TÜRK MUTFAĞI

16/10/2016


Ülkemizi her yıl binlerce turist ziyaret ediyor. Elbette her birine Türkiye’nin en çok neyini beğendiğini sormak adettendir. Çoğunlukla pek çok şey sayılır. İnsanları, doğal güzellikleri, birbirinden güzel saray ve camileri, daha sayılacak pek çok şey. Ancak herkesin sevdiği ortak bir şey var: O da Türk Mutfağı. Yabancıların Türkiye’ye tekrar gelişine sebep olan, yurtdışında yaşayan Türklerin de en çok özlediği şey her zaman Türk mutfağı olagelmiştir.

Türk Mutfağıyla ilgili söylenecek belki de en doğru şey çok yönlü oluşudur. Türk misafirperverliğinin yansıdığı meşakkatli yemeklerden, birkaç dakikada hazırlanılabilen aperatif yemekler, çeşit çeşit et yemekleri, vejetaryenleri de memnun edebilecek çeşitte sebze yemekleri ve elbette ki şerbetlisinden sütlüsüne tatlılar. Kısacası yemek yemenin her aşamasında ayrı bir zevktir Türk mutfağı. Karadeniz, Güneydoğu ve Ege mutfağı gibi yörelere göre farklı özelikler de taşır aynı zamanda. En çok yemek seçen insan bile bir sofradan aç kalkamaz ülkemizde.

Osmanlı kültürünün mirasını taşıdığı gibi, Ortadoğu ve Balkan kültürden de esinlenmiş, böylece doğu ve batı kültürlerinin bir potada eriten Türk kültürünün bir ön izlemesidir bir bakıma. Her sofrada ilk olarak çorbalar servis edilir. Özellikle de kış aylarında vazgeçilmezdir çorba. Türklerin en çok tercih ettiği çorbalar içinde barındırdığı sebzelerle her annenin hastalıklara karşı koruyucu olduğuna inandığı mercimek, ezogelin ve sebze çorbalarıdır. Yoğurt zaten her evin olmazsa olmazıdır ve çorbası da çokça tercih edilir. Hastası olan evlerde de tarhana çorbasının pişmediği görülmemiştir şimdiye dek. Zaman zaman unla, zaman zaman erişteyle, bazen de şehriyeyle kıvam kazandırılır çorbaya. Çorbaların sofraya geliş sırasına tek bir istisna vardır: O da işkembe çorbası. Genellikle içilen içki üzerine baş ağrısını geçirmesi için tüketilir bol taneli işkembe çorbaları. İşkembeci lokantaları geç saatlere kadar açık kalır genelde.

Sonrasındaysa bir Türk mutfağı klasiği gelir elbette, et yemekleri. Yahniden kebaba dek her türlü et yemeği pişer mutfaklara. Sebzelerle karıştırılır, hamur işlerine eklenir, çorbaya katılır. Tabiri caizse bir hayvanın her bölümünden bir Türk yemeği çıkarılır. Yalnızca sofra yemeği de değil, asıl fast food olarak zirveye koşar et yemekleri mutfağımızda. Döner, dürüm, lahmacun her zaman burgerler ve pizzalardan daha çok tercih edilecektir; hem ülkemizde, hem de Avrupa’da. Ülkemizde vejetaryenlerin sayısı her ne kadar fazla olmasa da aslında Türk mutfağı onları da yarı yolda bırakmaz. Etli sebze ve etsiz sebze yemekleri olarak ikiye ayrılır hatta bu kategori. Dolmalar, sarmalar, evde var olan tüm sebzelerin bir araya katıldığı türlüler; kabak, havuç, patlıcan ve soğanla yapılan ızgara ya da kızartma yemeklerle birlikte sulu yemeklerden en az biri mutlaka şenlendirir sofraları. Bir de baklagiller var elbette. Türk mutfağında hiçbir sebze, et ya da baklagil tek bir çeşit pişmez. Duruma ve damak tadına göre kızartılır, dolması yapılır, fırına atılır. Ispanağın kekinin bile yapıldığı bir hayal gücü vardır ortada.

Çok lezzetli, çok çeşitlidir ama çok da kilo aldırır Türk mutfağı. Orta yaşlı her Türk kadın ve erkeğinin bel çevresi yavaş yavaş genişlemeye başlar. Sebebi basit: Kıvamını tutturanın yemek yapmada usta sayıldığı pilav, ananelerin vazgeçilmezi börekler, çay saatinin eşlikçisi poğaçalar, Fransızlardaki krepe verdiğimiz karşılık akıtma, kahvaltıların şahı pişi..

Böyle iddialı başlayan bir menüyü sönük bitirmek olmaz elbette. Sıra tatlılara gelir ve hayal gücünün sınırları tam anlamıyla zorlanmaya başlar. Hafif yemek isteyene sütlü tatlı servisi yapılır: muhallebi, keşkül, kazandibi, hatta zerdeçal baharatının katıldığı zerde. Meyveler de boş verilmez; ayvadan ayva tatlısı yapılır, kabaktan kabak tatlısı, bazen de hepsi bir arada kullanılır ve aşure pişirilir Muharrem aylarında. Peynir bile boş çıkmaz bu mutfaktan, peynir helvası da yapılır, künefe de. Yattı balık yan gider deyip tatlıda da en tatlısını, en şekerlisini ve belki de en ünlüsünü isteyenler çıkacaktır illa ki. O zaman da baklava verilir. İncecik yufkalar arasına konan fıstık, ceviz, fındık pişirilir ve şerbetle de tatlandırılır. İncecik teller halinde hazırlanan hamurla hazırlanan kadayıf, şöbiyetler, şekerpareler. Kısacası yok yoktur Türk mutfağında.

Dünya mutfağının her lezzetinin bir seveni vardır. Her ülkenin meşhur yemekleri bir zevke hitap eder. Türk mutfağındaysa herkes memnun edilir bu çeşitler sayesinde. Kısacası yeryüzünde cennettir Türk yemekleri ve yemeden ölmemek gerekir.

Petek Şah

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers