TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ: YENİ DÖNEM DEMEK İÇİN ERKEN Mİ?

16/10/2016


Uçak krizinin yaralarını sarmaya emin adımlarla ilerleyen Türkiye ve Rusya, iki ülke liderinin 10 Ağustos günü St. Petersburg’da bir araya gelmesinin ardından belirli alanlarda gelişmelerin yaşanması üzerine mutabakata vardı. Türkiye Cumhurbaşkanı ve Rus mevkidaşı Putin arasındaki zirvenin birinci etabının bitmesinin ardından basının karşısına çıkan iki lider “İlişkilerin Kasım 2015 öncesine dönmesini amaçladıklarını” söyledi.

Bu yaşanan gelişmeler medyada “Türk-Rus İlişkilerinde Yeni Dönem” şeklinde duyuruldu. Peki, gerçekten iki ülke arasında köklü ilişkilerde yeni döneme girildi mi?

Bu sorunun cevabını vermek için 2015 Kasım öncesine dönmekte fayda var. Su-24 uçağının düşürülmesinden önce enerji, turizm ve ticaret alanlarında yüksek işbirliği ve bu alanlardaki başarıların getirdiği ekonomik ilişkilerde ticaret hacmini yüksek tutma arzusunda olan iki devlet vardı. Son dönemlerde başta Ukrayna Krizi olmak üzere, Suriye iç savaşı konularında iki ülkenin anlaşmadıkları zaten biliniyordu. Batı’nın partneri olan Türkiye ile Rusya’nın çıkarlarının farklı olduğu iki ülke tarafından kabul görmüş bir gerçekti. İki ülke, ilişkilerinde siyasi konulardaki anlaşmazlıklarını dışarı yansıtmaktan ve ikili ilişkilerine zarar vermesinden kaçındılar. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rus Devlet Başkanı Putin siyasi konumlarının ötesinde, dostluk ilişkilerinin olduğu biliniyordu.
İki liderin zirvesinin ikinci etabının başlığı Suriye meselesiydi. Ancak, Suriye görüşmeleri kapalı kapılar ardında gerçekleşti ve basına net bir açıklamada bulunulmadı. Suriye iç savaşı askeri bir mesele, detaylı ve net bir mutabakata varmak için çok çetrefilli bir konu olduğunu belirtmek gerekir.

2015 Kasım öncesi dönemini bu şekilde özetlersek, yeni dönemin başladığı yorumlarını getirmek için henüz erken.

Diplomatik Gözlem’e fikirlerini paylaşan Güvenlik ve Enerji Politikaları uzamanı Hasan Selim Özertem iki ülke arasında, geçmiş dönemden farklı, yeni bir dönemin başladığını söylemek için henüz erken olduğunu söylüyor ve bu durumu şu şekilde açıklıyor;
“İki lider,‘İlk hedefimiz 24 Kasım 2015 öncesi dinamiklere dönmek’ olarak ifade ediyor ki, ancak bunu yakaladıktan sonra bir adım öteye geçerek yeni bir dönem açılabilir. Bunun için de toplantıda bahsi geçen savunma sanayiinde iş birliği ve Suriye başlıklarını yakından takip etmek gerekiyor.

Öte yandan yeni bir dönem nitelendirmesinde özellikle Türkiye Batı ile ilişkiler bağlamında Rusya ile ilişkileri nerede olacak. Bu sorunun cevabını henüz alabilmiş değiliz. NTV muhabiri Deniz Kilislioğlu da bu soruyu sordu ancak Sayın Cumhurbaşkanı bu soruya doğrudan cevap vermekten kaçındı. Dolaylı olarak verilen cevaba bakıldığında Erdoğan’ın ÜDİK mekanizmasına ve Rusya-Türkiye arasındaki mevcut ticaret hacmine vurgu yapması not edilmeli.”

Savunma sanayi alanında işbirliği ve Suriye konusunda ise Özertem sözlerine şu şekilde devam ediyor. “Savunma sanayii oldukça geniş bir alan. Malumunuz geçmişte Çin ile füze anlaşması imzalanmıştı ancak iptal olmuştu. Bu özellikle Türkiye'nin NATO içerisinde çok ciddi eleştirilmesine neden olmuştu. Yüksek teknolojili bir savunma sanayii işbirliği de pek tabii burada yeni bir dönemin başlangıcı anlamına gelebilir. Bugüne kadar baktığımızda iktisadi ilişkiler çok kapsamlı ve kompleks bir yapıya sahipti. Ama bu ilişkilerin niteliğine baktığımızda enerji, tarım ürünleri ve müteahhitlerin olduğunu görüyoruz. Bunun daha kompleks bir alana karşılıklı işbirliğine dönüşmesi henüz gerçekleşmemiş. Burada belki tek bir istisna Mersin Akkuyu Projesiydi ki o da geçtiğimiz dönemin bir projesi olarak nitelendirilebilir. Bu açıdan savunma sanayii stratejik öneme haiz bir alan. Suriye konusu ise bir diğer başlık. Bu konunun oldukça hassas olduğu ortada. Zira Suriye toplantısı kapalı devre gerçekleşti. Bununla ilgili basına net bir açıklama yapılmadı. Ancak bu konuda varılacak bir uzlaşı yeni dönemin önemli açılımlarından biri olacaktır.”

Suriye Sorunu En Çetin Problem

İki ülkenin attığı adımların yeni bir dönem olarak adlandırılmasının ne kadar doğru olup olmadığını Russia Direct dergisi genel yayın yönetmeni Pavel Koshkin sorduk. Koshkin’e göre Putin ve Erdoğan arasındaki görüşmelere yeni bir dönem açıklaması belli bir derecede yapılabilir. “Rusya-Türkiye ilişkilerini geliştirmeye yönelik atılan adımlar şiddetli bir bozulmanın ardından geldi ve bu bozulma ilişkileri geriye götürmüştü.”

Koshkin’e göre bu yeni dönem Erdoğan’ın Rusya’ya gerçekleştirdiği ziyaret ile başlamadı. Yeni dönem, Suriye sınırında Rus jetinin düşürülmesi üzerine Erdoğan’ın üzüntülerini dile getirdiği mektup ile başladı.

Pavel Koshkin’e Rusya’nın Türkiye’den beklentilerinin ne olduğu sorumuza “ Rusya, Türkiye’den güvenilir, pragmatik ve daha öngörülebilir bir partner olmasını umuyor” şeklinde cevap verdi.

“Ankara ve Moskova, Suriye krizi ve terörizmin dahil olduğu ortak zorluklardauzlaşmak için girişimde bulunsalar bile Suriye sorunu en çetin problem olarak karşımıza çıkıyor. Ama ülke arasındaki öncelik ortak enerji projeleri olan Türk akımı ve Akkuyu nükleer santrali olacaktır. Terörle mücadele, iki ülkenin ortak hareket etmesinin gerektiği diğer önemli bir alan ama başarılı olup olmadıklarını zamanla göreceğiz.”

Batı Karşıtı Söylem Ne Kadar Yakınlaştırdı?

Türkiye’nin Suriye krizi ile birlikte Batı ilişkilerindeki güven zedelenmesi ciddi boyutlara ulaştı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye’nin Batılı müttefiklerinden beklediği desteği alamaması ve özellikle “stratejik partneri” ABD ile toplumun ortak düşmanı Fetullah Gülen’in iadesi konusundaki anlaşmazlığı, ülke genelinde duyulan Batı’ya karşı öfkeyi hareketlendirmiş oldu. Batı’ya karşı hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakan seviyesinde getirilen tepkilerin halk tarafından destek bulması Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini iyileştirme adımları Türk halkının önemli bir kesmi tarafından destek buluyor.

Türkiye’deki mevcut Batı düşmanlığını yönetilmesi gereken bir fenomen olarak adlandıran Özertem “Son dönemlerde artan “üst akıl” söyleminde Batı’nın kastedildiği gayet açık. Rusya’da ise Batı karşıtlığı çok daha derinlere iniyor. Özellikle NATO’nun genişlemesi ve Ukrayna krizi sürecinden bu yana Rusya’ya yönelik yaptırımlarla, Sovyetler’den bugüne kadar gelen Batı karşıtı mirasın zirve yaptığı bir dönemden geçiliyor. Bu durumun Türkiye ve Rusya’nın aynı noktada buluşmasına ne kadar imkân vereceğini ileride göreceğiz. Bu nedenle orta ve uzun vadede Suriye ve savunma sanayi başlıklarının belirleyici olacağı inancındayım. Şu andaki ilişkiler pragmatik bir düzlemde şekilleniyor. Türkiye manevra sahasını Batı’ya karşı genişletiyor.”

Ali Faruk İMRE

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers