RÖPORTAJ: SAYIN CHARKRİENORRATHİP SEVİKUL, TAYLAND BÜYÜKELÇİLİĞİ MÜSTEŞARI

24/02/2021


CHARKRİENORRATHIP SEVİKUL: "BAŞARILI BİR DİPLOMAT VE ÜNLÜ BİR ÇEVİRMEN"

Ülkemizdeki bir diplomatla yaptığımız röportaj dizimizin bu bölümünde, Tayland'ın Ankara Büyükelçiliği Misyon Şefi (DCM) Sayın Charkrienorrathip Sevikul'a hoş geldiniz diyoruz.

Sayın Sevikul çok başarılı bir diplomat olmasının yanı sıra çok da başarılı bir tercüman. Burada Sevikul'un merak uyandıran hikayesini ve bir çevirmen olarak kariyerinin detaylarını bulacaksınız.

Diplomatik Gözlem: Kendiniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

 Mr. Charkrienorrathip Sevikul, Tayland Büyükelçiliği Müsteşarı, Ankara:           Sawasdee krub, benim adım Charkrienorrathip Sevikul, fakat dostlarım bana “Shakir” diye hitap eder. Ben bir kariyer diplomatıyım ve bugüne kadar Bahreyn Krallığında ki Manama’da ve İran İslam Cumhuriyeti Tahran'daki Tayland Kraliyet Büyükelçiliklerinde görev aldım. Ankara benim üçüncü görev yerim ve Misyon Şef Yardımcısı pozisyonunda yaklaşık 4 yıldır buradayım. Aslında bu benim Türkiye'ye ikinci gelişim, çünkü kendisi de bir kariyer diplomat olan rahmetli babam Sayın Prabhassorn Sevikul, 1986 - 1990 yılları arasında Ankara'daki Tayland Kraliyet Büyükelçiliği'nde görev yaptığından, bende gençlik yıllarımın bir kısmını burada geçirdim. Türkiye'ye tekrar dönebildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Diplomatik Gözlem:  Türkiye hakkında bazı kitaplar yazdığınızı öğrendiğimizden, yazar ve çevirmen olarak üstlendiğiniz diğer rolleriniz hakkında bugün sizinle sohbet etmek istiyoruz.

Mr. Charkrienorrathip Sevikul, Tayland Büyükelçiliği Müsteşarı, Ankara:  Kariyer diplomatı olmanın yanı sıra, ben Tayland'da kitapları yayınlanmış bir yazarım. Daha önce ağırlıklı olarak kısa öyküler ve romanlar yazdım, ancak Türkiye'ye geldiğimden beri daha çok kurgu dışı çalışmalara ağırlık verdim. Gypzy Publishing House adlı Taylandlı bir yayınevi için Prof. Dr. Norman Stone’un “Türkiye: Kısa Bir Tarih” adlı kitabını Taycaya çevirme onuruna sahip oldum. Bu kitap Tayland’da çok iyi karşılandı ve yayıncım araştırması ve yazması bir yıl gibi bir süremi alan, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihi hakkında bir kitap daha yazmamı istedi. Bunun devamında ise, yakında Tayland’da yayınlanacak olan Konstantinopolis'in tarihi hakkında yeni bir kitap yazmamı istediler. Türkiye, Taylandlı turistler için en popüler turizm merkezlerinden biri ve 2019'da 60.000'den fazla Taylandlı turistin Türkiye'yi ziyaret ettiği kaydedilmiştir. Turistlerin çoğu Türkiye’nin tarihi ile ilgileniyor, bu yüzden onlara bilgiler ve bazı düşünceler sunabildiğim için onur duyuyorum.

Diplomatik Gözlem:  Son projenizin, Ayşe Kulin'in “İstanbul'a Son Tren” (Nefes Nefese) adlı romanının Tayca çevirisini hazırlamak olduğunu öğrendik. Bize bu projeden bahseder misiniz? Nasıl gelişti?

Mr. Charkrienorrathip Sevikul, Tayland Büyükelçiliği Müsteşarı, Ankara:   Bu proje, ilginç bir şekilde birdenbire ortaya çıktı. Arrow Publishing House adlı Taylandlı bir yayıncının Genel Müdürü Bay Nikom Chaorua, Ağustos 2020'de benimle iletişime geçti. Kendisi yıllar önce kitaplarımdan birini yayınlamıştı. Bay Chaorua, Ayşe Kulin'in " İstanbul'a Son Tren” (Nefes Nefese) adlı romanının çeviri haklarını yayınevinin aldığını ve hem Türkiye’de olduğum hem de burada daha önceden yaşadığım için, bu kitabı benim çevirmemi istediğini söyledi.

Diplomatik Gözlem: Kitabı daha önce okudunuz mu?

Mr. Charkrienorrathip Sevikul, Tayland Büyükelçiliği Müsteşarı, Ankara:   İtiraf etmeliyim ki, Türkiye’ye ikinci gelişimden önce Ayşe Kulin’i duymuş olsamda, onun kitaplarını henüz okuma şansım olmamıştı. Öte yandan bende, Türk edebiyatından ve yazarlarından söz edildiğinde, aklına ilk olarak Orhan Pamuk isminin geldiği diğer Taylandlı okurlara çok benziyorum. Taylandlı okuyucular gibi bende Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı” ve “Masumiyet Müzesi” adlı kitaplarını okumaktan çok keyif aldım.

Bu yüzden, Taylandlı yayıncıdan “İstanbul'a Son Tren” kitabı üzerine araştırma yapmak için biraz zaman istedim ve alıntıyı okur okumaz çeviri görevini üstlenmek istediğimi anladım. Kitabı tercüme etme niyetimi teyit ederek, yayıncıya minnettarlığımı ifade ettim ve hemen kitabı satın alarak, okumaya başladım. Kitabı ilk okumam 4-5 gün içerisinde tamamlandı diyebilirim.


Diplomatik Gözlem:  Kitabı nasıl buldunuz?

Mr. Charkrienorrathip Sevikul, Tayland Büyükelçiliği Müsteşarı, Ankara: Ben kitaptan çok keyif aldım. Hikaye Müslüman bir kızla, Yahudi bir oğlan arasında geçen zekice kurgulanmış bir aşk hikayesi olmaktan öte bir yapı taşıyor. Ayşe Kulin okuyucuyu bir ailenin bağlarının derinliğine çekerken, aynı zamanda ana karakterin genç ve isyankâr bir inatçılıkla yaşadığı fakat savaşın cehennem zorluğuna da katlanmak zorunda olan aşkının derinliklerine çekiyor. Çok güzel yazılmış bir hikâye ve tüm karakterler dikkat çekici ve akılda kalıcı özellikte kurgulanmış.
Ama benim üzerimde kalıcı bir etki bırakan şey, bu kitabın İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'ya gönderilen ve orada birçok Türk ve Türk olmayan Yahudi’yi Hitler'in elinden kurtarmayı başaran bir dizi Türk diplomatlarının deneyimlerine dayanmasıdır. Bende bir diplomat olarak, bu zor zamanlarda Türk diplomatlarının zorluklar karşısında gösterdikleri eylem ve cesaretten gerçekten ilham aldım.

Diplomatik Gözlem: Çeviri süreci zor muydu?

 Mr. Charkrienorrathip Sevikul, Tayland Büyükelçiliği Müsteşarı, Ankara: Zor değildi ama benim için gayret gerektiren bir süreçti. Çünkü ben bir kariyer diplomatı olduğumdan, edebi çalışmalarımın çoğunu sadece akşamları ve hafta sonları yapabiliyorum, bu yüzden çeviri üzerinde 3 ay çalıştım. Başka bir yazarın çalışmasının çevirisi olduğu için, orijinal çalışmaya elimden geldiğince sadık kalmaya çalıştım. Bu yüzden, her küçük detayı doğru aktardığımdan emin olarak, yazarın düşüncelerini ve temeldeki fikirleri iletmek istedim. Taylandlı okurların Türk tarihine pek aşina olmadıkları gerçeğini de göz önünde bulundurarak, Taylandlı okuyucuların durumu daha iyi kavramalarına yardımcı olmak adına, Atatürk ve İsmet İnönü gibi tarihi şahsiyetler hakkında daha fazla bilgi vermek için ya da Anadolu ile İstanbul arasındaki bazı kültürel detayları aktarabilmek adına birkaç dipnot eklemeyi uygun buldum.
Benim için kitaptaki atmosferi, karakterlerin duygu ve düşüncelerini doğru bir şekilde aktarmaya çalışmakta çok önemliydi. Çünkü bu sayede okuyucular, o dönemki durumu ve karakterlerin yaşadığı yoğun baskıyı gerçekten hissedeceklerdir.

Diplomatik Gözlem:  Tayland'da diplomatların aynı zamanda yazar olması yaygın mıdır?

Mr. Charkrienorrathip Sevikul, Tayland Büyükelçiliği Müsteşarı, Ankara: Bu özellik, Tayland'da ne çok yaygın, ne de çok nadir rastlanan bir durumdur. Büyük ve tanınmış yazarlardan olan ve eserleri bugün dahi popülerliğini koruyarak, geniş kitlelerce okunan saygın Taylandlı Büyükelçilerimiz ve diplomatlarımız vardır. Bu duruma örnek olarak, Burma ve Etiyopya’da Tayland Büyükelçisi olarak görev yapmış ve yazarken kullandığı takma adı “Sanee Saowapong” olan merhum Büyükelçi Sayın Sakchai Bumrungpong’u gösterebiliriz. Kendisi, ilk kez 1957'de yayınlanarak, bugün artık bir Tayland klasiği haline gelmiş romanı "Peesat" (Evil) adlı eseri nedeniyle, 1990 yılında Edebiyat alanında “Tayland Ulusal Sanatçısı” ünvanını kazanmıştır. Pakistan ve Laos'ta Büyükelçi olarak yaşadığı deneyimleri aktaran Sayın Pisanu Chanvitan ise bir diğer büyükelçilerimizdendir. Hatta yine bir kariyer diplomatı olan babam da, hayatı boyunca yazarlık yapmıştır. Kendisi 60'tan fazla roman ve çoğu ulusal düzeyde ödüller kazanan 150'den fazla kısa öykü yazarak, 2011'de Edebiyat alanında “Tayland Ulusal Sanatçısı” ünvanını kazanmıştır. Ayrıca, Tayland Yazarlar Derneği Başkanı olarak da görev yapmıştır.

Günümüzde ise, Bakanlıktaki diğer genç meslektaşlarımın birçoğu görev aldıkları ülkelerdeki deneyimleri hakkında yazılar yazıyor, blog hazırlıyor ve çektikleri fotoğraflarla izlenimlerini paylaşıyorlar.

Diplomatik Gözlem:  Başka bir ülkeden bir diplomatın kendi ülkesini tanıtmak yerine çalıştığı ülkeyi tanıtması normal mi?

Mr. Charkrienorrathip Sevikul, Tayland Büyükelçiliği Müsteşarı, Ankara:  Diplomatlar olarak, kültürel gösteriler, yemek festivalleri gibi çeşitli etkinliklerle kendi ülkemizi tanıtmak için her zaman çalışıyoruz. Ama bir deyişe göre, tek bir el kendi kendini alkışlayamaz, tango için iki kişi gerekir. Bu yüzden, bir ilişkiden en iyi sonucu alabilmek için her iki tarafın da tam anlamıyla birbirine destek olması ve beraber çalışması gerekir. Bizler Tayland'da Türkiye hakkında bir anlayış geliştirmek için Türk akademisyenleri, işadamlarını ve basın mensuplarını Tayland’da ağırladık ve onları ülkemize davet ederek Türkiye’yi Tayland’da tanıtmalarına vesile olduk. Bu konuda Türk meslektaşlarımızla yakın koordinasyon içindeyiz. TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü gibi Türk kuruluşlarının çalışmalarına ve çabalarına gerçekten saygı duyuyor ve takdir ediyorum çünkü onlar Türkiye'nin zengin ve derin kültürünün farklı yönlerini anlamlı bir şekilde tanıtmayı amaçlıyorlar.

Hakkında pek bir şey bilmediğimiz bir ülkeyi ziyaret ettiğimizde ilk başta yabancı hissederiz ama o ülke hakkında daha çok şey öğrendikçe, tarihini, kültürünü tanıdıkça, o ülkenin yemeklerini yedikçe, kendimizi bir arkadaş, hatta bir aile üyesi gibi hissetmeye başlarız. Arkadaş olduğumuzda ise o ülkeyle ilgilenmek, daha fazlasını öğrenmek ve ilişkilerimizi geliştirmek çok daha kolay bir hale gelir. Nihayetinde bu, kesinlikle inandığım kültürel diplomasinin gücü ve bence kültürel diplomaside, herkes zaten kazanır. Birbirimizi daha iyi tanıdığımızda, birbirimizi daha iyi anlarız ve daha da yakınlaşırız.


Diplomatik Gözlem:  Son olarak, “İstanbul'a Son Tren” (Nefes Nefese) romanının Tayca çevirisi için beklentileriniz neler?
               
 Mr. Charkrienorrathip Sevikul, Tayland Büyükelçiliği Müsteşarı, Ankara: Bu çeviri umarım Taylandlı okuyuculara Türk edebiyatını tanıtma yolunda önemli bir adım olur ve onların Türkiye ve Türk kültürünün farklı yönleri hakkında daha fazla bilgi edinmesine yol açar.  Kitabı okuyan Taylandlı bir okurun, kitapta adı geçen Beyoğlu, Prens Adaları (Adalar), Sirkeci tren garı gibi yerleri gezmek istemesi ya da Boğaz’da tekneyle bir gezintiye çıkması, simit yemesi gibi ona Türkiye hakkında daha fazla ve özel bilgiler edinmesine yol açabilirsem, bundan büyük gurur ve mutluluk duyarım.  

  Ayrıca kitabın Türk edebiyatına ilgi uyandırmasını umuyorum ve bu sayede, diğer Türk yazarların pek çok romanı Taycaya çevrilebilir. Ve belki bazı Tay romanları da Türkçeye çevrilebilir.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers