SURİYE İÇ SAVAŞI’NDA YENİ DÖNEM: AMERİKA’NIN ASKERİ MÜDAHALESİ

08/04/2017


İlknur Şebnem Öztemel-DG- Haberlere göre Esad rejimi İdlib yakınlarında muhaliflere karşı kimyasal silah kullandı. Saldırıda çoğunluğu çocuk 86 kişi öldü.

Olayın ardından Suriye Dışişleri Bakanlığı böyle bir saldırı yapılmadığını, Suriye ordusunun kendi insanına karşı kimyasal silah kullanmadığını ve kullanmayacağını’’ belirtti.

Daha önce 2013 yılında rejim Şam yakınlarındaki muhaliflere karşı sarin gazı kullanmıştı. Uluslar arası baskılara dayanamayan Esad rejimi elindeki tüm kimyasal silahları tarafsız bir uluslar arası kuruluşa teslim etmişti. Ancak, muhalifler her daim Esad’ın elinde bundan çok daha fazla kimyasal silah olduğunu iddia ediyor.

Son olarak Medecins Sans Frontieres (MSF) örgütü yaptığı otopsilerde kurbanlara karşı sarin ve klorin gazı kullanıldığını kanıtladı.

Yaşananların ardından ABD, Cuma sabaha karşı Doğu Akdeniz’de bulunan bir savaş gemisinden, Suriye’nin Şaryat askeri üssüne 59 adet Tomahawk füzesi attı. Bu üssün rejim tarafından kimyasal saldırının merkezi olarak kullanıldığı düşünülüyor.

Bütün bu gergin anlar yaşanırken herkes Rusya’nın konuya ilişkin görüşünü merak ediyordu. Amerika’nın düzenlediği hava saldırısından önce Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Associated Press’e verdiği bir röportajda Rusya’nın Esad’a olan desteğinin sınırsız olmadığını dile getirmişti. Bunun dışında İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile olan telefon görüşmesinden sonra Putin saldırıya ilişkin araştırmalar tamamlanmadan işe koyulmanın Kabul edilemeyeceğini belirtti.Son olarak Rusya, Karadeniz’deki 'Nikolai Filchenkov’ isimli savaş gemisinin doğu Akdeniz’e gitmek için boğazlardan geçtiği bildirildi.

Uluslararası ilişkiler lügatinde ‘’koruma sorumluluğu’’ konseptinden daha tehlikeli bir şey yoktur. Teoride bu tarz askeri müdahalelere girişebilmek için, haklı bir sebep, iyi bir niyet, orantılılık ve askeri seçenekler dışındaki her yolun denenmiş ve tüketilmiş olması gerekir. Burada sorunlu olan kısım şudur: Her devlet her olaya farklı bir açıdan bakar ve kendine göre bir önlem alır. Yani, ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Haley’nin de sorduğu gibi ‘’Daha kaç çocuğun ölmesi gerekecek?’’ sorusuna BMGK’nın beş daimi üyesinin her birinin farklı bir cevabı var. Hatta bu ülkelerin kendi içlerinde de farklı cevapları var. Mesela bir önceki Amerikan Başkanı Barack Obama’yı kimyasal silahtan ölen yüzlerce kişi askeri müdahaleye ikna edememişti ama Trump için seksenler yeterli oldu.

Bu konudaki bir diğer problem de BMGK’nın daimi beş üyesi arasındaki rekabet ve bunun ışığında diğer küçük devletlere verdikleri destek. BMGK adaletten uzak bir mecra. Belki de bu yüzden Haley üstü kapalı olarak Suriye konusunda BMGK’daki bir tartışma ile ‘’zaman kaybetmektense’’ çok taraflı katılımla ‘’çözüme’’ odaklanılması gerektiğine işaret etti. Diğer yandan Trump Çarşamba günü Ürdün Kralı Abdullah ile gerçekleştirdiği ortak basın konferansında söylediği ‘’ bu konuda sorumluluğum var’’ şeklindeki sözü de tartışmaya açık.

Sonuç olarak ‘’Koruma Sorumluluğu’’ ilkesi oldukça tehlikeli olabilir. Bence bu günümüzdeki en problemli konulardan biri. Hatta bana göre bu Soğuk Savaş Dönemi’ndeki güvenlik açmazından (security dilemma)   daha riskli. Hepimiz Afganistan ve Irak’ta yaşananları gördük. Umalım ki Suriye barışçıl bir çözüme gebe olsun, kısa zamanda ülke tekrar insanların güvenle ve mutlulukla yaşayabileceği bir yer olsun.

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers