TANRI'NIN ADALETİ

14/10/2016


Faşizm ile özdeşleştirilmeye, kişi hürriyetleri ve demokrasiye zarar verdiği gerekçesiyle malzeme edilmeye, Vandalizm’in atası yapılmaya çalışılan bir ülke. Batı toplumu için adeta bir kâbus olarak gösterilen Türkiye…

Peki! Eğer Türkiye bu ise, bir Doğulu olarak ben nasıl bir ülkede dünyaya geldim.

Kim olursan ol yine gel! Sevgide güneş gibi ol! İfadelerini hayatının merkezine yerleştiren, ten rengi yüzünden itilip kakılan insanların coğrafyasından gelenleri, “bizi diskoya götür” sözleriyle kucaklayan, sadece renklerine âşık olduğu bir formayı öptüğü için ‘Der Saadet’in göbeğine bir Brezilyalının heykelini diken yurttaşların vatanında doğdum.

Sizce hangisi doğru? Batı’nın gösterdiği mi, Doğu’nun yaşattığı mı?

Sanıyorum ki dünyanın vereceği kararı; zamana ve Tanrı’nın adaletine bırakmak en iyi çözüm olacak. Ama adaletle tanışıncaya kadar doğudan bakan bir göz olarak, batıda gördüklerimi size anlatayım.

Darbe teşebbüsü ve FETÖ/PDY keşmekeşinde, Türkiye’ye yeni “darbe”ler vurmak isteyen ülkelerin de başında Avusturya geldi. Yüzlerce yıllık mücadelesinde Türklere karşı “er meydanı”nda elle tutulur başarısı olmayan Habsburglar için propaganda sahasındaki galibiyetlerin sayısı ise sınırsız. Viyana Hava Limanı’nda sergilenen Türkiye karşıtı ilânların hemen ardından konuyu değerlendirmek isteyen Türkiye, büyükelçisini Ankara’ya davet etmiş, ancak sözde müttefikinin manasız tavrını açıklayabilecek bir yol bulamamıştı.

İşte o Türkiye, şu sıralar Avusturya’nın ardı arkası gelmeyen taarruzlarıyla karşı karşıya. Tartışmasız biçimde dünyanın en büyük canileri arasında gösterilen Hitler’in anavatanı olan Avusturya, ülkesinde yaşayan Türkleri “sepetlemenin” peşinde koşarken, hiç şüphe yok ki bu Hitler’in dâhice fikirlerinden ya da Goebbels’in ruhundan esinlenerek hayata geçirecek! Bugün Hitler ya da Goebbels hayatta olmasalar dahi, Avusturya’da sonu gelmeyen Nazist uygulamaların temelsiz olmadığını ve asla son bulmayacağını anlamak gerekiyor.

Die Presse’nin haberine göre Türkler, küçük menfaatler karşılığında Avusturya’yı terk ederek Türkiye’ye dönebileceklerini belirtiyorlar. Haberde, Avusturya’da artan İslamofobi’nin en büyük etken olarak görüldüğü, çok küçük bir nüfus grubunun rahat yaşadığını belirttiği Avusturya’dan, Türklerin büyük bir bölümünün ise hemen ayrılmak istedikleri vurgulanıyor.

Elbette, dünyanın birçok bölgesinde yaşayan, iş kuran ya da çalışan milyonlarca Türk’ün, dönmek ve hayatlarının kalan bölümünü geçirmek istedikleri topraklar Türkiye. Kaldı ki sadece Türkler için değil, onları Avrupa’daki evlerinden kovmaya çalışan Almanlar, Avusturyalılar, Hollandalılar ve Belçikalılar için de Türkiye eşsiz bir seçenek. Alanya’yı ikinci Hamburg olarak gören bir Alman, ya da Tirol’ü Mersin’de yaşayan bir Avusturyalı için Türkiye adeta bir cennet.

Öyleyse Avusturya’nın yaklaşımıyla Türkler, yeryüzündeki cehennemden, yine yeryüzündeki cennete akın etmeliler. Bu, en azından onların mutlulukları açısından iyi bir tercih gibi görünüyor.

O halde en can alıcı soru şu noktada karşımıza çıkıyor: Yıllardan beri Türklere ait işyerlerini yakıp, yağmalayan, Türk işveren ve çalışanları öldüren bir anlamda onlara yeryüzündeki cehennem ıstırabını yaşatan zebaniler kimler? Senelerden beri, adeta Azrailleri ile birlikte yaşamaya mahkûm olan Türkler, hayata bir süre daha tutunabilmek için ne kadar diyet ödediler?

Bugün bir yandan Avusturya’nın öte yandan Nazizm’in etkili olduğu tüm “Batılı” demokrasilerin, Türklere önerdikleri On binlerce Avro, yıllardan bu yana çaldıkları yaşamlar için bir diyet mi yoksa komik bir tazminat mı?

Hiç şüphe yok ki bu sorulardan çok daha fazlasını Avrupa’da yaşayan Türkler soracak ve ulaşamayacakları cevapları almaya çalışacaklar. Ancak, Tanrı aynı suali yönelttiğinde, cevabı on bin Avro’dan daha fazlasını gerektirecek. Ve Tanrı’nın adaleti; cinayetleri, aşağılanmayı ve hırsızlığı asla affetmeyecek…

İlker Yılmaz

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers