürülmesi.

Nobel Ödülü sahibi akademisyenler, korumacı politikaların ve rekabetçi devalüasyonların diğer ülkelere zarar verdiğini, bunların büyüme yaratmaya çalışan zararlı araçlar olduklarını ve ticaret savaşlarına yol açmak suretiyle devletler arasında işbirliği anlayışına zarar verdiğini açıkladılar.

Nobel Ödülü sahiplerinin asıl hedefinin Le Pen olduğunu tahmin etmek zor değil. Le Pen seçim propagandasında “ekonomik vatanseverlik” ve “akıllı korumacılık” kavramları ile tarif ettiği yeni bir dünya düzeni hedefinden bahsediyor; hatta Trump’ın ABD seçimlerindeki galibiyetini de bu yeni dünya düzeninin başlangıcı olarak okumuştu.

Le Pen’in“ekonomik vatanseverlik” ve “akıllı korumacılık”kavramları ile ifade ettiği ve seçildiği taktirdeuygulamayı amaçladığı politika araçları neler?Ekonominin devlet eliyle düzenlenmesi; Fransa’nın ulusal çıkarlarına aykırı davranan firmaların cezalandırılması; yabancı istihdamına ek vergiler getirilmesi; ekonominin Avrupa kurallarından ve yabancı yatırımdan kurtarılması; Le Pen’inFransız ekonomisinin temeli olarak nitelendirdiği küçük ve orta ölçekli işletmelere destek olunması; Fransa dışında üretim yapan ve bu ürünleri Fransa’ya ithal eden firmalara ağır vergiler konulması.

Le Pen cumhurbaşkanı seçildiği takdirde yukarıda sıraladığım ve benzeri politikaları Avrupa Birliği çerçevesi içinde uygulayamayacağını bildiği için, seçim propagandasını Avrupa Birliği karşıtlığı merkezinde yoğunlaştırıyor. Zira Avrupa Birliği kuralları devlet eliyle yönetilen ekonomiye, korumacı politikalara, Avro alanı doğası gereği rekabetçi devalüasyonlara imkân vermiyor. Avrupa Birliği karşıtı Le Pen de “Önce Fransa” sloganı ile hareket ediyor zaten.

Avrupa Birliği’ne meydan okuyan ve Nobel Ödüllü akademisyenlerin tepkisini çeken Le Pen için artık siyasette “sağ ve sol” ayrımı yerini “vatanseverler ve küreselleşme yanlıları” ayrımına bırakmakta. Bu noktada merak etmeden duramıyorum: Le Pen’i eleştiren akademisyenler, Le Pen’in siyasetteki kutuplaşmanın “sağ-sol” ayrımından “vatanseverler-küreselleşme yanlıları” ayrımına kaymakta olduğu yönündeki argümanı hakkında ne düşünüyor!

Bu sorunun cevabını da siyaset bilimcilerden beklemek daha isabetli olacaktır.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers