TRUMP, NATO ZİRVESİ VE SORUNLAR...

26/05/2017


Doç. Dr. Dilek YİĞİT

Bugün (25 Mayıs 2017) Brüksel’de NATO Zirvesi gerçekleştirilecek. Bu zirveyi önemli kılan ilk neden seçim kampanyasında NATO’yu “modası geçmiş” bir örgüt olarak tanımlayan Trump’ın ABD Başkanı sıfatıyla zirveye katılıyor olması. Gerçi Trump  geçtiğimiz ay NATO Genel Sekreteri Jens Stotenberg ile yaptığı görüşme sonrası NATO artık modası geçmiş bir örgüt değildir diyerek fikir değiştirmiş olsa da, söylemlerinde değişikliğe gitmekte sakınca görmeyen Trump’ın bu zirvede NATO’yu nasıl tanımlayacağı merak konusu.

Aslında Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada Trump’ın, ABD’nin NATO'ya olan güçlü bağlılığını  teyit etmek ve NATO’nun özellikle müttefik sorumluluk paylaşımı ve terörle mücadeledeki rolü konusunda kritik konuları görüşmek üzere NATO müttefikleri ile  görüşmeyi dört gözle beklediği açıklanmıştı; bu açıklamanın ışığında Trump’ın bu zirvede NATO için ittifakı zedeleyecek sıfatlar kullanmayacağı öngörülebilir.

Diğer taraftan Trump’ı NATO’yu “modası geçmiş” örgüt olarak tanımlamasından döndüren gerekçe Trump’ın terörle mücadele konusunda NATO’ya görev ve sorumluluk düştüğünün bilincinde olması. Trump NATO’nun faaliyetlerinin IŞİD, El Kaide gibi terör örgütleri ile mücadele konusunda odaklanmasını istiyor. Bu hafta içinde Manchester’de gerçekleştirilen ve aralarında çocukların da olduğu 22 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan terör saldırısı da Trump’ın terörizm ile mücadele konusundaki ısrarına zirve masasında güç kazandıracak. Kısaca Trump, “haklılığımı görmek için çok geriye gitmenize gerek yok, Manchester’da yaşananlara bakın” dese kafi! Dolayısıyla NATO’nun terörizm ile mücadele edilmesinde etkin rol alması konusunda ayak sürüyecek devletler varsa,  şimdiden söyleyelim, bu konuda Trump ile tartışmalarından galip çıkamazlar.

Diğer taraftan zirvede Trump’ın üye devletlerin NATO mali yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunu gündeme getireceği kesin. Bilindiği gibi Trump NATO savunma maliyetlerinin büyük kısmının ABD tarafından karşılanıyor olmasından rahatsız ve müttefiklerini de “free-rider” olarak görmekte. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ABD yönetiminin tutumunu gayet net özetliyor; savunma harcamalarının GSYH’nın %2 olmasına yönelik kritere NATO’nun tüm üyeleri riayet etmeli diyor ve devam ediyor; “ABD GSYH’nın %4’ünü savunmaya ayırıyor ve üzerine düşenin fazlasını yapıyor. Siz de güvenliğiniz için gereken sorumluluğu üstlenmelisiniz. Bu konuda Trump’ın tutumunun çok sert olacağını beklemelisiniz”. Bu noktada ABD’nin savunma harcamalarının NATO bütçesinin %73’üne tekabül ettiğini belirtelim.

Dolayısıyla savunmaya dair maddi yükün paylaşılması açısından NATO müttefikleri ciddi bir ABD baskısı ile karşı karşıya kalacak; bu kesin! Üstelik özellikle NATO coğrafyasının doğusunda kalan devletler Ukrayna krizinden bu yana ciddi bir Rusya tehdit algısı içindeler ve ABD’nın  müttefiklerin mali yükümlülüklerini karşılamamasını gerekçe göstererek NATO’yu zayıflatacak adımlar atmasının Rusya’nın “saldırganlığını” artıracağından kaygı duymaktalar. Bu açıdan NATO’nun maliyetine katlanmanın NATO’nun geleceği kadar kendi ulusal güvenlikleri için elzem olduğunun farkında olmalılar. Bu açıdan Avrupalı müttefiklerin ABD’nin terörizm ile mücadeleyi merkeze alıp, Rusya “tehdidini” göz ardı etmesinden kaygılanmakta olduklarını belirtelim.

Neticede NATO’nun tüm müttefikleri için barış ve güvenliğin sağlanması ortak hedef. Bu ortak hedef ışığında  müttefikler arasında tehdit ve tehdit algılamalarında farklılıklar olması ve de müttefiklerin  NATO maddi yükümlülüklerinin karşılanması konusunda aynı ölçüde cömert olmamaları, barış ve güvenliğin sağlanmasına dair ortak hedefin gölgesinde kalacak meselelerdir ve bu ortak hedef doğrultusunda kesinlikle çözüme kavuşturulmalıdır. 

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers